Değerli Dostlar, Sevgili Yurtseverler:
10 Ağustos 2014 günü yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi sonuçları belli oldu.
Bir defa seçmenin; önüne konulan seçeneklere, bunlar “antidemokratik” olarak ve fena halde sınırlandırılmış olsa da, verdiği oya, saygı duyduğumu, ifade etmek isterim. Öyle ya da böyle, seçmenin teveccühüne muhatap olmuş adayları, bu çerçevede kutlarım. Başta seçmenin duyarlılığını kutlarım…
Fakat, “sürecin” katiyen bitmediğini, kimilerini ciddi olarak müteessir edecek olsam da, ifade etmek, zorundayım.
Önce, şunu işaret etmeliyim:
Prof. E. İhsanoğlu’nun (Şahsi’na ve müktesebatına duyduğum saygı saklı olarak, devam ediyorum), “çatı adaylığı” açıklandığında, şiddetli bir hayal kırıklığı yaşamış, bu bağlamda, başta üyesi olmaktan onur duyduğum, ana muhalefet partisinin yönetimi olmak üzere, oluşumun mimarlarına, gönül koymuştum.
Bu çerçevede, düşüncelerimi, kaygılarımı, önerilerimi, ekteki 18 Haziran 2014 tarihli ve “Zurnanın Zart Dediği Noktadayız, Ama, Türkiye Sahipsiz Değildir!”, başlıklı, birinci yazıyla, kamuoyuna duyurmuştum. Bu yazı, ne güzel ki, çok olumlu yansımaların odağı, oldu.
Buradaki öngörülerimde, hemen hiç yanılmamış bulunduğum, teslim buyrulacaktır.
“Cumhurbaşkanı” olarak, desteklediğim adaylar arasında, Milletvekili Arkadaşlarım, Önceki Bakan ve Meclis Başkanı, Dostlar, vardı…
Bu isimleri, katıldığım platformlarda kuvvetle telaffuz ettim… Onlar’a destek oldum, destek sağlamaya çalıştım…
Demeye kalmadı… “Çatı adayı” geldi, karşımıza…
Buna karşılık bilhassa, ana muhalefet partisi bünyesinde, TBMM’de, bir “hareketlenme” oldu. Sevgili Emine Ülker Tarhan’ın adaylığı, gündeme geldi. Gerekli sayıda imzayı bulamayacağını, yanılmayı dileyerek tahmin etmiş, telaffuz etmiştim… Aynı çizgide, eğer aday olursa, O’nu destekleyeceğimi de, ifade etmiştim.
Öngördüğüm gibi, oldu… Maalesef, Sevgili Emine Ülker, aday olamadı.
**
Bir şey yapmak gerekiyordu.
Yol boyu, hem partili arkadaşlarımdan, hem demokratik kitle örgütlerinden, dostlar, omuzdaşlar, beni taçlandırarak, aday olmaya davet edeğeliyorlardı. Ancak böyle bir yaklaşımın, o aşamada, sonuç vermesinin mümkün olmadığını görüyor, önerilere, olumlu yanıt veremiyordum.
Nedir ki, seçenekler tükenince, iş başa düştü.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığı’na, adaylaşmanın, ilan edilmiş son günü olan 3 Temmuz 2014’de,, şu yazıyı yolladım…
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte, katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman, vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir. “Demokrasi” yaveleri ortamında, bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.
Halkımızı, bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, Cumurbaşkanlığı’na aday oluyorum.
Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
**
YSK’ya, 5 Temmuz 2014 tarihli muteakip yazimla, secim takvimine uygun olarak, basvuru icin, istenen belgeleri, bilgileri yolladim.
YSK’nin, 20 milletvekili imzası – sekil sarti yuzunden, talebimi reddedecegi belliydi.
Oyle oldu. YSK’nin yazisi elime 17 Temmuz 2014’te gecti.
Şu ki, 20 milletvekili imzası – sekil sarti, Anayasal bir yaptirim olmakla birlikte, antidemokratik, kisitlayici, ayirimci bir şarttı. Avrupa Toplulugu Muktesebati’na, hic uygun degildi. Bir defa demokratik anayasamizin bunyesine uygun degildi. Anayasa’da yer alamazdi. Anayasa’nin 90. Maddesi ayrica, her turlu yasamizin uzerinde, Avrupa Toplulugu Muktesebati’nin bulundugunu varsayiyordu.
Bunun uzerine, 18 Temmuz 2014’te, yani, YSK’nin karari tarafima ulastiktan hemen sonra, bu karari, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne (AIHM), goturdum.
YSK’ya, o arada, yine secim takvimi zemininde, 7 Temmuz 2014 tarihli ikinci bir yazimla, Prof. Ihsanoglu’nun, yururlukteki mevzuata dahi uygun olarak gelismemis olan adayligina, itiraz ettim. Ayni baglamda, Kurul’un, adayligimi, 20 milletvekili imzasi – sekil sartinin, bariz bicimde, antidemokratik olmasi hasebiyle, muhakkak, kabul etmesi gerektigi, hususunu, tekraren hatirlattim…
Buna cevap, bekledigim gibi, yine olumsuz geldi. YSK, isteklerimi, tartismaksızin, verdigi kararlarin kesin oldugu gerekcesiyle, reddediyordu. YSK’nin yazisi elime gecer gecmez (6 Agustos 2014), calismaya koyuldum… Onceki gibi, bu yaziyi da, AIHM’ne, iptali talebiyle tasidim. Tarih: 9 Agustos 2014.
**
Ekte sirasiyla, YSK’na yolladigim, 3-5 ve 7 Temmuz 2014 tarihli yazilarimi, ikinci ve ucuncu dosyalar olarak, ekliyorum.
Muteakip iki dosya AIHM’ne, yolladigim dosyalardir. Bunlarin onundeki “Fransizca Ozetler”, Okur’u, olumsuz etkilememelidir. Devamlarinda, cunku, Turkce ve asil metinler bulunmaktadir.
**
Konu tarafimdan Aanayasa Mahkememiz’in bilgisine, ayrica tasinmistir.
Ozetle savim sudur:
o YSK, seçimin güvenliğinin ve her hal-u karda, demokratik cereyanın teminatı olmak, gerekirken; seçimi kendi eliyle, hukuksuzluğa ve antidemokratik bir serencama, duçar etmektedir.
o Söz konusu “en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği”, fevkalade antidemokratiktir, kısıtlayıcıdır, ayırımcıdır. Bu yaptırım, Anayasa’da yer alsa dahi, demokratik bir anayasa kavramıyla, seçme ve seçilme haklarını, ciddi olarak hırpaladığı için, açıkça çelişmektedir.
o Seçmensiniz, ama aday olamıyorsunuz, yirmi milletvekili, imza vermezse, aday gösterilemiyorsunuz, kendiniz ya da üyesi olduğunuz demokratik kitle örgütleri yönetim unsurları olarak, birisini aday gösteremiyorsunuz, sakilliklerini bildiğiniz bir adaya itiraz edemiyorsunuz…
o Bu demokrasi degil, tam anlamıyla, erki ellerinde tutanların, hile yoluyla yutturmaya calıştıkları, çarpık çurpuk, uyduruk, olsa olsa (secmenin oyuna saygim sakli olsa da), bir çadır demokrasisidir.
o Söz konusu, yirmi milletvekilinin imzasinin istihsal edilmesi koşulu, demokratik bir anayasada bulunamaz.
o Böylesi bir şart, Avrupa Komisyonu müktesatına, tümüyle, aykırıdır.
o Anayasa’nın hiç bir maddesi, Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırı olamaz. Bu koşul, Anayasamız’ın 90. Maddesi’nde yaptırımsallaştırılmıştır. Oysa, 20 milletvekili imzasının üstelik Anayasamız’a, adaylaşmada bir gerekirlik olarak rapt edilmesi, Avrupa Komisyonu müktesebatına, açıkça aykırıdır.
o YSK, yirmi milletvekilinin imzasının istihsal edilmesi, “şekil şartına” hapsolmuştur; bu çerçevede, dilekçemin özüne, hatasını idrak ettiğini ihsas etse de, girmemistir.
o Oysa isteğim dogrultusunda, pekalâ esasa girebilir ve re’sen (yirmi milletvekili imzasının işaret ettiği, “şekil şartı”, tartışmasız antidemokratik olduğu için), adaylığımın uygunluğuna, doğrudan, karar verebilirdi.
o Olmadı, isteğim uzantısında, Anayasa Mahkememiz’den, görüş sorabilirdi.
o Hatta, söz konusu anayasal yaptırımı; “demokratik anayasa” ile bağdaşmadığı gerekçesiyle ve iptali istemiyle, Anayasa Mahkememiz’e, rahatlıkla, taşıyabilirdi.
o Bunları yapmamakla kalmamış, önüne gelen yeni verileri ve muhkem bir savunmayı, hatasının bilincine varmış olsa da, önceki kararlarından cayamayacağı gibi, kabul edilemez bir gerekçeyle reddetmeye sıkışmıştır.
o Böylelikle “adil yargılama” yapmamış olmakta, “seçme seçilme haklarımızda” bariz ihlale, sebebiyet vermiş, bulunmaktadır.
o Seçilme hakkım, daha vahimi, şahsımı seçmeyi dileyecek milyonlarca seçmenin seçim hakkı, açıkça gaspedilmistir.
o YSK özetle, 7 Temmuz 2014 tarihli dilekçem uzantısında, adaylığımı, kabul etmesi gerektiğini idrak ettiğini ihsas etmesine karşın, adaylığımı önceden reddetmiş olması gibi abes bir gerekçeyle, kabul edemeyeceğini, ifade etmeye, daralmaktadır.
o Süreç, dediğim gibi, bütünüyle, Avrupa Komisyonu Müktesebatı’na aykırıdır.
o “Anayasa”; gelişigüzel ve her bir yaptırımı ayrı ayrı izlenmek zorunda olan bir metin, değildir. Buraya ilave edilecek herhangi yeni bir yaptırım, buradaki ana felsefeyle bağdaşıyor olmalıdır. Anayasa’nın, 90. Maddesi itibariyle, bunun üzerinde “Avrupa Komisyonu müktesebatı” olduğuna gore, ilave herhangi bir yaptırmın bu müktesebatla uyumlu olması gerekir.
o Bir defa, böyle mi, değil mi, bu denetlenmelidir, ki, örneğimizde, böyle bir soru gündeme dahi getirilmemiştir.
o Anayasa, bir “Dernek Tüzüğü” katiyen değildir, olamaz; yirmi milletvekilinin imzasının, Cumhurbaşkanı Adayı olmak uzere toplanması zorunluluğu, abestir. Kaldı ki, bir Dernek Tüzüğü’nde dahi böylesi abes bir yaptırım bulundurulamaz. Ayrıca, Cumurbaşkanı Adayı, milletvekili peşinde, imza için mi, koşar!..
o Her hal-u kârda, söz konusu türden bir yaptırım, hele anaysanın, içinde, zinhar olamaz. Demokratik anayasada, bir defa, antidemoktarik hüküm bulundurulamaz.
o Adaylaşmaya saygısı olmayanın, demokrasiye saygısı yoktur.
o Avrupa İnsan Hakları Makemesi’nin, Sejdic Vefinci’nin açtığı dava zemininde verdiği, 22 Aralık 2009 tarihli ve 27996106 sayılı, Bosna Hersek’teki, Yasama Organı / Cumhurbaşkanı Seçimi’nde, her türlü ayırımcılık ve kısıtın kaldırılması yönünde olarak verdiği abide karar, davamda, emsal teşkil edecek, davamızın olumlu olarak sonuçlandırılmasına, kolayca rehberlik edecektir.
**
Niye bu gune kadar durdugum, girisimlerimizi kamuoyuna duyurmadigim, sorgulanabilir.
Yanit basit: AIHM’ne, son yazimi (elime, 6 Agustos 2014’te gelen YSK karari uzantisinda), ancak Gecen Cumartesi Gunu, 9 Agustos 2014’te, tamamlayabildim, AİHM’ne, yollayabildim.
AIHM’nin, talebimi kabul edecegini ve Cumhurbaskanligi Secimi’nin, bu sebeple, tekrarlanmak zorunda kalinacagina, kuvvetle, inaniyorum…
Seçimin, çesitli vechelerine donuk goruslerimi aciklamaya devam edecegim…
**
Bu asamada yalniz, su kadarini, soylemek isterim: CHP Yonetimi, cok uzgunum, zaten iflas etmisti; simdi ise artik tamamen bitmistir.
Ama asil soyleyecegim sudur ki (milyonlarca oya ve onlarin gittigi oznelere derin saygim sakli olarak ifade ediyorum), bugunku hezimette imzasi olan hic bir basiret ozurlu, CHP Ust Yonetim mensubu, bundan sonrasina donuk olarak – halisane tavsiye ederim – burnunu, sutre gerisinden cikartmasin!…
**
Omuzdaslarimi temsilen, dikkatlerinize, guzel dilekler, sevgi ve saygilarimla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
5 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
Ekli, 3 Temmuz tarihli dilekçemi (Özgeçmiş ve Nüfus Kimlik Bilgilerini havi iki ekiyle birlikte), aynı gün, katınıza faksladıktan sonra, ayrıca, Kargo ile, tarafınıza yollamıştım (Yurtİçi Kargo / Seri Sıra Numarası J753611). Söz konusu dilekçemin, aynını, evvelce TBMM Başkanlığı’na ilettiğimi ve yerine ulaştığını “Özel Kalem”le yaptığım kouşma suretiyle tahkik ettiğimi, önemle belirtmek isterim.
Bugün ise, mevzuatın bahşettiği artı zaman dilimini kullanıyor olarak, katınıza, “Cumurbaşkanlığı’na adaylık başvurusu” itibariyle, talep edilen tüm belgeleri sunuyorum.
Bu çerçevede, buraya, şunları eklemekteyim:
• Üniversite Diplomamım tasdikli sureti
• Adlî Sicil Kaydı
• Nüfus Kayıt Örneği
• İkametgâh Bilgisi
• 6+1 Adet, istenen özelliklerde, vesikalık resim
• Mal Beyanı
Bu dilekçeme, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na 4 Temmuz 2014 tarihli olarak yazdığım yazının örneğini de, eklemekteyim.
Başvurum itibariyle, Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak sonuç olumsuz olursa, şaşırmam; saygı duyarım. Nedir ki, düşüncelerimi, kaygılarımı birikimlerim ve bütün içtenliğimle dikkatlere sunduğuma dair husus; inanıyorum, takdir buyrulacaktır.
Sizin ise, özellikle böyle bir durumda, Anayasal gerekirlik olan, Adaylığım’a dönük, 20 Milletvekli’nin imzasını edinmemiş olmam hasebiyle, adaylık başvurumu – aksini, katınız da Anayasa Mahkemesi kadar yüce bir yargı kurumu olup, aşağıda ayrıntısıyla zikrettiğim tesbitler ve değerlendirmeler zemininde, başvuruma karşılık, pekalâ ve re’sen olumlu bir karar verebileceğiniz için, yürekten dilemekle birlikte, yine de – dikkate almayabileceğinizi, elbette teslim ediyor, kararınıza her hal-u kârda, saygı duyuyorum.
