“….Bir ben vardır benden içerü.” (Yunus EMRE)

Yunus Emre’nin sözünü uyarlayarak söylersek :

“Vahşi Batılı bulunabilir Uygar Batılının içinde”

Oysa, Trizomi 21 ya da hastalığı tanımlayan hekimin adıyla anılan genetik bozukluğun 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom varlığına bağlı olduğu kuşkuya yer bırakmayacak denli ortaya konmuş durumdadır.

Ne yazık ki, bu hastalık çok sık olmasa da “Mongolizm” adıyla da anılmaktadır.

Irkçı ve kendini üstün gören vahşi Batılı anlayışının çok belirgin örneklerinden birisidir bu ayrımcı ve aşağılayıcı adlandırma.

Hastalığın belirtileri arasında bulunmakla birlikte asla olmazsa olmaz belirtilerden olmayan “çekik gözler” ve “kirli sarı” cilt renginden yola çıkılarak “Mongolizm” olarak adlandırılıvermiştir.

Bu adlandırma bilimsel ırkçılığın önde gelen örneklerinden birisi olmuştur. Bu yanlışlığın nedensiz olmadığını kabul etmek gerekir.

Uygar Batılı yaptığı buluşlar ve sağladığı bilimsel gelişmelerle övgüyü hak etmiştir. Aynı Batılı bu kez vahşi yüzüyle kendi etnisitesini en üstün konuma yerleştirerek diğerlerini aşağıya doğru sıralama gafletine de düşmüştür.

İlginçtir ki, Dr Down Trizomi 21’i tanımlama becerisinin yanı sıra geri zekâlılık kavramını da etnik eksende tanımlama başarısını(!) da göstermiştir.

Down’ın bu kabul edilemez yaklaşımına göre üstün beyaz ırktan bir ebeveynin evlatları kimi zaman aşağı konumdaki gruplardan birinin üyesi olarak gösterebilmektedir kendini.

Bu sakat anlayış içselleştirildiğinde genetik bir aksaklık sonucu dünyaya farklı özelliklerle gelen bir bireye “Mongol” yaftasını yapıştırmak hiç de güç olmuyor.

Her olguda görülmesi kural olmayan çekik gözler ya da kirli sarı deri renginden de yararlanılarak ırkçı ve ayrımcı anlayışla girişilen akıl ve bilim dışı yaklaşım ”ırkçı tıpçılık” anlayışının lokomotifine dönüşüvermiştir.

Neyse ki, Dr Down’ın ırkçı tıpçılık anlayışına katık ettiği sözde kanıtlar kısa sürede çürütülmüş ve bu utanç verici anlayış geçtiğimiz yüzyılın karanlık sayfalarındaki yerini çoktan almıştır.

Ne yazık ki, bu iyimserliği günümüzde yaşamın her alanına taşıyamıyoruz!

Irkçı ve ayrımcı anlayışın doruğa 2. Dünya Savaşı ile çıktığı söylenebilir. Bu acı deneyimin insanlığı etkilediği ve aynı acıların yaşanmasının önüne geçilmesi için bir farkındalık yarattığı da doğrudur.

Ancak, günümüzde ırkçı ve ayrımcı anlayışın kalıp ve kılık değiştirerek var gücü ile yayılma eğilimi gösterdiğini görmek durumundayız.

Gerçek dışı gerekçeler ve kurgularla oluşturulan senaryolar üzerinden ülkelere savaş açan ve insanların üzerine bombalarla ölüm yağdıran anlayışın da dünyamızdan kovulması dileğiyle…

Ceyhun BALCI, 02.08.2011

 

Okuma önerisi : “Pandanın Başparmağı” Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, Stephen Jay Gould, Versus Kitap, 2010.

Aynı kitaptan “Dr Down’ın Sendromu” başlıklı bölüm (Sayfa 177-186)

 

 

Posted in

Şuna bir yanıt: “VAHŞİ BATILININ IRKÇI TIPÇILIĞI : TRİZOMİ 21”

  1. OLİMPİYATTA IRKÇILIK « cumhuriyetciyorum Avatar

    […] Mongoloid sözüne rastlayınca geçen yıl yazdığım ve sosyal ortamda paylaştığım bir yazım geldi aklıma. “Hadi canım sen de!” diyenlerin […]

Yorum bırakın