SES BAYRAĞIMIZ
Seslenir seni bana “ova”m, “dağ”ım,
Nere gitsem bulur beni arınmış.
Bir çağ ki akar ötelere,
Bir ak.. ki yüce atalar, bir al.. ki ulu oğullar,
Türkçem, benim ses bayrağım…
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
Yazıya konu olan konuşma dün Türkiye’nin İzmir kentinde; onun da tam orta yerinde geçti başımdan.
Çok bilinen bir elektronik satıcısına fotoğraf makinem için bellek kartı almak üzere girdim.
Henüz 30’unda bile olmayan tezgâhtara “bellek çubuğu” satın almak istediğimi söyledim. Uzunca süren bir sessizlik ve afallamayla karşılık buldu isteğim. Doğrusu ben de şaşırdım.
Kendime geldiğimde isteğimi kendi dilimde anlatamadığımı fark ettim! Memory stick dediğimde kolayca anlaşılabildim!
Genç kızımıza Türkçesinin anlaşılmamasına şaşırdığımı söylemeye çalıştıysam da; istediğim şeyin memory stick olduğu, başka adla anılmadığı geri bildirimini aldım!
Bu kısa ve şaşırtıcı konuşmanın ardından aklımdan geçenleri özetleyerek sonlandırıp yorumu sizlere bırakayım!
- Her ne kadar üzüntüyle karışık bir şaşkınlık yaşamış olsam da gencimizin yabancı dil bilgisine sevinmeli miydim?
- Yoksa, bugünün dünyasında iletişimimize rahatlıkla yetecek varsıllıkta olan dilimizin yerle bir edilmiş olmasına üzülmeli miydim?
Daha fazla yorumdan kaçınarak sözü size bırakıyorum!
Ceyhun BALCI, 05.06.2014


Yorum bırakın