Bütün bunlara karşın, tarihe bir kayıt düşme sorumluluğumu geriletemiyor, Cumurbaşkanlığı’na, büyük bir onur ve görev bilinciyle, aday olma keyfiyetimi, dikkatlerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
Bu dilekçe, 3 Temmuz 2014 itibariyle katınıza fakslanmıştır. Tarafınızdan alındığı ve kayda verildiği, lutfedilip, teyit edilmiştir. Bu çerçeevede, “süre gerekirliğinin” yerine gelmiş oduğunu ümidetmekteyim. Ayrıca, 20 milletvekili imzasının gerekirliğinin, “anayasanın eşitlik ilkesine” aykırı olduğu, fevkalade sarihtir. “Adaylaşma sürecinin” güven altına alınması, “demokrasinin” güven altında tutulmasıyla, eşanlamlıdır. Bu çerçevede, dilekçemin işleme konacağına güvenmeyi diliyorum. T.C. Kimlik Bilgilerim’i ve kısa bir Özgeçmişim’i ekliyorum… Güzel dilkeler, sevgi ve derin saygılarımla… T. Yarman (3 Temmuz 2014)
F: 0312 419 53 08
3 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman, vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir. “Demokrasi” yaveleri ortamında, bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.
Halkımızı, bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, Cumurbaşkanlığı’na aday oluyorum.
Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
N: Bu yazı Anayasa Mahkememiz’den istihsal edilmesi beklenen, yirmi milletvekilinin imzası gerekmeksizin, Cumurbaşkanı adayı olunmasını mümkün kılacak, “karar” zemininde yazılmıştır. Bir son dakika darlığı yaşanmamak üzere, bu çerçevede, “süre gereğini” yerine getirdiğimi umuyor, gerekli belgeleri katınıza, vakitlice sunacağımı, taahhüt ediyorum.
TOLGA YARMAN, PROF. DR.
1963’de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Üniversite öğrenimini Fransa’da gördü; Institut National des Sciences Appliquées de Lyon Mühendislik Okulu’ndan, 1967’de, Yüksek Kisans düzeyinde, mezun oldu. 1968’de İTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü’nde ikinci Yüksek Lisansı’nı tamamladı. “Doktora çalışmasını” ABD’de yaptı; Massachusetts Institute of Technology’den, 1972’de “Bilim Doktoru” ünvanını aldı.
İTÜ’de, 1982’de Profesör oldu. İTÜ, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, California Institute of Technology, İ.Ü. Mühendislik Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi, Brüksel Özgür Üniversitesi, Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Ünivertsitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim görevlerinde bulundu. Halen, T.C. Okan Üniversitesi öğretim üyesi.
Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) (Ankara, 1983), Anadolu Bilim ve Teknoloji Stratejileri Araştırma Enstitüsü (BİLTES) (Eskişehir, 1987), Türkiye Sosyal, Siyasal ve Ekonomik Araştırmalar Vakfı (TÜSES) (İstanbul, 1988), Tarih Vakfı (İstanbul, 1991), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) (İstanbul, 1994) ve Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) (İstanbul, 1998), kurucu üyesi oldu. 2009–2011 arasında, TÜMÖD İstanbul Kolu Başkanı olarak görev üstlendi.
1983’te SODEP, MKYK Üyesi seçildi. 1989-91 arası, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) İstanbul İl Yöneticisi olarak görev sürdürdü. Aynı zaman diliminde, SHP İstanbul İl Kültür ve Eğitim Komisyonu Başkanı olarak pek çok etkinliğin öncülüğünü yaptı. Bu dönemde “Çağdaş Toplumcu Demokrat Düşünceyi” başlattı. Bu çerçevede, ülkemizdeki siyasal oluşumlara, özellikle de, SHP ve CHP içindeki, genelde ülkemizdeki siyasal hareketlere ve bölünmüşlüğe dönük, pek çok makale yazdı, araştırmalar geliştirdi, siyasalar önerdi. O arada “CHP Açılırken Solda İnsan Hareketleri” başlıklı bir kitap (1992) yayınladı.
“Doğabilim” birikimleri uzantısında, bir bakıma, “toplumcu demokrasi” kuramı ve “toplumcu bir ahlak öğretisi” olarak hazırladığı, “Un Système de Croyance Cosmique” başlıklı kitabı, Belçika’da basıldı (1997).
Bir üsre once ve dört yıl boyunca, her hafta, konuklarıyla birlikte, “Enerji Savaşları” adını verdiği, Bölgemiz ve Türkiye üzerinde gelişen askeri ve siyasi girdapları, teknik girdiler itibariyle, derinlemesine tahlil eden ve çıkış yolları dokuyan, bir TV Programı gerçekleştirdi…
Binlerce öğrencinin hocası oldu… Şimdilerde, birçoğu “profesörlük düzeyine” tırmanmış, pek çok öğrencisine, yüksek lisans ve doktora çalışması yaptırdı. Uluslararası birçok akademik etkinlikte Türkiye’yi temsil etti. Maddenin ve evrenin yapısı, enerji, nükleer enerji, teknoloji, sanayileşme, savunma, savunma sanayii ve çevre alanlarında yapıtları, ulusal ve uluslararası basın ve konferanslarda yer almış, çok sayıda çalışması bulunmaktadır. Son yirmi yıldır Einstein’ın Görecelik Kuramı ile Modern Atom Kuramı’nı birleştirmek üzere geçekleştirdiği çalışmalar, çeşitli dünya bilim merkezlerinde yükselen yankılar bulageldi.
M A L B E Y A N I
Tolga Yarman, Prof. Dr.
4 Temmuz 2014
Gayrı Menkul
Rahmetli Büyüklerimiz’den 2013 itibariyle tevarüs ettiğimiz ve halen oturmakta olduğumuz, Vaniköy Cad. 81, Çengelköy, İstanbul Adresi’ndeki, çocukluk evimiz
Menkul
• Vakıfbank Osmanbey Şube 13535919 Yatırım Heabım’da 6474.83 tl
• Vakıfbank İTÜ Bağlı Şube 36062214 Yatırım Heabım’da 35 165,09 tl
• Vakıfbank 00158000068198289 Bankomat Hesabı’nda 1000,86 tl .
• Vakıf Emeklilik’te 101 379 tl
Araba
2008 Marka, Peugeot
EK – 1: ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU
ACİLDİR
4 Temmuz 2014
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
Çankaya, Ankara
Sayın Hulki Cevizoğlu’nun, “Cumurbaşkanlığı’na aday olmak üzere 20 Milletvekili’nin imzasının gerekirliğine ilişkin yürürlükteki yaptırımın, Anayasamız’ın, başta “eşitlik ilkesi” olmak üzere, temel felesefesine aykırı olduğu” savı zemininde, söz konusu gerekirliğin, iptal edilmesi talebiyle, katınıza yaptığı bireysel başvuruyu, basından, memnuniyetle öğreniyorum. Aşağıda, orrtaya çıkan fiili durum zemininde, söz konusu yaptırımın, nasıl bir anayasa ihlaline zemin teşkil ettiğini somut olarak dikkatlerinize getirmekteyim.
Yüksek Seçim Kurulumuz, 10 Temmuz Perşembe Günü toplanıp, önündeki başvuruları değerlendirecek olup, katınıza yaptığım bu başvurunun hedef aldığı söz konusu anayasa yaptırımının, Sayın Cezivzoğlu’nun başvurusunda dönük kararınız er ne olursa olsun, eğer imkan dahilinde ise, birazdan takdirinize sunacağım hususlar muvacehesinde, değerlendirilip, maruzatımın sonuçlandırılmasının ve kararınızın ilân edilmesinin, ülkemiz açısından, hayatî önemi, ortadadır.
**
Demokrasilerde “adaylaşmanın”, “olmazsa olmazları”, takdirlerinizdedir. Adaylaşmaya saygısı olmayanın ise, demokrasiye saygısı yoktur.
Seçim, “oy verme” işleminden, apaşikâr, ibaret olamaz.
Sayın Cevizoğlu’nun başvurusuna dayanak olan Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesine ilişikin örnekte “seçmen”; “seçme yaşındaki ulusunu bütününin” yerine, “milletvekilleri heyeti”, olmuştur. Ama, “seçmen heyet” nezdinde, “adaylar”, hangi düşünceleriyle, hangi kaygılarıyla, hangi tasarılarıyla, neden aday olduklarını beyan edemediklerinden mâdâ; adayların TBMM Heyeti önünde eşitlikçi bir ortamda, dinlenmelerine, yarışmalarına ve ancak bundan sonra ve mukayesli olarak değerlendirilmelerine fırsat verilmemiş olup, Milletvekilleri, Cumurbaşkanı adayı olarak kime oy izhar edeceklerine dair vicdanî kanaat geliştirme sürecini tamamlama işlevinden, tamamen yoksun bırakılmışlardır. Daha vahimi, her milletvekili tek bir adaya, evet, oy versin, ama, ne münasebetle oyunu, gizli olarak değil de, açık olarak versin ki!.. Milletvekilleri oylarını, yani imzalarını, “açık” olarak vermiştir, vermeye mecbur edilmiştir. O halde, demokrasinin, gizli oy, açık tasnif düsturu açıkça ihlal edilmiş olmaktadır.
Adaylar; eğer muhakkak öylesi isteniyor idiyse, Meclis Heyeti önünde yarışırlar, sonra bütün milletvekilleri oy kullanırlar (istemeyen kullanmaz), nedir ki, oylama gizli olur ve sonnunda, tasnif, açık yapılırdı. Buradan, böylelikle, söz konusu yöntemin izlenmesi usulü, esas alınmakta ise, Cumhurbaşkanı Adaylarımız, öteki evrak gerekirlikleri saklı olarak, belirlenirdi…
Böyle yapılmamıştır.
Bu durumda, demokrasinin olmazsa olmazları ihlal edilmiştir.
Allaşkına, Cumurbaşkanı aday adayı, “vekil” peşinde, imza için, neden koşsun ki! Yakışır mı? Ayrıca adaylaşma, neden özgürce olmasın? Hatta, tersine, imza toplama zorunluluğuyla, dikkate getirdiğim demokrasi ve seçme fiilinin ilkesel koşulları yerine getirilmekten kaçılıyor olunarak, baltanlanıyor, olsun ki!
Cumurbaşkanı’nı, “halk” seçsin istenmektedir, ancak adayların belirlenmesinde, halk yoktur. Halkın temsilcileriyse; halkın yapmak durumunda olacağını yapmaktan, tamamiyle uzak düşmüşlerdir.
Oysa, vaz edilmiş hükümler aynen korunarak dahi, ne ki aday, Meclis Başkanlığı’na başvuru ile, “aday adayı” olabilir; dediğim çerçevede, kendini düşüncelerini, çizgisini tanıtır, öteki adaylarla, Meclis heyeti önünde eşit koşullarda yarışır; Meclis Heyeti, oyunu, gizli olarak izhar eder; 20 imza alan aday adayı; “aday”, olur.
Bu ne kadar böyleyse, kökteki yaptırımın gündeme getiriliş şekli, demokrasinin açıklayageldiğim olmazsa olmazlarının uygulanmasına cevaz vermemiş olup, i) ortaya çıkan gelişme, demokrasiyi, daha en başta, katletmektedir, ii) oluşan tablo, katiyen hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaştırılamaz, iii) 20 milletvekilinin imzası koşulunu yerine getirmemiş aday, ama aday olmak üzere, TBMM Başkanlığı’na başvurmuş ve fakat öteki adaylarla yarışmak üzere, Heyet önüne davet edilmemişse, hatta bunun dai berisinde, TBMM Basşkanlığı aday adayı çağrısında bulunmamışsa, “ortaya çıkan eksik”, süreçte halka rağmen mağdur edilmesi mukadder, adayın değil, yapının eksiğidir; bu durumda, söz konusu aday öteki bütün koşulları yerine getirmişse, adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından, muteber addedilmek gerekir.
Mevcut yaptırımn çarpık lafzı, demokrasinin ağır ihlaline sebebiyet vermektedir. Tahkimata muhtaçtır, bu şekliyle kavrayış ve onarılmaz uygulama kazalarına cevaz vermektedir, onun için, demokratik hukuk devleti baş düsturları üzerine oturan anayasamızın ruhuyla katiyen bağdaşmamaktadır.
Açıklayageldiğim “demokrasi ihlallerini”, bilhassa başta değindiğim Sayın Hulki Cevizoğlu’nun katınıza yaptığı bireysel başvuru sonrasında (buna yönelik kararınız, her ne olursa olsun), bu aşamada, ayrıca ve ayrıntısıyla vuzuha ve karara, aciliyetle kavuşturacağınıza; bilhassa, yürürlükteki maddenin; hele bugün ortaya çıkan, bilinç dışı ve illetli tatbiki yüzünden, besbelli demokrasi katline sebebiyet ve geçit vermiş olması dolayısıyla, yok hükmünde sayılması gerektiğine, hükmedeceğinize güveniyor, güzel dileklerle, sevgiler, derin saygılar sunuyorum.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
EK – 2 : TBMM BAŞKANLIĞINA BAŞVURU
3 Temmuz 2014
TBMM Başkanlığı
Ankara
Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir. Demokrasi yaveleri altında bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.
Halkımızı bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, Cumurbaşkanlığı’na aday oluyorum.
Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
N: Bu yazı Anayasa Mahkememiz’den istihsal edilmesi beklenen, yirmi milletvekilinin imzası gerekmeksizin, Cumurbaşkanı adayı olunmasını mümkün kılacak, “karar” zeminide yazılmıştır. Bir son dakika darlığı yaşanmamak üzere, bu çerçevede, süre gereğini yerine getirdiğimi umuyor, gerekli belgeleri katınıza, vakitlice sunacağımı taahhüt ediyorum.
EK – 3: ANAYASA MAHKEMESİNE EK BAŞVURU
7 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
İlgi: Katınıza yazdığım 5 Temmuz 2014 tarihli yazıya ektir.
Bu yazımla, iki hususu önemle vurgulamak, ihtiyacındayım.
Birincisi, hiç bir anayasa ya da yasa yaptırımımız, malumunuz, Avrupa Komisyonu müktesabatına aykırı olamaz. Oysa, ilgi yazımda ortaya koyduğum şekliyle, Cumurbaşkanlığı sürecinde adaylaşmaya dönük olarak yürürlüğe getirilmiş yaptırımlar, başta da bunların kasıtlı ve çarpık uygulaması, açıkça, Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırıdır.
Halkın seçeceği Cumurbaşkanı’nın adaylaşmasında halkın bulunmaması, daha da vahimi, İlgi yazıda açıkladığım çerçevede, demokrasinin adaylaşmaya ilişkin olmazsa olmalarının hiç dikkate alınmamış olması, bundan da öte, tam anlamıyla katledilmiş olması, Seçim’in iptali için, sebep teşkil eder.
