Dört yıl süren yüzüncü yıl anmaları geçtiğimiz yıl sonlandı. Batılıların Büyük Savaş olarak adlandırdıkları Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yılında 4 yıl boyunca anıldığını izledik.

Yıl 1919!

Artık sıra bizdedir!

1919’da başlayıp 1923’te Cumhuriyet’le taçlanan Milli Mücadele ne kadar anılsa ve bu paha biçilmez yapıtla ne kadar gurur duyulsa yeridir.
1914’te başlayıp 1918’de sonlanan Birinci Dünya Savaşı’na ara verildiğini söylemek daha doğru olacaktır.

1918’de imzalanan bir dizi barış(!) antlaşmasının en bilineni Versay’dır. Bu denli aşağılamanın, bu çaplı cezalandırmanın karşılıksız kalmayacağı öngörülmeliydi. Bu beceri gösterilemediği için Avrupa anakarası çok geçmeden kendisini yeni ve benzeri görülmemiş bir karmaşanın içinde buldu. David Fromkin’in kitabına ad olan ”Barışa Son Veren Barış”tı gerçekte Versay’da imzalanan. Onuru ve gururu kırılmışların faşizmde umar aradığı süreç bir başka dünya savaşıyla sonuçlandı.
İlki kimyasal, ikincisi nükleer denemelere sahne olan her iki paylaşım savaşının insanlığa faturası yazılara sığmayacak denli büyük oldu. İnsan, para, zaman ve enerji kaybını tanımlamak için sözler ve yazılar yetersiz kalır!
Türkler dünyanın bu son derece duyarlı döneminde benzersiz bir tepki verdiler. Birinci savaşın yok ol dediği Türkler kimselerin ummadığı bir diriliş ve şahlanışla savaşın hesabını sonraki yıllara bırakmadan sıcağı sıcağına gördüler.
Bu inanılması güç ama gerçek olan yeniden doğuşu Atatürk’ün şu sözleriyle tanımlamak en iyisi!

para yok

 

Bütün bunlar pek çok şey yoktan var edilerek başarıldı.

Sıcağı sıcağına, beklenmedik anda görülen hesap yıkılan Türk devletinin yerine yenisinin, çağdaşının, başı dik ve onurlusunun konulmasıyla taçlandı.

Birinci paylaşım savaşının önde gelen hedefi olan Osmanlı paylaşımı Misakı Milli sınırları içinde püskürtülmüş oldu böylelikle.

Dünya ve özellikle Avrupa 1929 küresel ekonomik krizinin gölgesinde koşar adım savaşa giderken bir yandan; diğer yandan da faşizme teslim olmuştu. Birincinin devamı niteliğindeki ikinci savaşta kan oluk gibi akarken hesabı erkenden gören genç Türkiye

Cumhuriyeti acılarını duyumsasa da, yoksunluklarını yaşasa da 2. Dünya Savaşı’nın dışında kalabildi. Çünkü, ne alacağı ne de vereceği vardı!

1919 sayesinde elbette!

ana-gorsel26

Özetlenen nedenlerle içinde bulunduğumuz yıl ve onu izleyen yıllar biz Türkler için son derece önemli. Elde ettiklerimizin değerini bir kez daha anımsamamız, o değerleri koruma bilincimizi tazelememiz ve elbette yoktan var ettiğimiz bir ülkenin, devletin ayakta oluşunu insanlığa bir kez daha anımsatmamız için!

Posted in

Yorum bırakın