Bu yazımla vurgulamak ihtiyacında olduğum, ikinci husus aşağıdadır.
Meriyetteki mevzuat itibariyle, kimlerin Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip olduğu, Anayasa’nın 101/1’nci maddesinde ve bu doğrultuda 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Yasası’nın 6/1’nci maddesinde, düzenlenmiştir.
Anayasa ve 6271 sayılı Yasa’da, Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip olanlar düzenlendikten sonra;“adaylık” konusuna yer verilmiş, bu konuda (evvelce irdelediğim nakısalar saklı olarak ifade ediyorum), çerçevelendirilmiş, iki yöntemden biri olan “aday olma” yöntemi benimsenmemiş, aksine “aday gösterilme” yönteminin benimsendiği, hükme bağlanmıştır. Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği konusunda aday gösterilme yöntemi benimsenirken, aday gösterilme konusunda, Anayasa’nın 101/3 ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/2’nci maddesinde, iki farklı yöntemin esas alındığı (evvelce irdelediğim nakısalar saklı olarak, devam ediyorum), ifade edilmiştir.
Anayasa’nın 101/3 ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/1’nci maddesine göre, seçilme yeterliliğine sahip olanların aday gösterilebilmesindeki birinci yöntem, en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme şekline raptedilmiş bulunmaktadır. Yasada her milletvekilininin yalnız bir aday için teklifte bulunabileceği, ayrıca ifade edilmektedir.
Anayasa’nın 101/3’ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/2’nci maddesine göre, seçilme yeterliliğine sahip olanların aday gösterilebilmesindeki ikinci yöntem, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde, aldıkları geçerli oylar toplamı, birlikte hesaplandığında, yüzde onu geçen siyasi partilerin ortak aday gösterebilecekeleri kuralına bina edilmiştir.
Bu düzenlemeler çerçevesinde “çatı adayı” konusu irdelenecek olursa, siyasi partiler yetkili kurullarında alacakları karar çerçevesinde, sadece bir aday için, belirtilen yasa kurallarına uymak koşuluyla, ortak bir aday gösterme yoluna gidebileceklerdir. Burada yirmi milletvekili koşuluiç bir biçimde aranmamaktadır.
Yirmi milletvekili koşulu, siyasi partilerin münhasıran belli bir karar almadıkları, böyle bir karar doğrultusunda bir aday gösterme yoluna gitmedikleri, durumda, söz konusudur.
“Çatı adayı” olarak ifade edilen Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi keyfiyeti irdelendiğinde, ortaya şöyle bir resim çıknaktadır:
o CHP ve MHP Genel Başkanları parti yetkili kurullarınca alınmış bir karar varmışcasına hareket etmişlerdir. basına yansıyan beyan ve açıklamalarında partilerince bir başka adayın adaylaşmasına ya da adaylaştırılmasına karşı olduklarını, buna imkan vermeyeceklerini, açıkça ifade etmişlerdir. Malumun ispatına gerek bulunmamaktadır. Bu konu, hepimizin tanık olduğumuz, bildiğmiz, bir konudur. (Elbette tahkik edilebilecektir.)
o Aday gösterilme süreci, gündeme gelip, başvurular yapıldığında görülen odur ki CHP ve MHP Yönetimleri, söz konusu doğrultuda, eşzamanlı bağıl kararlar çıkartmamışlardır.
o Yapmaları gereken bu iken, kendi milletvekillerinin imzalarını davet etmişlerdir. Buna paralel olarak milletvekilleri üzerinde icbar edici bir tavır izlemişerdir.
o Sonuçta, tekliflerini, milletvekillerine yaptırtmışlardır. Bu milletvekilleri, sanki bir parti adayı söz konusu imiş ve bu bağlamda, parti disiplinini gerektiren bir hal varmış gibi, çatı adayına imza vererek, “başvuru” geliştirmişlerdir.
o Oysa süreç ve özde kullanılan yönteme bakıldığında iki partinin çatı adayına yakınsaması uzantısında, her bir partnin yetkili kurulunca eş zamanlı olarak alınmak durumunda bulunulan, bağıl karar, istihsal edilmelidir. Böylesi bir karar demek ki, çatı adayı çıkartan, her iki partinin de, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri’nce, ayrı ayrı imzalanarak, bir başvuru yapılmalıdır. Ama işte, bu yola gidilmemiştir. Bu husus, o kadar böyledir ki, anılan kurulların üyeleri gelişmelerden haberdar dahi olmadıklarını ifade etmişlerdir.
Demek ki, çatı adayı çıkartan partiler, meriyetteki yasa gereğini yerine getirmemiş olmaktadırlar. Çatı adayı için milletvekillierinin imzalarına ithiyaç yoktur. Partilerin Merkez Yönetimleri’nin kararlarına ihtiyaç vardır.
Bu gerek, yerine getirilmemiştir. Tersine çatı adayı için milletvekilleri imza vermeye icbar edilmişlerdir; bu suretle olası öteki adayların önleri kesilmeye, didinilmiştir.
Gerçekten de, Milletvekilleri’nin imzalarına başvurulmasına ilişkin algı ve anlayışla hareket edilince, ortaya çıkan fiilî durum, söz konusu partilere mensup başka milletvekillerinin bir araya gelmelerine ve başkaca bir adayın odağı dolayında başvuru geliştirmelerine ilişkin, olağan demokrasi ortamını katletmiştir.
Anayasa ve anılan yasa, çatı adaylık konusuna olanak sağlamakta, ancak bunun
yönteminin nasıl olacağını da, ortaya koymaktadır. Bunun yöntemi, parti yetkili kurullarınca alınacak karara dayalı olarak partilerce yapılacak başvurudur. Milletvekillerine imza verdirtipp, başvuru yaptırtmak ve bu suretle olası öteki adayların önlerini kesmek değildir.
CHP’nin de MHP’nin de, ayrı ayrı adayları varmış gibi yürütülen süreç nedeniyle, her iki partiden, hatta ayrı ayrı, yirmi milletvekili, TBMM içinden veya dışından, bir başka adayı, aday gösterme yoluna, gidememişlerdir. Bu gelişme, seçme ve seçilme, başta da adaylaşma hakkını kısıtlayıcı yönüyle, Anayasa’nın 67’nci maddesine kesinlikle aykırıdır ve eğer bu evrede dikkate alınıp gereği yerine getirilmez ise, seçimin iptaline yol açacaktır.
Bu durum, Anayasa’daki serbest seçim kuralıyla, seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde yapılması ve yönetilmesi boyutuyla çelişmekte olup, ihtilatın re’sen çözülmesi ve kararlaştırılması, YSK’nın yetki ve sorumluğundadır.
Bir defa en başta ifade ettiğim gibi, uygulanagelmiş adaylaşma süreci, açıkça Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırıdır ve dikkatinize taşıdığım adaylık başvurum, muteber addedilmek, iktiza eder.
Sonuç olarak:
CHP ve MHP, üst yönetim unsurları, sanki parti yetkili organlarınca alınmış bir karar varmış gibi, süreci usul ve adap dışı yönlendirerek, partilerine mensup yirmi milletvekilinin, hatta ayrı ayrı, bir araya gelip, TBMM içinden veya dışından bir başkasının aday gösterilmesi demokratik görev ve hakkını ciddi biçimde ihlal etmişlerdir. Ayrıca burada seçme ve seçilme hakkının ihlaline sebebiyet vermişlerdir.
Sonuçta, parti yetkili kurullarından karar istihsal etmeden, hatta bu yolu sanki hadlerimiş gibi, devre dışı bırakarak, ama bu kez, gerekmediği halde, kendi milletvekillerinin imzalarını mecbur kılıp, onlardan en az yirmisinin olsun, başka öznelerin, Cumurbaşkanı adayı olarak, gösterilmelerinin, önünü kesmeye tevessül etmişler, böylelikle onların, adaylaşma ve seçilme haklarını gasp etmeye girişmişlerdir; bu değilse, her hal-u karda, ihlal etmişlerdir.
Bu durum, parti yetkili kurullarınca alınmış bir karar olup olmadığının sorulmasıyla, kolaylıkla, ortaya çıkarılabilecektir. Eğer söz konusu kararlar Parti Merkez Kurulları’ndan (ki dileriz öyledir), istihsal edilmişse (ki bu konuya kamuoyu, malum, muttali değildir), ama o zaman partiler olarak başvuru yapılmayıp, milletvekilllerine başvuru yaptırılınca; yürürlükteki mevzuat itibariyle olsun, milletvekillerinin, başka adayların, adaylaşma ve seçilme haklarına omuz verme, yükümlülükleri, dumura uğratılmış olmaktadır.
Hukuk devleti, şeklen denetim yapan, yaşananlara seyirci kalan değil, etkin hukuksal denetim yapan bir devlettir. Yaşananlar açıktır ve ortadadır. Bunlara, hukukun üstünlüğü yönünden seyirci kalınması düşünülemez. Hele ki Cumhurbaşkanı adaylaşması gibi bir konuda, hiç bir biçimde, edilgen durulamaz. Mevcut durum, seçme ve seçilme hakkınnın, açık ihlalidir.
Başta da değindiğim gibi, “yirmi milletvekili imzası zorunluluğu”, Avrupa Komisyonu müktesebarına açıkça aykırıdır ve hiç bir biçimde muteber sayılamaz. Allaşkına dünyanın neresinde böyle bir usul vardır? Anayasa, “Dernek Tüzüğü” değildir! Cumhurbaşkanı adaylaşmasında böylesi bir hukuksuzluk, kabul edilemez. Böylesi, ayrıca, Dernek Tüzüğü’nde dahi kabul edilemez.
Açıklayageldiğim nedenlelerle:
i) Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu hakkındaki adaylık başvurusuna; açıklayageldiğim hukuksuzluklar; hem usulden hem de esastan, sergilediği seçim hukuku ihlalleri dolayısıyla (bağışlanmayı dilerim, nedir ki), halisane, itiraz ediyorum.
ii) Aday gösterilme biçiminde, daha önce de dikkatinize getirdiğim doğrultuda, yirmi milletvekili imzası zorunluluğunun izlenmesi yaptırım ve usulüne (lutfen kimse kusura bakmasın, şu ki Türkiye sahipsiz değildir), tam bir hukuksuzluk örneği sergilediği için, şiddetle itiraz ediyorum.
Itirazlarımın kabulü ile, i) Üzgünüm, şu ki, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun hakkındaki adaylık başvurusunun iptaline, demek ki adaylığının reddedilmesine ve ii) Avrupa Komisyonu müktesebatına, başta da, Anayasamız’ın ve demokratik birikimlerimizin ruhuna gayet uygun olan, adaylığımın muteber addedilemesine, re’sen karar verilmesi, hususlarını, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla tensip ve dikkatlerinize, başta da tarihin şaşmaz yargısına, sunuyorum.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul
0532 494 80 27
0216 332 25 97
EK- 4 : AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BAŞVURU
TRÈS URGENT…
Cette application est achevée par le Requérant Prof. Dr. Tolga Yarman.
(Davacı Prof. Dr. Tolga Yarman tarafından doldurulmuştur.)
A. Bireysel Başvuru Formu
COUR EUROPEENNE DES DROITS DE L’HOMME
EUROPEN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
REQUETE
APPLICATION
BAŞVURU
1-LES PARTIES
THE PARTIES
TARAFLAR
A. LE REQUERANT/LA REQUERANTE
THE APPLICANT
BAŞVURU
(Renseignements a fournir concernant le requérante et son/sa représentant(e) éventuel(le))
(Fill in the following details of the applicant and the representative if any)
(Başvurucu ve varsa temsilcisi hakkında verilmesi gereken bilgiler)
1. Nom de famille YARMAN………………………………2. Prénom (s) TOLGA
Surname First name (s)
Soyadı Adı
Sexe: Masculin/féminin
Sex : male/female
Cinsiyet: erkek/kadın
3. Nationalité Turque………………………………… 4. Profession Professeur à l’Université
Nationality Occupation
Milliyeti Mesleği
5. Daté et lieu de naissance Le 22 Fevrier 1945, Istanbul ……………………………………………………………………
Date and place of birth
Doğum tarihi ve yeri
6.
Domicile Vaniköy Cad. 81, Çengelköy, Istanbul, Turquie…………………………………………………………………………………
Permanent address
İkametgahı
7. Tel. No 0090 216 332 25 97, 0090 532 494 80 27 ……………………………………………………………………………………..
8. Adresse actuelle (si différente de 6)………………………………………………………
Present address (if different from 6)
Şu anki adresi ( 6’da belirtilen ikametgahından farklı ise)
9. Nom et prénom du/de la représentant(e)………………………………………………….
Name of representative
Temsilcinin adı
10. Profession du/de la représentant(e)………………………………………………………
Occupation of representative
Temsilcinin mesleği
11. Adresse du/de la représentant(e)…………………………………………………………
Adres of representative
Temsilcinin adresi
12. Tel.No…………………………… Fax.No……………………………………
B. LA HAUTE PARTIE CONTRACTANTE
THE HIGHT CONTRACTING PARTY
YÜKSEK SÖZLEŞMECİ TARAF
12. (Indiquer ci-prés le nom de l’Etat/des Etats contre le(s)quel(s) larequete est dirigée)
(Fill the name of the State(s) against which the application is directed)
(Aşağıda başvurunun hangi devlet aleyhine yöneltildiğini belirtiniz)
Turquie ………………………………………………………………………………………….
Si le/la requérant(e) est représenré(e), joindre une procuration signée par le/la requérant(e) en faveur du/de la représentant(e).
A form of authority signed by the applicant should be submitted if a representative is appointed
Eğer başvurucu temsil ediliyorsa, temsilciyi vekil atayan ve başvurucunun imzasını taşıyan bir Yetki Belgesi ekleyiniz.
II- EXPOSE DES FAITS
STATEMENT OF THE FACTS
OLAYLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre 11 de la note explicative)
(See Part 11 of Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un 11. Bölümüne bakınız)
14. Voir, s’il vous plait, l’Exposé ci-joint (Annexe A / EK A, en Turque).
Si néssaire, continuer sur une feuille séparée.
Continue on separate sheet if necessary.
Eğer gerekli görüyorsanız ayrı sayfada devam edebilirsiniz.
III- EXPOSE DE LA OU DES VIOLATION(S) DE LA CONVENTION ET/OU DES PROTOCOLES
ALLEGUEE(S), AINSI QUE DES ARGUMENTS AL’APPUI
STATEMENT OF ALLEGED VIOLATION(S) OF THE CONVENTION AND/OR PROTOCOLS
AND OF RELEVANT ARGUMENTS
BAŞVURUCU TARAFINDAN ÖNE SÜRÜLEN SÖZLEŞME VE PROTOKOL İHLALLERİ İLE
İDDİALARIN DAYANIKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre III de la note explicative)
(See Part III of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’da III. Bölüme bakınız)
15. Article n° 6: Droit à un procès équitable.
Je fournis une explication ci-joint (Annexe B / EK B, en Turque), concernant la violation de l’Article n° 6.
En quelques mots, c’est que, le Conseil Electoral Suprême (Yüksek Seçim Kurulu, en Turque), vient de rejeter (cf. sa décision en Annexe C), de coup, ma candidature (dont l’introduction est complétée en tous détails, suivant les instructions préétablies), pour Président de la République de Turquie, mais alors, se basant sur une raison tout à fait antidémocratique, comme quoi que je n’ai pas rassemblé les signatures d’au moins de vingt députés endorsant cette candidature, au sein du Parlement de la République de Turquie, qui constitue malheureusement, une condition sans doute antidémocratique, qui donc, n’a pas du prendre place, en premier lieu, dans une constitution qui se déclare être démocratique. Il s’agit d’une restriction intolérable des droits démocratiques, d’élire et d’être élu.
Le Conseil Electoral Suprême, aurait pu décider qu’il s’agit en effet, d’une restriction intolérable des droits démocratiques, d’élire et d’être élu, quoi que l’article en question se trouve être monté, à la Constitution de la République de Turquie. Le Conseil Electoral Suprême ne l’a pas fait.
Il aurait pu se renseigner suivant ma demande, à propos de l’opinion de la Cour Suprême (Anayasa Mahkemesi), comme quoi que la nécessité posée en ce qui concerne le candidat pour Président de la République, doit ramasser les signatures d’au moins de vingt députés, est-elle vraiment antidémocratique, on non. Le Conseil Electoral Suprême ne l’a pas fait.
Etant donné que, les décisions du Conseil Electoral Suprême (Yüksek Seçim Kurulu), en Turquie, sont finales, et ne peuvent être jugées en acune autre Cour (Loi 6216, 45/3), je me trouve dans l’obligaiton d’introduire cette demande d’annulation de la décision du Conseil Electoral Suprême, de refuser ma candidature pour Président de la République, à votre Cour Européenne des Droits de l’Homme.
Alors, je dois me réferrer à votre décision précieuse du 22 Décembre 2009, portant le numéro 27996106, qui a enlevé toute restriction de droits d’être élu, en Bosnie Herzegovine suivant la demande de Sejdic Vefinci. J’anticipe, férmement, qu’elle peut être considérer comme exemplaire en vue de résoudre positivement ma demande en question.
La date à laquelle j’ai reçu la décision finale (cf. Annexe C), du Conseil Electoral Suprême, est le 17 Juillet 2014.
IV- EXPOSE RELATIF AUX PRESCRIPTIONS DE L’ARTICLE 35 1 DE
LA CONVENTION
STATEMENT RELATIVE TO ARTICLE 35 1 OF THE CONVENTION
SÖZLEŞME’NİN 35.MADDESİNİN 1.FIKRASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre IV de la note explicative. Donner pour chaque grif, et au besoin sur une séparée, les renseignements demandés sous les points 16 a 18 ci-aprés)
(See part IV of the Explanatory Note. If necessary, give the details montioned below under points 16 to 18 on a sparete sheet for each separate complaint)
(Açıklayıcı Not’un IV.Bölümüne bakınız. Her şikayet için, gerektiğinde ayrı bir sayfa kullanarak, aşağıda 16’dan 18’e kadar numaralanmış alt bölümlerde istenen bilgileri veriniz)
16. Décision interne définitive (date de la décision, organe-judiciaire ou autre-l’ayant rendue)
Final decision (date,court or authority and nature decision)
Nihai karar (kararın tarihi, niteliği, Kararı veren merci-adli veya diğer)
La décision est faite par le Conseil Electoral Suprême, donc la plus haute cour, et dont les décisions ne peuvent être jugées en aucune autre cour (Loi 6216, 45/3). Sa décision, porte la date de 3 Juillet (où j’ai introduit ma première demande), et pour signatures des officiels, la date de 7 Juillet. La signature de la lettre de Monsieur Le Président du Conseil Electoral Suprême, Sadi Güven qui a écrit en réponse à ma demande, porte la date du 8 Juillet, et le numéro 8546 (cf. ci-joint, en Annexe C).
Je l’ai reçue, le 17 Juiilet 2014.
Les élections présidentielles, en Turquie, auront lieu, le 10 Août 2014 pour un premièr tour, et le 24 Août 2014 pour le tour final. Ce qui fait qu’une décision prompte que vous prendriez, si vous pouviez, est vitale.
17. Autres décisions (énumérées dans l’ordre chronologique en indiquant, pour chaque décision,
sa date, nature et l’organe-judicidire ou autre-l’ayant rendue)
Other decisions (list in chronologial order, giving date, court or authority and nature of decision for each of them)
Diğer kararlar (tarih sırasına göre her kararın tarihi, niteliği ve kararı veren merci-adli veya diğer-belirtilmelidir.)
18. Dispos (i)ez-vous d’un recours que vous n’avez pas exercé? Si oui, lequel et pour quel motif
n’at-il pas été exsercé?
Is there or was there any ather appeal or other remedy available to youwhich you have not used? Lf so, explain why you have not used it.
Başvurmadığınız başka bir çözüm yolu var mı? Eğer varsa, nedir ve neden bu yola başvurulmadı?
No!..
V. EXPOSE DE L’OBJET DE LA REQUETE ET PRETENTIONS PROVISOIRES
POUR UNE SATISFACTION EQUITABLE
STATEMENT OF THE OBJECT OF THE APPLICATION AND PROVISIONAL
CLAIMS FOR JUST SATISFACTON
BAŞVURUNUN AMACINA VE HAKKANİYETE UYGUN TATMİN
TALEPLERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre V de la note explicative)
(See part V of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un V.Bölümüne bakınız)
19.
VI- AUTRES INSTANCES İNTERNATIONALES TRAITANT OU AYANT L’AFFAIRE
STATEMENT CONCERNING OTHER INTERNATIONEL PROCEEDINGS
DİĞER ULUSLAR ARASI MAKAMLAR ÖNÜNDEKİ USULLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre VI de la noye explicative)
(See Part VI of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un VI Bölümüne ilişkin açıklama)
19. Avez-vous soumis â une autre instance internationale d’enquéte ou de réglement les griefs
énoncés dans la prénte requéte?
No!..
Si oui, fournir des indications détaillées â ce sujet
Have you submitted the above complaints to any ather procedure of international investigation or
Settlement? Lf so, give full details.
Bu başvunuzdaki şikayetlerinizi başka bir uluslar arası makama sundunuz mu? Eğer
sunduysanız, bu konuda ayrıntılı bilgi veriniz.
VII- PIECES ANNEXEES (PAS D’ORIGINAUX, UNIQUEMENT
DES COPIES)
LIST OF DOCUMENTS (NO ORIGINAL DOCUMENTS ONLY
PHOTOCOPIES)
BELGELER LİSTESİ (BELGELERİN ASLI DEĞİL SADECE
ÖRNEKLERİ)
BELGELER LİSTESİ
(Voir chapitre VII de la note explicative. Joindre copie de toutes les décisions mentionnées sousch. IV et VI ci-dessus. Seprocurer, au besoin, les nécessaires, et en cas d’impossibbllité, exqliquer pourquoi celles-ci ne ppeuvent pas étre obtenuens.
Ces documents ne vous seront pas retournés.)
(See Part VII of the Explanatory Note. Include copies of all decisions referred to in Parts IV and VI above. If you do not have copies, you should obtain them. Lf you cannot obtain them, explain why not. No documents will be returned to you.)
(Açıklayıcı Not’un VII. Bölümüne bakınız. Yukarıdaki IV ve VI. Alt bölümlerde belirtilen bütün kararların örneğini ekleyiniz. Eğer bu belgeler elinizde yoksa temin ediniz. Eğer temin edemiyorsanız bunun nedenini açıklayınız. Gönderdiğiniz belgeler size geri verilmeyecektir.)
21.
A) Ma première demande portant la date de 3 Juillet 2014, et puis 5 juillet 2014, donc, complétant tous les details exigés par le Conseil Electoral Suprême ( cf. à la Question 14 posée ci dessus).
B) Une explication en Turque, en réponse à la Question 15 posée ci dessus, concernant la violation de l’Article n° 6.
C) La décision du Conseil Electoral Suprême portant en tête, la date de 8 Juillet 2014 et le numéro 8546 (cf. ci-joint, en Annexe C).
VII- DECLARATION ET SIGNATURE
DECLARATION AND SIGNATURE
BİLDİRİM VE İMZA
(Voir chapitre VII de la note explicative)
(See Part VII of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un VIII.Bölümüne bakınız)
22. Je déclare en toute conscience et loyauté que les renseignements qui figurent sur la présente formule de requéte sont exacts.
I hereby declare that, to the best of my knowledge and belief. The information I have given
In the present Application form is correct
Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu bilgim ve inancım dahilinde beyan ederim.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Lieu/Place/Yer: Istanbul Date/Date/Tarih: Le 18 Juillet 2014
(Signature du/de la requérant(e) o udu/de la représentant (e))
(Signature of the applicant or of the representative)
(Başvurunun ve temsilcinin imzası)
ANNEXE A (EK A): REPONSE A LA QUESTION 14 POSEE CI-DESSUS
LA DEMANDE COMPLETE QUE J’AI INTRODUITE AU CONSEIL ELECTORAL SUPRÊME
5 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
Ekli, 3 Temmuz tarihli dilekçemi (Özgeçmiş ve Nüfus Kimlik Bilgilerini havi iki ekiyle birlikte), aynı gün, katınıza faksladıktan sonra, ayrıca, Kargo ile, tarafınıza yollamıştım (Yurtİçi Kargo / Seri Sıra Numarası J753611). Söz konusu dilekçemin, aynını, evvelce TBMM Başkanlığı’na ilettiğimi ve bunun yerine ulaştığını “Özel Kalem”le yaptığım kouşma suretiyle tahkik ettiğimi, önemle belirtmek isterim.
Bugün ise, mevzuatın bahşettiği artı zaman dilimini kullanıyor olarak, katınıza, “Cumurbaşkanlığı’na adaylık başvurusu” itibariyle, talep edilen tüm belgeleri sunuyorum.
Bu çerçevede, buraya, şunları eklemekteyim:
• Üniversite Diplomamım tasdikli sureti
• Adlî Sicil Kaydı
• Nüfus Kayıt Örneği
• İkametgâh Bilgisi
• 6+1 Adet, istenen özelliklerde, vesikalık resim
• Mal Beyanı
Bu dilekçeme, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na 4 Temmuz 2014 tarihli olarak yazdığım yazının örneğini de, eklemekteyim.
Başvurum itibariyle, Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak sonuç olumsuz olursa, şaşırmam; saygı duyarım. Nedir ki, düşüncelerimi, kaygılarımı birikimlerim ve bütün içtenliğimle dikkatlere sunduğuma dair husus; inanıyorum, takdir buyrulacaktır.
Sizin ise, özellikle böyle bir durumda, Anayasal gerekirlik olan, Adaylığım’a dönük, 20 Milletvekli’nin imzasını edinmemiş olmam hasebiyle, adaylık başvurumu – aksini, katınız da Anayasa Mahkemesi kadar yüce bir yargı kurumu olup, aşağıda ayrıntısıyla zikrettiğim tesbitler ve değerlendirmeler zemininde, başvuruma karşılık, pekalâ ve re’sen olumlu bir karar verebileceğiniz için, yürekten dilemekle birlikte, yine de – dikkate almayabileceğinizi, elbette teslim ediyor, kararınıza her hal-u kârda, saygı duyuyorum.
Bütün bunlara karşın, tarihe bir kayıt düşme sorumluluğumu geriletemiyor, Cumurbaşkanlığı’na, büyük bir onur ve görev bilinciyle, aday olma keyfiyetimi, dikkatlerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul
0532 494 80 27, 0216 332 25 97
Bu dilekçe, 3 Temmuz 2014 itibariyle katınıza fakslanmıştır. Tarafınızdan alındığı ve kayda verildiği, lutfedilip, teyit edilmiştir. Bu çerçevede, “süre gerekirliğinin” yerine gelmiş oduğunu ümidetmekteyim. Ayrıca, 20 milletvekili imzasının gerekirliğinin, “anayasanın eşitlik ilkesine” aykırı olduğu, fevkalade sarihtir. “Adaylaşma sürecinin” güven altına alınması, “demokrasinin” güven altında tutulmasıyla, eşanlamlıdır. Bu çerçevede, dilekçemin işleme konacağına güvenmeyi diliyorum. T.C. Kimlik Bilgilerim’i ve kısa bir Özgeçmişim’i ekliyorum… Güzel dilkeler, sevgi ve derin saygılarımla…
T. Yarman (3 Temmuz 2014)
F: 0312 419 53 08
3 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman, vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir. “Demokrasi” yaveleri ortamında, bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.
Halkımızı, bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, Cumurbaşkanlığı’na aday oluyorum.
Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
N: Bu yazı Anayasa Mahkememiz’den istihsal edilmesi beklenen, yirmi milletvekilinin imzası gerekmeksizin, Cumurbaşkanı adayı olunmasını mümkün kılacak, “karar” zemininde yazılmıştır. Bir son dakika darlığı yaşanmamak üzere, bu çerçevede, “süre gereğini” yerine getirdiğimi umuyor, gerekli belgeleri katınıza, vakitlice sunacağımı, taahhüt ediyorum.
TOLGA YARMAN, PROF. DR.
1963’de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Üniversite öğrenimini Fransa’da gördü; Institut National des Sciences Appliquées de Lyon Mühendislik Okulu’ndan, 1967’de, Yüksek Kisans düzeyinde, mezun oldu. 1968’de İTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü’nde ikinci Yüksek Lisansı’nı tamamladı. “Doktora çalışmasını” ABD’de yaptı; Massachusetts Institute of Technology’den, 1972’de “Bilim Doktoru” ünvanını aldı.
İTÜ’de, 1982’de Profesör oldu. İTÜ, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, California Institute of Technology, İ.Ü. Mühendislik Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi, Brüksel Özgür Üniversitesi, Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Ünivertsitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim görevlerinde bulundu. Halen, T.C. Okan Üniversitesi öğretim üyesi.
Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) (Ankara, 1983), Anadolu Bilim ve Teknoloji Stratejileri Araştırma Enstitüsü (BİLTES) (Eskişehir, 1987), Türkiye Sosyal, Siyasal ve Ekonomik Araştırmalar Vakfı (TÜSES) (İstanbul, 1988), Tarih Vakfı (İstanbul, 1991), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) (İstanbul, 1994) ve Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) (İstanbul, 1998), kurucu üyesi oldu. 2009–2011 arasında, TÜMÖD İstanbul Kolu Başkanı olarak görev üstlendi.
1983’te SODEP, MKYK Üyesi seçildi. 1989-91 arası, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) İstanbul İl Yöneticisi olarak görev sürdürdü. Aynı zaman diliminde, SHP İstanbul İl Kültür ve Eğitim Komisyonu Başkanı olarak pek çok etkinliğin öncülüğünü yaptı. Bu dönemde “Çağdaş Toplumcu Demokrat Düşünceyi” başlattı. Bu çerçevede, ülkemizdeki siyasal oluşumlara, özellikle de, SHP ve CHP içindeki, genelde ülkemizdeki siyasal hareketlere ve bölünmüşlüğe dönük, pek çok makale yazdı, araştırmalar geliştirdi, siyasalar önerdi. O arada “CHP Açılırken Solda İnsan Hareketleri” başlıklı bir kitap (1992) yayınladı.
“Doğabilim” birikimleri uzantısında, bir bakıma, “toplumcu demokrasi” kuramı ve “toplumcu bir ahlak öğretisi” olarak hazırladığı, “Un Système de Croyance Cosmique” başlıklı kitabı, Belçika’da basıldı (1997).
Bir üsre once ve dört yıl boyunca, her hafta, konuklarıyla birlikte, “Enerji Savaşları” adını verdiği, Bölgemiz ve Türkiye üzerinde gelişen askeri ve siyasi girdapları, teknik girdiler itibariyle, derinlemesine tahlil eden ve çıkış yolları dokuyan, bir TV Programı gerçekleştirdi…
Binlerce öğrencinin hocası oldu… Şimdilerde, birçoğu “profesörlük düzeyine” tırmanmış, pek çok öğrencisine, yüksek lisans ve doktora çalışması yaptırdı. Uluslararası birçok akademik etkinlikte Türkiye’yi temsil etti. Maddenin ve evrenin yapısı, enerji, nükleer enerji, teknoloji, sanayileşme, savunma, savunma sanayii ve çevre alanlarında yapıtları, ulusal ve uluslararası basın ve konferanslarda yer almış, çok sayıda çalışması bulunmaktadır. Son yirmi yıldır Einstein’ın Görecelik Kuramı ile Modern Atom Kuramı’nı birleştirmek üzere geçekleştirdiği çalışmalar, çeşitli dünya bilim merkezlerinde yükselen yankılar bulageldi.
M A L B E Y A N I
Tolga Yarman, Prof. Dr.
4 Temmuz 2014
Gayrı Menkul
Rahmetli Büyüklerimiz’den 2013 itibariyle tevarüs ettiğimiz ve halen oturmakta olduğumuz, Vaniköy Cad. 81, Çengelköy, İstanbul Adresi’ndeki, çocukluk evimiz
Menkul
• Vakıfbank Osmanbey Şube 13535919 Yatırım Heabım’da 6474.83 tl
• Vakıfbank İTÜ Bağlı Şube 36062214 Yatırım Heabım’da 35 165,09 tl
• Vakıfbank 00158000068198289 Bankomat Hesabı’nda 1000,86 tl .
• Vakıf Emeklilik’te 101 379 tl
Araba
2008 Marka, Peugeot
4 Temmuz 2014
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
Çankaya, Ankara
Sayın Hulki Cevizoğlu’nun, “Cumurbaşkanlığı’na aday olmak üzere 20 Milletvekili’nin imzasının gerekirliğine ilişkin yürürlükteki yaptırımın, Anayasamız’ın, başta “eşitlik ilkesi” olmak üzere, temel felesefesine aykırı olduğu” savı zemininde, söz konusu gerekirliğin, iptal edilmesi talebiyle, katınıza yaptığı bireysel başvuruyu, basından, memnuniyetle öğreniyorum. Aşağıda, ortaya çıkan fiili durum zemininde, söz konusu yaptırımın, nasıl bir anayasa ihlaline zemin teşkil ettiğini, somut olarak dikkatlerinize getirmekteyim.
Yüksek Seçim Kurulumuz, 10 Temmuz Perşembe Günü toplanıp, önündeki başvuruları değerlendirecek olup, katınıza yaptığım bu başvurunun hedef aldığı söz konusu anayasa yaptırımının, Sayın Cezivzoğlu’nun başvurusunda dönük kararınız her ne olursa olsun, eğer imkan dahilinde ise, birazdan takdirinize sunacağım hususlar muvacehesinde, değerlendirilip, maruzatımın sonuçlandırılmasının ve kararınızın ilân edilmesinin, ülkemiz açısından taşıdığı, hayatî önemi, ortadadır.
**
Demokrasilerde “adaylaşmanın”, “olmazsa olmazları”, takdirlerinizdedir. Adaylaşmaya saygısı olmayanın ise, demokrasiye saygısı yoktur.
Seçim, “oy verme” işleminden, apaşikâr, ibaret olamaz.
Sayın Cevizoğlu’nun başvurusuna dayanak olan Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesine ilişikin örnekte “seçmen”; “seçme yaşındaki ulusunun bütününün” yerine, “milletvekilleri heyeti”, olmuştur. Ama, “seçmen heyet” nezdinde, “adaylar”, hangi düşünceleriyle, hangi kaygılarıyla, hangi tasarılarıyla, neden aday olduklarını beyan edemediklerinden mâdâ; adayların TBMM Heyeti önünde eşitlikçi bir ortamda, dinlenmelerine, yarışmalarına ve ancak bundan sonra ve mukayesli olarak değerlendirilmelerine, fırsat verilmemiş olup, Milletvekilleri, Cumurbaşkanı adayı olarak kime oy izhar edeceklerine dair vicdanî kanaat geliştirme sürecini tamamlama işlevinden, tamamen yoksun bırakılmışlardır. Daha vahimi, her milletvekili tek bir adaya, evet, oy versin, ama, ne münasebetle oyunu, gizli olarak değil de, açık olarak versin ki!.. Milletvekilleri, oylarını, yani imzalarını, “açık” olarak vermiştir, vermeye mecbur edilmiştir. O halde, demokrasinin, gizli oy, açık tasnif düsturu, açıkça ihlal edilmiş olmaktadır.
Adaylar; eğer muhakkak öylesi isteniyor idiyse, Meclis Heyeti önünde yarışırlar, sonra bütün milletvekilleri oy kullanırlar (istemeyen kullanmaz), nedir ki, oylama gizli olur ve sonnunda, tasnif, açık yapılırdı. Buradan, böylelikle, söz konusu yöntemin izlenmesi usulü, esas alınmakta ise, Cumhurbaşkanı Adaylarımız, öteki evrak gerekirlikleri saklı olarak, belirlenirdi…
Böyle yapılmamıştır.
Bu durumda, demokrasinin olmazsa olmazları, ihlal edilmiştir.
Allaşkına, Cumurbaşkanı aday adayı, “vekil” peşinde, imza için, neden koşsun ki! Yakışır mı? Ayrıca adaylaşma, neden özgürce olmasın? Hatta, tersine, imza toplama zorunluluğuyla, dikkate getirdiğim demokrasi ve seçme fiilinin ilkesel koşulları yerine getirilmekten kaçılıyor olunarak, baltanlanıyor, olsun ki!
Cumurbaşkanı’nı, “halk” seçsin istenmektedir, ancak adayların belirlenmesinde, halk yoktur. Halkın temsilcileri bu durumda, halkın yapmak durumunda olacağını yapmaktan, tamamiyle uzak düşmüşlerdir.
Oysa, vaz edilmiş hükümler aynen korunarak dahi, ne ki aday, Meclis Başkanlığı’na başvuru ile, “aday adayı” olabilir; dediğim çerçevede, kendini düşüncelerini, çizgisini tanıtır, öteki adaylarla, Meclis heyeti önünde eşit koşullarda yarışır; Meclis Heyeti, oyunu, gizli olarak izhar eder; 20 imza alan aday adayı; “aday”, olur.
Bu ne kadar böyleyse, kökteki yaptırımın gündeme getiriliş şekli, demokrasinin açıklayageldiğim olmazsa olmazlarının uygulanmasına cevaz vermemiş olup, i) ortaya çıkan gelişme, demokrasiyi, daha en başta, katletmektedir, ii) oluşan tablo, katiyen hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaştırılamaz, iii) 20 milletvekilinin imzası koşulunu yerine getirmemiş aday, ama aday olmak üzere, TBMM Başkanlığı’na başvurmuş ve fakat öteki adaylarla yarışmak üzere, Heyet önüne davet edilmemişse, hatta bunun dahi berisinde, TBMM Başkanlığı aday adayı çağrısında bulunmamışsa, “ortaya çıkan eksik”, süreçte halka rağmen mağdur edilmesi mukadder, adayın değil, yapının eksiğidir; bu durumda, söz konusu aday öteki bütün koşulları yerine getirmişse, adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından, muteber addedilmek gerekir.
Mevcut yaptırımın çarpık lafzı, demokrasinin ağır ihlaline sebebiyet vermektedir. Tahkimata muhtaçtır, bu şekliyle kavrayış ve onarılmaz uygulama kazalarına cevaz vermektedir, onun için, demokratik hukuk devleti baş düsturları üzerine oturan anayasamızın ruhuyla katiyen bağdaşmamaktadır.
Açıklayageldiğim “demokrasi ihlallerini”, bilhassa başta değindiğim Sayın Hulki Cevizoğlu’nun katınıza yaptığı bireysel başvuru sonrasında (buna yönelik kararınız, her ne olursa olsun), bu aşamada, ayrıca ve ayrıntısıyla vuzuha ve karara, aciliyetle kavuşturacağınıza; bilhassa, yürürlükteki maddenin; hele bugün ortaya çıkan, bilinç dışı ve illetli tatbiki yüzünden, besbelli demokrasi katline sebebiyet ve geçit vermiş olması dolayısıyla, yok hükmünde sayılması gerektiğine, hükmedeceğinize güveniyor, güzel dileklerle, sevgiler, derin saygılar sunuyorum.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
F: 0312 420 51 65
3 Temmuz 2014
TBMM Başkanlığı
Ankara
Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir. Demokrasi yaveleri altında bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.
Halkımızı bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, Cumurbaşkanlığı’na aday oluyorum.
Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
N: Bu yazı Anayasa Mahkememiz’den istihsal edilmesi beklenen, yirmi milletvekilinin imzası gerekmeksizin, Cumurbaşkanı adayı olunmasını mümkün kılacak, “karar” zeminide yazılmıştır. Bir son dakika darlığı yaşanmamak üzere, bu çerçevede, süre gereğini yerine getirdiğimi umuyor, gerekli belgeleri katınıza, vakitlice sunacağımı taahhüt ediyorum.
ANNEXE B (EK B): REPONSE A LA QUESTION 15 POSEE CI-DESSUS
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Cour Européenne des Droits de l’Homme
Conseil de l’Europe
67075 Strasbourg Cedex
Fransa
İlgi: Bu davanın ne münasebetle açılığına dair, kısa maruzatımızdır.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yukarıda sunduğum; ilk turu 10 Ağustos 2014’te, ikinci turu ise, 24 Ağustos 2014’te, gerçekleştirilmesi planlanmış, Cumhurbaşkanı Seçimimiz’de, aday olmama ilişkin 3 Temmuz 2014 ve müteakip (tamamlayıcı) 5 Temmuz 2014 tarihli dilekçemi, öteki bütün gerekler, tarafımdan ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu halde. Anayasamız’ın ilgili, en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği, yaptırımına atıfta bulunarak, reddetmiş bulunmaktadır.
Oysa, yukarıdaki dilekçemde ayrıntısıyla ortaya koyduğum gibi, söz konusu “en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği”, fevkalade antidemokratiktir, kısıtlayıcıdır, ayırımcıdır. Bu yaptırım, Anayasa’da yer alsa dahi, demokratik bir anayasa kavramıyla, seçme ve seçilme haklarını, fena halde hırpaladığı için, açıkça çelişmektedir.
Seçmensiniz, ama aday olamıyorsunuz, yirmi milletvekili, imza vemezse, aday gosterilemiyorsnuz, kendiniz ya da üyesi olduğunuz demokratik kitle örgütleri yönetim unsurları olarak, birisini aday gösteremiyorsunuz, sakilliklerini bildiğiniz bir adaya itiraz edemiyorsunuz…
Bu demokrasi degil, tam anlamıyla, erki ellerinde tutanların, hile yoluyla yutturmaya calıştıkları, çarpık çurpuk, uyduruk, olsa olsa bir çadır demokrasisidir.
Söz konusu, yirmi milletvekilinin imzalarının istihsal edilmesi koşulu, demokratik bir anayasada bulunamaz.
Böylesi bir şart, Avrupa Komisyonu Müktesebatı’na, tümüyle aykırıdır.
YSK, yirmi milletvekilinin imzalarının istihsal edilmesi, şekil şartına hapsolmuştur; bu çerçevede, dilekçemin özüne girmemistir.
Oysa isteğim dogrultusunda, pekalâ esasa girebilir ve re’sen (yirmi milletveki imzasının işaret ettiği, “şekil şartı”, tartışmasız antidemokratik olduğu için), adaylığımın uygunluğuna, doğrudan karar verebilirdi.
Olmadı, isteğim uzantısında, Anayasa Mahmememiz’den görüş sorabilirdi.
Hatta, söz konusu anayasal yaptırımı, “demokratik anayasa” ile bağdaşmadığı gerekçesiyle ve iptali istemiyle, Anayasa Mahmememiz’e, rahatlıkla, taşıyabilirdi.
Bunları yapmamakla, “adil yargılama” yapmamış olmakta, “seçme – seçilme haklarımızda” bariz ihlale, sebebiyet vermiş, bulunmaktadır.
Seçilme hakkım, daha vahimi, şahsımı seçmeyi dileyecek milyonlarca seçmenin seçim hakkı, açıkça gaspedilmistir.
Süreç, dediğim gibi, bütünüyle, Avrupa Komisyonu Müktesebatı’na aykırıdır.
Anayasa, bir “Dernek Tüzüğü” değildir; yirmi milletvekilinin imzalarının, Cumurbaşkanı Adayı olmak uzere toplanması zorululuğu, abestir. Kaldı ki, bir Dernek Tüzüğü’nde dahi böylesi abes bir yaptırım bulundurulamaz. Ayrıca, allaşkına, Cumurbaşkanı Adayı, milletvekili peşinde imza için mi, koşar!..
Boylesi bir yaptırım, hele anayasanın, içinde, zinhar olamaz. Demokratik anayasada, bir defa, antidemoktarik hüküm bulundurulamaz.
Adaylaşmaya saygısı olmayanın, demokrasiyle saygısı yoktur.
Bütün bu sebeplerle, hak ihlaline ve adaletsiz yargılamaya, milyonlarca seçmenimle beraber, duçar olmuş bulunuyorum.
Yüksek Seçim Kurulumuz’un, hakkımda verdigi ekli kararın bozulmasını, talep ediyorum.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Sejdic Vefinci’nin açtığı dava zemininde verdiği, 22 Aralık 2009 tarihli ve 27996106 sayılı, Bosna Hersek’teki, Yasama Organı / Cumhurbaşkanı Seçimi’nde, her türlü ayırımcılık ve kısıtın kaldırılması yönünde olarak verdiği abide karar, bu dilekçemle, dikkatinize taşıdığım davada emsal teşkil edecek, davamızın olumlu olarak sonuçlandırılmasına, kolayca rehberlik edecektir, kanaatini taşımaktayım.
Kararınız, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne, yetişirse, harika olur.
Yetişmezse, antidemokratik baskılarla, adaylaşmayı, fena halde kısıtlayan Cumhurbaşkanlığı Seçimimiz’in, tarafınızdan, yok hükmünde sayılmasını, talep ediyorum.
Güzel dileklerle, sevgiler, derin saygılar sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
ANNEXE C (EK C)
LE VERDICT DU CONSEIL ELECTORAL SUPRÊME (Yüksek Seçim Kurulu’nun 8 Temmuz 2014 tarihli ve 8546 sayılı yazısı ekinde olarak tarafıma tebliğ oluna Kararı)
EK – 5 : AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE EK BAŞVURU
EN URGENCE…
Cette demande est la continuation d’une précédente, datée de 18 Juillet 2014, et est achevée par le Requérant Prof. Dr. Tolga Yarman. Nous demanderons, donc, l’assemblement de ce dossier avec le précédent.
(Bu başvuru, Prof. Dr. Tolga Yarman tarafından doldurulmuş olup, 18 Temmuz 2014 tarihli önceki başvurumuzun devamı niteliğindedir. Bu bakımdan her iki dosyanın birleştirilmesi, talebimizdir.)
A. Bireysel Başvuru Formu
COUR EUROPEENNE DES DROITS DE L’HOMME
EUROPEN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
REQUETE
APPLICATION
BAŞVURU
1-LES PARTIES
THE PARTIES
TARAFLAR
A. LE REQUERANT/LA REQUERANTE
THE APPLICANT
BAŞVURU
(Renseignements a fournir concernant le requérante et son/sa représentant(e) éventuel(le))
(Fill in the following details of the applicant and the representative if any)
(Başvurucu ve varsa temsilcisi hakkında verilmesi gereken bilgiler)
1. Nom de famille YARMAN………………………………2. Prénom (s) TOLGA
Surname First name (s)
Soyadı Adı
Sexe: Masculin/féminin
Sex : male/female
Cinsiyet: erkek/kadın
3. Nationalité Turque………………………………… 4. Profession Professeur à l’Université
Nationality Occupation
Milliyeti Mesleği
5. Daté et lieu de naissance Le 22 Fevrier 1945, Istanbul ……………………………………………………………………
Date and place of birth
Doğum tarihi ve yeri
6.
Domicile Vaniköy Cad. 81, Çengelköy, Istanbul, Turquie…………………………………………………………………………………
Permanent address
İkametgahı
7. Tel. No 0090 216 332 25 97, 0090 532 494 80 27 (Le premier numéro, peut être, en même temps utilisé, comme numéro de fax.) ……………………………………………………………………………………..
8. Adresse actuelle (si différente de 6)………………………………………………………
Present address (if different from 6)
Şu anki adresi ( 6’da belirtilen ikametgahından farklı ise)
9. Nom et prénom du/de la représentant(e)………………………………………………….
Name of representative
Temsilcinin adı
10. Profession du/de la représentant(e)………………………………………………………
Occupation of representative
Temsilcinin mesleği
11. Adresse du/de la représentant(e)…………………………………………………………
Adres of representative
Temsilcinin adresi
12. Tel.No…………………………… Fax.No……………………………………
B. LA HAUTE PARTIE CONTRACTANTE
THE HIGHT CONTRACTING PARTY
YÜKSEK SÖZLEŞMECİ TARAF
12. (Indiquer ci-prés le nom de l’Etat/des Etats contre le(s)quel(s) larequete est dirigée)
(Fill the name of the State(s) against which the application is directed)
(Aşağıda başvurunun hangi devlet aleyhine yöneltildiğini belirtiniz)
Turquie ………………………………………………………………………………………….
Si le/la requérant(e) est représenré(e), joindre une procuration signée par le/la requérant(e) en faveur du/de la représentant(e).
A form of authority signed by the applicant should be submitted if a representative is appointed
Eğer başvurucu temsil ediliyorsa, temsilciyi vekil atayan ve başvurucunun imzasını taşıyan bir Yetki Belgesi ekleyiniz.
II- EXPOSE DES FAITS
STATEMENT OF THE FACTS
OLAYLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre 11 de la note explicative)
(See Part 11 of Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un 11. Bölümüne bakınız)
14. Voir, s’il vous plait, l’Exposé ci-joint (Annexe A / EK A, en Turque).
Si néssaire, continuer sur une feuille séparée.
Continue on separate sheet if necessary.
Eğer gerekli görüyorsanız ayrı sayfada devam edebilirsiniz.
III- EXPOSE DE LA OU DES VIOLATION(S) DE LA CONVENTION ET/OU DES PROTOCOLES
ALLEGUEE(S), AINSI QUE DES ARGUMENTS AL’APPUI
STATEMENT OF ALLEGED VIOLATION(S) OF THE CONVENTION AND/OR PROTOCOLS
AND OF RELEVANT ARGUMENTS
BAŞVURUCU TARAFINDAN ÖNE SÜRÜLEN SÖZLEŞME VE PROTOKOL İHLALLERİ İLE
İDDİALARIN DAYANIKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre III de la note explicative)
(See Part III of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’da III. Bölüme bakınız)
15. Article n° 6: Droit à un procès équitable.
Je fournis une explication ci-joint (Annexe B / EK B, en Turque), concernant la violation de l’Article n° 6.
Je présente, ici, un sommaire de celle-ci:
i) J’ai introduit ma candidature pour Président de la République, auprès du Conseil Electoral Suprême (Yüksek Seçim Kurulu, en Turque), le 3 Juillet 2014. J’ai complété le nécessaire burocratique, par ma lettre de 5 Juillet 2014 (cf. ma requette précédente, datée de 18 Juillet 2014.)
ii) Le 7 Juillet 2014, j’ai envoyé au Conseil Electoral Suprême, une lettre de consolidation en vers ma candidature, comme quoi que, le Candidat Monsieur Ekmeleddin Ihsanoğlu, déclaré candiat commun des deux partis politiques d’opposition, par les Présidents de ces deux partis, donc de Cumuriyet Halk Partisi et de Milliyetçi Hareket Partisi, parce qu’alors candidat commun de ces deux partis, suivant le règlement adopté par le Conseil Electoral Suprême, aurait du obtenir l’accord commun et écrit des hauts conseils de ces deux partis, et n’avait pas eu en fait, besoin du tout, des signatures d’au moins de vingt députés, pour devenir candidat. Mais alors, les deux partis n’ont pas présenté au Conseil Electoral Suprême, l’accord écrit de leurs hauts conseils comme quoi que, ce candiat est « officiellement» leur « candidat commun ». Tout par contre les Présidents de ces deux partis, ont ordonné leurs deputés de donner leurs signatures pour le candidat, comme s’il n’avait pas été choisi, invité et déclaré, par eux même, en tant que « candidat commun» des deux partis, et ce faisant, les Présidents des deux partis en considération, ont, très antidémocratiquement bloqué la possibilité d’endorsement d’autres candidats qui auraient bien pu être soutenu par les députés de leurs partis.
iii) Ainsi, j’ai démontré au Conseil Electoral Suprême, combien la candidaturasition, même si on adopte la nécessité des signatures d’au moins de vingt députés (ce qui est déjà inadmissible), a été en tout cas, andimécrotatique. J’ai demandé au au Conseil Electoral Suprême donc, l’annulation de la candidature de Monsieur Ekmeleddin Ihsanoğlu, comme je viens de l’expliquer ci-dessus, en pleine violation avec le cadre adopté et suivi par le Conseil Electoral Suprême, et l’acceptance de ma candidature introduite par mes lettres de 3 et 5 Juillet 2014, et tout à fait démocratiquement, conforme à l’acquis communautaire.
iv) Le Conseil Electoral Suprême, en réponse à mes lettres de 3 et 5 Juillet 2014, par un premier pas, a rejeté (cf. sa décision en Annexe C), de coup, ma candidature (dont l’introduction avait été complétée en tous détails, suivant les instructions préétablies), pour Président de la République de Turquie, mais alors, se réferrant à une raison tout à fait antidémocratique, comme quoi que je n’ai pas rassemblé les signatures d’au moins de vingt députés endorsant cette candidature, au sein du Parlement de la République de Turquie, qui constitue malheureusement, une condition sans doute antidémocratique, qui donc, n’a pas du prendre place, en premier lieu, dans une constitution qui se déclare être démocratique. Il s’agit d’une restriction intolérable des droits démocratiques, d’élire et d’être élu. Tout ceci, a constitué le contenu de ma précédente requette datée, le 18 Juillet 2014, vis-à-vis la Cour Européenne des Droits de l’Homme, en vers l’annulation de la décision du Conseil Electoral Suprême de la Turquie.
v) Le Conseil Electoral Suprême, par un second pas, à cette étape, vient de rejetter (cf. Annexe D) mes demandes portées à son attention par ma lettre de 7 Juillet 2014 (cf. Annexe A). Son prétexte est dramatique, alors qu’il fait clairement comprendre, qu’il a compris l’injustice en question. C’est que, ses décisions sont indiscutables, dit-il (cf. Annexe D). Il avait endorsé la candidature de Monsieur Ihsanoglu, donc il n’est pas capable de réviser sa décision. Il avait déjà rejetté ma candidature, donc il n’est pas capable, non plus, de réviser cette décision. Il s’agit de ses deux fautes, mais elles sont, dit-il, indiscutables!
Pourtant, le Conseil Electoral Suprême, aurait pu, tout au début, décider qu’il s’agit en effet, d’une restriction intolérable des droits démocratiques, d’élire et d’être élu, quoi que l’article en question se trouve être monté, à la Constitution de la République de Turquie. Le Conseil Electoral Suprême ne l’a pas fait. Mais alors, nul, suivant notre constitution (Article Numéro 90), donc adaptée conformement à la conception des droits humains Européens, peut être, en contradiction, avec l’acquis communautaire, et la nécessité de rassembler les signature d’au moins de vingt députés, pour devenir candidat, sans doute, l’est.
Le Conseil Electoral Suprême, si hésitant, et ne pouvait décider autonomement, alors aurait pu se renseigner suivant ma demande, à propos de l’opinion de la Cour Suprême (Anayasa Mahkemesi), comme quoi que la nécessité posée en ce qui concerne le candidat pour Président de la République, doit ramasser les signatures d’au moins de vingt députés, est-elle vraiment antidémocratique, ou non. Le Conseil Electoral Suprême ne l’a pas fait, non plus.
Ce qui est encore plus dramatique, c’est que le Conseil Electoral Suprême, refuse de rediscuter ses décisions, même quand il s’agit, de nouvelles données, ou de concrétes objections, donc prise do consicence de ses fautes.
Ce n’est sans doute, pas juste, ni tout d’abord, en accord avec l’acquis communautaire.
D’autant plus que le Conseil Electoral Suprême est l’institution qui doit garantir la sécurité des élections, veillant que tout se passe démocratiquement. Par son comportement, c’est douloureux de le prononcer, il se trouve lui-même le nuisant de cette sécurité, et de la démocratie.
Etant donné que, les décisions du Conseil Electoral Suprême (Yüksek Seçim Kurulu), en Turquie, ne peuvent être jugées en aucune autre Cour (Loi 6216, 45/3), je me trouve dans l’obligation d’introduire cette deuxième demande à la Cour Européenne des Droits de l’Homme, en vue de l’annulation de la décision du Conseil Electoral Suprême, de refuser ma candidature pour Président de la République (cf. Annexe D), en même temps d’accepter celle de Monsieur Ihsanoğlu, mais tout à fait non-confomément aux réglements adoptés, et nuisiblement au fonctionement de la démocratie, sous prétexte qu’il ne peut reconsidérer ses décisions, bien qu’il se montre clairement conscient de ses fautes, à travers mon raisonement et les bases juridiques concrétes que je lui ai présentées, à cette étape,
Alors, je dois me réferrer à votre décision précieuse du 22 Décembre 2009, portant le numéro 27996106, qui a enlevé toute restriction de droits d’être élu, en Bosnie-Herzegovine suivant la demande de Sejdic Vefinci. J’anticipe, férmement, qu’elle peut être considérer comme exemplaire en vue de résoudre positivement mes demandes en question.
La date à laquelle j’ai reçu la décision finale (cf. Annexe D), du Conseil Electoral Suprême, est le 6 Août 2014. (J’avais reçu sa première décision datée le 3 Juillet 2014, le 17 Juillet 2014.)
IV- EXPOSE RELATIF AUX PRESCRIPTIONS DE L’ARTICLE 35 1 DE
LA CONVENTION
STATEMENT RELATIVE TO ARTICLE 35 1 OF THE CONVENTION
SÖZLEŞME’NİN 35.MADDESİNİN 1.FIKRASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre IV de la note explicative. Donner pour chaque grif, et au besoin sur une séparée, les renseignements demandés sous les points 16 a 18 ci-aprés)
(See part IV of the Explanatory Note. If necessary, give the details montioned below under points 16 to 18 on a sparete sheet for each separate complaint)
(Açıklayıcı Not’un IV.Bölümüne bakınız. Her şikayet için, gerektiğinde ayrı bir sayfa kullanarak, aşağıda 16’dan 18’e kadar numaralanmış alt bölümlerde istenen bilgileri veriniz)
16. Décision interne définitive (date de la décision, organe-judiciaire ou autre-l’ayant rendue)
Final decision (date,court or authority and nature decision)
Nihai karar (kararın tarihi, niteliği, Kararı veren merci-adli veya diğer)
La décision est faite par le Conseil Electoral Suprême, donc la plus haute cour, et dont les décisions ne peuvent être jugées en aucune autre cour (Loi 6216, 45/3). Sa décision, porte la date de 8 Juillet 2014, et pour signatures des officiels, la date de 22 Juillet 2014. La signature de la lettre du Président du Conseil Electoral Suprême, Monsieur Sadi Güven qui a écrit en réponse à ma demande, porte la date du 22 Juillet, et le numéro 9096 (cf. ci-joint, en Annexe D).
Je l’ai reçue, le 6 Août 2014.
Les élections présidentielles, en Turquie, auront lieu, le 10 Août 2014 pour un premièr tour, et le 24 Août 2014 pour le tour final. Ce qui fait qu’une décision prompte que vous prendriez, si vous pouviez, est vitale.
17. Autres décisions (énumérées dans l’ordre chronologique en indiquant, pour chaque décision,
sa date, nature et l’organe-judicidire ou autre-l’ayant rendue)
Other decisions (list in chronologial order, giving date, court or authority and nature of decision for each of them)
Diğer kararlar (tarih sırasına göre her kararın tarihi, niteliği ve kararı veren merci-adli veya diğer-belirtilmelidir.)
18. Dispos (i)ez-vous d’un recours que vous n’avez pas exercé? Si oui, lequel et pour quel motif
n’at-il pas été exsercé?
Is there or was there any ather appeal or other remedy available to youwhich you have not used? Lf so, explain why you have not used it.
Başvurmadığınız başka bir çözüm yolu var mı? Eğer varsa, nedir ve neden bu yola başvurulmadı?
No!..
V. EXPOSE DE L’OBJET DE LA REQUETE ET PRETENTIONS PROVISOIRES
POUR UNE SATISFACTION EQUITABLE
STATEMENT OF THE OBJECT OF THE APPLICATION AND PROVISIONAL
CLAIMS FOR JUST SATISFACTON
BAŞVURUNUN AMACINA VE HAKKANİYETE UYGUN TATMİN
TALEPLERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre V de la note explicative)
(See part V of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un V.Bölümüne bakınız)
19.
VI- AUTRES INSTANCES İNTERNATIONALES TRAITANT OU AYANT L’AFFAIRE
STATEMENT CONCERNING OTHER INTERNATIONEL PROCEEDINGS
DİĞER ULUSLAR ARASI MAKAMLAR ÖNÜNDEKİ USULLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(Voir chapitre VI de la noye explicative)
(See Part VI of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un VI Bölümüne ilişkin açıklama)
19. Avez-vous soumis â une autre instance internationale d’enquéte ou de réglement les griefs
énoncés dans la prénte requéte?
No!..
Si oui, fournir des indications détaillées â ce sujet
Have you submitted the above complaints to any ather procedure of international investigation or
Settlement? Lf so, give full details.
Bu başvunuzdaki şikayetlerinizi başka bir uluslar arası makama sundunuz mu? Eğer
sunduysanız, bu konuda ayrıntılı bilgi veriniz.
VII- PIECES ANNEXEES (PAS D’ORIGINAUX, UNIQUEMENT
DES COPIES)
LIST OF DOCUMENTS (NO ORIGINAL DOCUMENTS ONLY
PHOTOCOPIES)
BELGELER LİSTESİ (BELGELERİN ASLI DEĞİL SADECE
ÖRNEKLERİ)
BELGELER LİSTESİ
(Voir chapitre VII de la note explicative. Joindre copie de toutes les décisions mentionnées sousch. IV et VI ci-dessus. Seprocurer, au besoin, les nécessaires, et en cas d’impossibbllité, exqliquer pourquoi celles-ci ne ppeuvent pas étre obtenuens.
Ces documents ne vous seront pas retournés.)
(See Part VII of the Explanatory Note. Include copies of all decisions referred to in Parts IV and VI above. If you do not have copies, you should obtain them. Lf you cannot obtain them, explain why not. No documents will be returned to you.)
(Açıklayıcı Not’un VII. Bölümüne bakınız. Yukarıdaki IV ve VI. Alt bölümlerde belirtilen bütün kararların örneğini ekleyiniz. Eğer bu belgeler elinizde yoksa temin ediniz. Eğer temin edemiyorsanız bunun nedenini açıklayınız. Gönderdiğiniz belgeler size geri verilmeyecektir.)
21.
A) Ma seconde demande portant la date de 7 Juillet 2014, introduite au Conseil Electoral Suprême ( cf. à la Question 14 posée ci-dessus).
B) Une explication en Turque, en réponse à la Question 15 posée ci dessus, concernant la violation de l’Article n° 6.
C) Une première décision du Conseil Electoral Suprême portant en tête, la date de 8 Juillet 2014 et le numéro 8546 (cf. ci-joint, en Annexe C), que j’ai déjà transmise à la Cour Européenne des Droits de l’Homme, par ma lettre du 18 Juillet 2014.
D) Une seconde décision du Conseil Electoral Suprême portant en tête, la date de 22 Juillet 2014 et le numéro 9046 (cf. ci-joint, en Annexe D), dont je demande, spécifiquement, l’annulation, par cette requette.
VII- DECLARATION ET SIGNATURE
DECLARATION AND SIGNATURE
BİLDİRİM VE İMZA
(Voir chapitre VII de la note explicative)
(See Part VII of the Explanatory Note)
(Açıklayıcı Not’un VIII.Bölümüne bakınız)
22. Je déclare en toute conscience et loyauté que les renseignements qui figurent sur la présente formule de requéte sont exacts.
I hereby declare that, to the best of my knowledge and belief. The information I have given
In the present Application form is correct
Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu bilgim ve inancım dahilinde beyan ederim.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Lieu/Place/Yer: Istanbul Date/Date/Tarih: Le 9 Août 2014
(Signature du/de la requérant(e) o udu/de la représentant (e))
(Signature of the applicant or of the representative)
(Başvurunun ve temsilcinin imzası)
ANNEXE A (EK A): REPONSE A LA QUESTION 14 POSEE CI-DESSUS
UNE DEUXIEME DEMANDE INTRODUITE AU CONSEL ELECTORAL SUPRÊME, COMPRENANT MES OBJECTIONS EN VERS LE CANDIDAT COMMUN DES DEUX PARTIS D’OPPOSITION, ET EN MÊME TEMPS, L’ENDORSEMENT DE MA CANDIDATURE, QUE J’AVAIS DEJÀ INTRODUITE
AU CONSEIL ELECTORAL SUPRÊME
7 Temmuz 2014
Yüksek Seçim Kurulu
Başkanlığı
Ankara
İlgi: Katınıza yazdığım 5 Temmuz 2014 tarihli yazıya ektir.
Bu yazımla, iki hususu önemle vurgulamak, ihtiyacındayım.
Birincisi, hiç bir anayasa ya da yasa yaptırımımız, malumunuz, Avrupa Komisyonu müktesabatına aykırı olamaz. Oysa, ilgi yazımda ortaya koyduğum şekliyle, Cumurbaşkanlığı sürecinde adaylaşmaya dönük olarak yürürlüğe getirilmiş yaptırımlar, başta da bunların kasıtlı ve çarpık uygulaması, açıkça, Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırıdır.
Halkın seçeceği Cumurbaşkanı’nın adaylaşmasında halkın bulunmaması, daha da vahimi, İlgi yazıda açıkladığım çerçevede, demokrasinin adaylaşmaya ilişkin olmazsa olmalarının hiç dikkate alınmamış olması, bundan da öte, tam anlamıyla katledilmiş olması, Seçim’in iptali için, sebep teşkil eder.
Bu yazımla vurgulamak ihtiyacında olduğum, ikinci husus aşağıdadır.
Meriyetteki mevzuat itibariyle, kimlerin Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip olduğu, Anayasa’nın 101/1’nci maddesinde ve bu doğrultuda 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Yasası’nın 6/1’nci maddesinde, düzenlenmiştir.
Anayasa ve 6271 sayılı Yasa’da, Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip olanlar düzenlendikten sonra;“adaylık” konusuna yer verilmiş, bu konuda (evvelce irdelediğim nakısalar saklı olarak ifade ediyorum), çerçevelendirilmiş, iki yöntemden biri olan “aday olma” yöntemi benimsenmemiş, aksine “aday gösterilme” yönteminin benimsendiği, hükme bağlanmıştır. Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği konusunda aday gösterilme yöntemi benimsenirken, aday gösterilme konusunda, Anayasa’nın 101/3 ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/2’nci maddesinde, iki farklı yöntemin esas alındığı (evvelce irdelediğim nakısalar saklı olarak, devam ediyorum), ifade edilmiştir.
Anayasa’nın 101/3 ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/1’nci maddesine göre, seçilme yeterliliğine sahip olanların aday gösterilebilmesindeki birinci yöntem, en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme şekline raptedilmiş bulunmaktadır. Yasada her milletvekilininin yalnız bir aday için teklifte bulunabileceği, ayrıca ifade edilmektedir.
Anayasa’nın 101/3’ncü ve 6271 sayılı Yasa’nın 7/2’nci maddesine göre, seçilme yeterliliğine sahip olanların aday gösterilebilmesindeki ikinci yöntem, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde, aldıkları geçerli oylar toplamı, birlikte hesaplandığında, yüzde onu geçen siyasi partilerin ortak aday gösterebilecekeleri kuralına, bina edilmiştir.
Bu düzenlemeler çerçevesinde “çatı adayı” konusu irdelenecek olursa, siyasi partiler yetkili kurullarında alacakları karar çerçevesinde, sadece bir aday için, belirtilen yasa kurallarına uymak koşuluyla, ortak bir aday gösterme yoluna gidebileceklerdir. Burada yirmi milletvekili koşulu hiç bir biçimde aranmamaktadır.
Yirmi milletvekili koşulu, siyasi partilerin münhasıran belli bir karar almadıkları, böyle bir karar doğrultusunda bir aday gösterme yoluna gitmedikleri, durumda, söz konusudur.
“Çatı adayı” olarak ifade edilen Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi keyfiyeti irdelendiğinde, ortaya şöyle bir resim çıknaktadır:
o CHP ve MHP Genel Başkanları parti yetkili kurullarınca alınmış bir karar varmışcasına hareket etmişlerdir. basına yansıyan beyan ve açıklamalarında partilerince bir başka adayın adaylaşmasına ya da adaylaştırılmasına karşı olduklarını, buna imkan vermeyeceklerini, açıkça ifade etmişlerdir. Malumun ispatına gerek bulunmamaktadır. Bu konu, hepimizin tanık olduğumuz, bildiğmiz, bir konudur. (Elbette, tahkik edilebilecektir.)
o Aday gösterilme süreci, gündeme gelip, başvurular yapıldığında görülen odur ki, CHP ve MHP Yönetimleri, söz konusu doğrultuda, eşzamanlı, bağıl kararlar çıkartmamışlardır.
o Yapmaları gereken bu iken, kendi milletvekillerinin imzalarını, davet etmişlerdir. Buna paralel olarak milletvekilleri üzerinde icbar edici bir tavır izlemişerdir.
o Sonuçta, tekliflerini, milletvekillerine yaptırtmışlardır. Bu milletvekilleri, sanki bir parti adayı söz konusu imiş ve bu bağlamda, parti disiplinini gerektiren bir hal varmış gibi, çatı adayına imza vererek, “başvuru” geliştirmişlerdir.
o Oysa süreç ve özde kullanılan yönteme bakıldığında iki partinin çatı adayına yakınsaması uzantısında, her bir partinin yetkili kurulunca eş zamanlı olarak alınmak durumunda bulunulan, bağıl karar, istihsal edilmelidir. Böylesi bir karar demek ki, çatı adayı çıkartan, her iki partinin de, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri’nce, ayrı ayrı imzalanarak, bir başvuru yapılmalıdır. Ama işte, bu yola gidilmemiştir. Bu husus, o kadar böyledir ki, anılan kurulların üyeleri, gelişmelerden haberdar dahi olmadıklarını, ifade etmişlerdir.
Demek ki, çatı adayı çıkartan partiler, meriyetteki yasa gereğini yerine getirmemiş olmaktadırlar. Çatı adayı için milletvekillerinin imzalarına ithiyaç yoktur. Partilerin Merkez Yönetimleri’nin kararlarına ihtiyaç vardır.
Bu gerek, yerine getirilmemiştir. Tersine, çatı adayı için, milletvekilleri imza vermeye icbar edilmişlerdir; bu suretle olası öteki adayların önleri kesilmeye, didinilmiştir.
Gerçekten de, Milletvekilleri’nin imzalarına başvurulmasına ilişkin algı ve anlayışla hareket edilince, ortaya çıkan fiilî durum, söz konusu partilere mensup başka milletvekillerinin bir araya gelmelerine ve başkaca bir adayın odağı dolayında başvuru geliştirmelerine ilişkin, olağan demokrasi ortamını, katletmiştir.
Anayasa ve anılan yasa, çatı adaylık konusuna olanak sağlamakta, ancak bunun
yönteminin nasıl olacağını da, ortaya koymaktadır. Bunun yöntemi, parti yetkili kurullarınca alınacak karara dayalı olarak partilerce yapılacak başvurudur. Milletvekillerine imza verdirtip, başvuru yaptırtmak ve bu suretle olası öteki adayların önlerini kesmek değildir.
CHP’nin de MHP’nin de, ayrı ayrı adayları varmış gibi yürütülen süreç nedeniyle, her iki partiden, hatta ayrı ayrı, yirmi milletvekili, TBMM içinden veya dışından, bir başka adayı, aday gösterme yoluna, gidememişlerdir. Bu gelişme, seçme ve seçilme, başta da adaylaşma hakkını kısıtlayıcı yönüyle, Anayasa’nın 67’nci maddesine, kesinlikle aykırıdır ve eğer bu evrede dikkate alınıp gereği yerine getirilmez ise, seçimin iptaline yol açacaktır.
Bu durum, Anayasa’daki serbest seçim kuralıyla, seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde yapılması ve yönetilmesi boyutuyla çelişmekte olup, ihtilatın re’sen çözülmesi ve kararlaştırılması, YSK’nın yetki ve sorumluğundadır.
Bir defa en başta ifade ettiğim gibi, uygulanagelmiş adaylaşma süreci, açıkça Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırıdır ve dikkatinize taşıdığım adaylık başvurum, muteber addedilmek, iktiza eder.
Sonuç olarak:
CHP ve MHP, üst yönetim unsurları, sanki parti yetkili organlarınca alınmış bir karar varmış gibi, süreci usul ve adap dışı yönlendirerek, partilerine mensup yirmi milletvekilinin, hatta ayrı ayrı, bir araya gelip, TBMM içinden veya dışından bir başkasının aday gösterilmesi demokratik görev ve hakkını, ciddi biçimde ihlal etmişlerdir. Ayrıca burada seçme ve seçilme hakkının ihlaline sebebiyet vermişlerdir.
Sonuçta, parti yetkili kurullarından karar istihsal etmeden, hatta bu yolu sanki hadlerimiş gibi, devre dışı bırakarak, ama bu kez, gerekmediği halde, kendi milletvekillerinin imzalarını mecbur kılıp, onlardan en az yirmisinin olsun, başka öznelerin, Cumurbaşkanı adayı olarak, gösterilmelerinin, önünü kesmeye tevessül etmişler, böylelikle onların, adaylaşma ve seçilme haklarını gasp etmeye girişmişlerdir; bu değilse, her hal-u karda, ihlal etmişlerdir.
Bu durum, parti yetkili kurullarınca alınmış bir karar olup olmadığının sorulmasıyla, kolaylıkla, ortaya çıkarılabilecektir. Eğer söz konusu kararlar Parti Merkez Kurulları’ndan (ki dileriz öyledir), istihsal edilmişse (ki bu konuya kamuoyu, malum, muttali değildir), ama o zaman partiler olarak başvuru yapılmayıp, milletvekilllerine başvuru yaptırılınca; yürürlükteki mevzuat itibariyle olsun, milletvekillerinin, başka adayların, adaylaşma ve seçilme haklarına omuz verme, yükümlülükleri, dumura uğratılmış olmaktadır.
Hukuk devleti, şeklen denetim yapan, yaşananlara seyirci kalan değil, etkin hukuksal denetim yapan bir devlettir. Yaşananlar açıktır ve ortadadır. Bunlara, hukukun üstünlüğü yönünden seyirci kalınması düşünülemez. Hele ki Cumhurbaşkanı adaylaşması gibi bir konuda, hiç bir biçimde, edilgen durulamaz. Mevcut durum, seçme ve seçilme hakkınnın, açık ihlalidir.
Başta da değindiğim gibi, “yirmi milletvekili imzası zorunluluğu”, Avrupa Komisyonu müktesebarına açıkça aykırıdır ve hiç bir biçimde muteber sayılamaz. Allaşkına dünyanın neresinde böyle bir usul vardır? Anayasa, “Dernek Tüzüğü” değildir! Cumhurbaşkanı adaylaşmasında böylesi bir hukuksuzluk, kabul edilemez. Böylesi, ayrıca, Dernek Tüzüğü’nde dahi kabul edilemez.
Açıklayageldiğim nedenlelerle:
i) Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu hakkındaki adaylık başvurusuna; açıklayageldiğim hukuksuzluklar; hem usulden hem de esastan, sergilediği seçim hukuku ihlalleri dolayısıyla (bağışlanmayı dilerim, nedir ki), halisane, itiraz ediyorum.
ii) Aday gösterilme biçiminde, daha önce de dikkatinize getirdiğim doğrultuda, yirmi milletvekili imzası zorunluluğunun izlenmesi yaptırım ve usulüne (lutfen kimse kusura bakmasın, şu ki Türkiye sahipsiz değildir), tam bir hukuksuzluk örneği sergilediği için, kuvvetle itiraz ediyorum.
Itirazlarımın kabulü ile, i) Üzgünüm, şu ki, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun hakkındaki adaylık başvurusunun iptaline, demek ki adaylığının reddedilmesine ve ii) Avrupa Komisyonu müktesebatına, başta da, Anayasamız’ın ve demokratik birikimlerimizin ruhuna gayet uygun olan, adaylığımın muteber addedilemesine, re’sen karar verilmesi, hususlarını, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla tensip ve dikkatlerinize, başta da tarihin şaşmaz yargısına, sunuyorum.
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul
0532 494 80 27
0216 332 25 97
ANNEXE B (EK B): REPONSE A LA QUESTION 15 POSEE CI-DESSUS
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Cour Européenne des Droits de l’Homme
Conseil de l’Europe
67075 Strasbourg Cedex
Fransa
İlgi: 18 Temmuz 2014 tarihli mektubumlu katınıza intikal etmiş bulunan, önceki davamıza ilave olarak, bu davanın ne münasebetle açılığına dair, kısa maruzatımızdır. Dosyaların birleştirilmesi, talebimizdir.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK); ilk turu 10 Ağustos 2014’te, ikinci turu ise, 24 Ağustos 2014’te, gerçekleştirilmesi planlanmış, Cumhurbaşkanı Seçimimiz’de, aday olmama ilişkin, 3 Temmuz 2014 ve müteakip (tamamlayıcı) 5 Temmuz 2014 tarihli dilekçemle dikkatine taşıdığım talepleri, öteki bütün gerekler, tarafımdan, eksiksiz yerine getirilmiş olduğu halde, Anayasamız’ın ilgili, en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği, yaptırımına atıfta bulunarak, reddetmiştir. (Karar elime, 17 Temmuz 2014’te geçmiştir.)
Bu kararı (EK C), bundan once, 18 Temmuz 2014 tarihli dilekçemle, iptali dileğiyle katınızıa sunmuştum.
Yüksek Seçim Kurulumuz’a, burada EK A’da dikkate getiridiğim, 7 Temmuz tarihli, ilave bir dilekçe, sunmuştum.
Bu dilekçemde, kısaca söylediğim şudur:
Aday (Müstesna Şahsı’na duyduğum saygı sakıl olarak ifade ediyorum), Prof. Ekmeleddin Ihsanoğlu, Muhalefet Partileri CHP ve MHP’nin, “Çatı Adayı”dır… Bu olgu, söz konusu partilerin genel başkanları tarafından, açıkça ve dolu dolu, telaffuz edilmiş, sarih fiile taşınmış bulunuyor.
Ancak, yürürlükteki mevzuata gore, bu durumda, ilgili partilerin merkez yönetim kurullarının, Yüksek Seçim Kurulu’na sunulmuş olması gereken, “resmî kararlarına”, ihtiyaç bulunuyor. Bu yapılsa, yürürlükteki mevzuata gore, ayrıca (ancak, böyle bir durum dışında gerekecek olan), asgarî 20 milletvekilinin imzasına, katiyen, ihtiyaç bulunmuyor.
Ama, Ortak Aday Ihsanoğlu için, ne partilerin merkez yönetim kurulları, bu yönde, karar istihsal ediyorlar… Ne de, dediğim gibi, Ihsanoğlu’nun adaylığına dönük olarak, söz konusu partilerin milletvekillerinin imzalarına, ayrıca (İhsanoğlu “ortak aday” olduğu için), hiç gerekmediği halde, başvurulmaktan, geri duruluyor.
Yani, anılan paritilerin milletvekillerinin imzaları, CHP ve MHP Genel Başkanları tarafından, ayrıca, blok halinde, davet ediliyor.
Böylelikle, bu partilerin milletvekillerinin, başka kişileri adaylaştırılmalarının, karşısına çıkılmış olunuyor.
Bu davranış biçimi i) yürülükteki mevzuata, ii) demokratik teamüllere, katiyen uygun bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, YSK’ya yazdığım, 7 Temmuz 2014 tarihli, yukarıda EK A olarak sunulmuş yazımla, Ihsanoğlu’nun, mezvuzatın gereğini, yerine katiyen getimemiş olan, adaylığının, iptalini talep ettim.
Aynı bağlamda, Avrupa Komisyonu müktesebatı ile tamamen uyumlu bir çizgide geliştirilmiş bulunan şahsımın adaylığının kabulünü, tekraren, istedim.
Yüksek SeçimKurulu’nun (YSK) (burada iptalini dilediğim) cevabî kararı (EK D), maalesef çok dramatiktir.
Buradan çok açık olarak görülebileceği gibi, YSK, açmazının farkına varmıştır. Her ne kadar hukuka uygun olarak davrandığını, kendi çalıp kendi söylese de, son toplamda, sığındığı, “YSK’nın kararlarının tartışılamaz olduğu”, savıdır.
Yani, İhsanoğlu, hukuka, evet, aykrı olarak aday olmuştur, ama YSK bir defa, bunu kabul etmiştir. Buradan (kendine gore) geriye dönemeyeceği için, Ihsanoğlu’nun adaylığının düşürülmesi gerektiği yönündeki talebimi, reddetmektedir.
Benim adaylığımı ise (her ne kadar Anayasamız’a, bu yönde, yirmi milletvekilinin imzası gibi, ters bir hüküm çakılmış olsa da), özellikle Avrupa Komisyonu mükteseatına göre, bal gibi uygun olduğu için, kabul etmek zorundadır… Ama bir defa reddetmiştir ve YSK Kararları (kendisine gore), tartışılamaz oluduğu için, bundan da rücu edememektedir.
Allaşkına, hangi mahkeme, önüne gelen ve belli bir kararını nakseden sağlıklı veriler karşısında, kararını düzeltmeyi, savsaklayabilir ki!..
YSK bunu maalesef, yapabilmektedir.
Hazindir ki, YSK seçimin güvenliğinin ve her hal-u karda, demokratik cereyanın teminatı olmak gerekirken, seçimi kendi eliyle, hukuksuzluğa ve antidemokratik bir serencama, duçar etmektedir.
Nitekim, katınıza yazdığım, önceki, 18 Temmuz 2014 tarihli dilekçemde ayrıntısıyla ortaya koyduğum gibi, söz konusu “en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği”, fevkalade antidemokratiktir, kısıtlayıcıdır, ayırımcıdır. Bu yaptırım, Anayasa’da yer alsa dahi, demokratik bir anayasa kavramıyla, seçme ve seçilme haklarını, fena halde hırpaladığı için, açıkça çelişmektedir.
Seçmensiniz, ama aday olamıyorsunuz, yirmi milletvekili, imza vermezse, aday gösterilemiyorsnuz, kendiniz ya da üyesi olduğunuz demokratik kitle örgütleri yönetim unsurları olarak, birisini aday gösteremiyorsunuz, sakilliklerini bildiğiniz bir adaya itiraz edemiyorsunuz…
Bu demokrasi degil, tam anlamıyla, erki ellerinde tutanların, hile yoluyla yutturmaya calıştıkları, çarpık çurpuk, uyduruk, olsa olsa, bir çadır demokrasisidir.
Söz konusu, yirmi milletvekilinin imzalarının istihsal edilmesi koşulu, demokratik bir anayasada bulunamaz.
Böylesi bir şart, Avrupa Komisyonu müktesatına, tümüyle aykırıdır.
Anayasa’nın hiç bir maddesi, Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırı olamaz. Bu koşul, Anayasamız’ın 90. Maddesi’nde yaptırımsallaştırılmıştır. Oysa, 20 milletvekili imzasının üstelik Anayasamız’a, adaylaşmada bir gerekirlir olarak rapt edilmesi, Avrupa Komisyonu müktsebatına, açıkça aykırıdır.
YSK, yirmi milletvekilinin imzasının istihsal edilmesi, “şekil şartına” hapsolmuştur; bu çerçevede, dilekçemin özüne, hatasını idrak ettiğini ihsas etse de, girmemistir.
Oysa isteğim dogrultusunda, pekalâ esasa girebilir ve re’sen (yirmi milletveki imzasının işaret ettiği, “şekil şartı”, tartışmasız antidemokratik olduğu için), adaylığımın uygunluğuna, doğrudan, karar verebilirdi.
Olmadı, isteğim uzantısında, Anayasa Mahkememiz’den, görüş sorabilirdi.
Hatta, söz konusu anayasal yaptırımı, “demokratik anayasa” ile bağdaşmadığı gerekçesiyle ve iptali istemiyle, Anayasa Mahmememiz’e, rahatlıkla, taşıyabilirdi.
Bunları yapmamakla kalmamış, önüne gelen yeni verileri ve muhkem bir savunmayı, hatasının bilincine varmış olsa da, önceki kararlarından cayamayacağı gibi, abuk bir gerekçeyle reddetmeye sıkışmıştır.
Böylelikle “adil yargılama” yapmamış olmakta, “seçme seçilme haklarımızda” bariz ihlale, sebebiyet vermiş, bulunmaktadır.
Seçilme hakkım, daha vahimi, şahsımı seçmeyi dileyecek milyonlarca seçmenin seçim hakkı, açıkça gaspedilmistir.
YSK özetle, Prof. Ihsanoğlu’nun adaylığını, izlediği mevzuatla açıkça çelişmesine rağmen kabul etmistir; itirazımın özünü idrak etmesine karşılık, evvelece verdiği karardan rücu edemeceğine dair, kabul edilemez bir gerekçeyle, kararında israr etmeye sıkışmıştır. Aynı şekilde benim adaylığımın kabul etmesi gerektiğini idrak ettiğini ihsas etmesine karşın, adaylığımı önceden reddetmiş olması gibi abes bir gerekçeyle, kabul edemeyeceğini ifade etmeye, daralmaktadır.
Süreç, dediğim gibi, bütünüyle, Avrupa Komisyonu Müktesebatı’na aykırıdır.
“Anayasa”, gelişigüzel ve her bir yaptırımı ayrı ayrı izlenmek zorunda olan bir metin, değildir. Buraya ilave edilecek herhangi yeni bir yaptırım, buradaki ana felsefeyle bağdaşıyor olmalıdır. Anayasa’nın, 90. Maddesi itibariyle, bunun üzerinde “Avrupa Komisyonu müktesebatı” olduğuna gore, ilave herhangi bir yaptırmın bu müktesebatla uyumlu olması gerekir.
Bir defa böyle mi, değil mi, bu denetlenmelidir, ki, örneğimizde, böyle bir soru gündeme dahi getirilmemiştir.
Anayasa, bir “Dernek Tüzüğü” katiyen değildir, olamaz; yirmi milletvekilinin imzalarının, Cumhurbaşkanı Adayı olmak uzere toplanması zorululuğu, abestir. Kaldı ki, bir Dernek Tüzüğü’nde dahi böylesi abes bir yaptırım bulundurulamaz. Ayrıca, allaşkına, Cumurbaşkanı Adayı, milletvekili peşinde imza için mi, koşar!..
Bu temel hususları, 18 Temmuz 2014 tarihli dilekçemle dikkatlerinize taşıdım.
Her hal-u kârda, söz konusu türden bir yaptırım, hele anaysanın, içinde, zinhar olamaz. Demokratik anayasada, bir defa, antidemoktarik hüküm bulundurulamaz.
Adaylaşmaya saygısı olmayanın, demokrasiye saygısı yoktur.
Bütün bu sebeplerle, hak ihlaline ve adaletsiz yargılamaya, milyonlarca seçmenimle beraber, duçar olmus bulunduğumu tekrar ve önemle dikkatlerinize sunuyorum.
Yüksek Seçim Kurulumuz’un, hakkımda verdigi ekli kararların (EK C ve D), birleştirilerek, bozulmasını, talep ediyorum.
Avrupa İnsan Hakları Makemesi’nin, Sejdic Vefinci’nin açtığı dava zemininde verdiği, 22 Aralık 2009 tarihli ve 27996106 sayılı, Bosna Hersek’teki, Yasama Organı / Cumhurbaşkanı Seçimi’nde, her türlü ayırımcılık ve kısıtın kaldırılması yönünde olarak verdiği abide karar, bu dilekçemle, dikkatinize taşıdığım davada, emsal teşkil edecek, davamızın olumlu olarak sonuçlandırılmasına, kolayca rehberlik edecektir, yönündeki kanaatimi yinelemeliyim.
Kararınız, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecine yetişirse, tabii, harika olur.
Yetişmezse, antidemokratik baskılarla, adaylaşmayı, fena halde kısıtlayan Cumhurbaşkanlığı Seçimimiz’in, sonuç, her ne olursa olsun, tarafınızdan, yok hükmünde sayılmasını, talep ediyorum.
Güzel dileklerle, sevgiler, derin saygılar sunuyorum…
Tolga Yarman, Prof. Dr.
Vaniköy Cad. 81,
Çengelköy, İstanbul,
0532 494 80 27
0216 332 25 97
ANNEXE C (EK C)
LE PREMIER VERDICT DU CONSEIL ELECTORAL SUPRÊME QUE JE VOUS AVAIS TRANSMIS PAR MA PREMIERE REQUETTE (Yüksek Seçim Kurulu’nun 8 Temmuz 2014 tarihli ve 8546 sayılı yazısı ekinde olarak tarafıma tebliğ olunan Kararı, ki bundan önceki 18 Temmuz 2014 tarihli dilekçemle, katınıza sunulmuştur)
ANNEXE D (EK D)
LE SECOND VERDICT DU CONSEIL ELECTORAL SUPRÊME DONT JE DEMANDE PAR CETTE REQUETTE, L’ANNULATION (Yüksek Seçim Kurulu’nun 22 Temmuz 2014 tarihli ve 9096 sayılı yazısı ekinde olarak tarafıma tebliğ olunan ve burada iptalini dilediğim Kararı)


Yorum bırakın