CNN Int kanalında bir söyleşi. Konu altın madalyalı Çinli tramplenciyle ilgiliydi. Bir yakınının ölümüyle, yine ebeveynlerinden birisinin önemli hastalığı kendisine bildirilmemiş. Uzman olduğu anlaşılan birine soruyor sunucu! Böyle bir yaklaşım uzakdoğu geleneği midir?
Uzman son derece bilgili. Hayır diyor. Bu, uzakdoğu geleneği değil, komünüst işi! O çok bilindik klişeleri sıralıyor. Saydamlık, birey hakkı, vs…
Bir an için sunucu koltuğunda olmalıydım dedim kendi kendime. Bu uzman kılıklıya sormak isterdim.
Ailesiyle ilgili haberler Çinli sporcudan saklandığı için tepkilisiniz. Elbette, haklı olduğunuz yönler var. Ama, televizyonuna çıktığınız, dilini konuştuğunuz ülkeyi de eleştirmeye var mısınız?
Çok değil, 10 yıl önce nükleer, biyolojik ve kimyasal silah yalanlarıyla Irak’a saldırdığınızı unuttunuz mu? Yüzbinlerce kişinin kanına girmiş bir ülkenin vatandaşı olarak bu tekil olaydan yola çıkıp başkalarına kara çalana kadar aynaya baksaydınız ya!
Olimpizm değil de olimpiyat düzenleme sorunumuz olduğu herkesçe bilinen bir durum. Bu nedenle övünç ve utanç gerekçelerini de karıştırır olduk!
Bir yüzücümüz 6. (altıncı) kez olimpiyatta! Derya Büyükuncu! 1996 Atlanta Olimpiyatları’na katılıp da bu olimpiyata katılan bir başka sporcu var mıdır? Varsa da yaşın önemli olmadığı bir daldadır. Yüzme gibi bir dalda iki, bilemediniz üç olimpiyat katılımı yetip de artar bir çok sporcuya.
Bizim aynı sporcuyla 6 olimpiyata katılmış olmamız övünç değil ama utanç gerekçesi olabilir. Onaltı yıl boyunca geriden bir başka yüzücü getiremediğinizin belgesi olarak başarısızlığımızın kanıtıdır bu garip durum.
Daha da kötüsü bu sporcumuzun magazin dünyasına adım atmış olması. Elbette bu kendi seçimi. Herkes her ortamda bulunabilir.
Bir de boş zamanlarında olimpiyat katılımcılığı gibi bir merakı olmasa! Haydi o böyle bir merak içindedir! Yönetim uyuyor mu?
Olimpiyat adaylığı konusunda kıdemli olduk. 2020’ye de adayız.
Herkesin yanıtını aradığı bir soru var! “Olimpiyat düenleyebilir miyiz?”
Yanıt nereden baktığınızla ilgili. Amaç spor alanlarını yapmak, sporcuların konaklama ve barınma gereksinimlerini gidermek ve gelenlere konukseverlik göstermekse gereken “en iyisini yaparız”!
Olimpizm söz konusu olduğunda yanıt farklılaşacaktır. Olimpizm bir ruh, bir emek ve uzun soluklu yaklaşım işidir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye olimpiyat düzenlememelidir!
Bu görüşümüzü somut bilgiyle bütünleştirelim!
Atletizm, Eskrim, Bisiklet, Yüzme ve Jimnastik! Başından bu yana olimpiyatların demirbaşı sporlar.
Bu temel ve en çok ilgi gören sporlardaki başarım düzeyimiz ortada olduğuna göre bu alanda daha alacak çokça yolumuz var!
Olimpik tarihçeyi 1972’den bu yana anımsayabiliyorum. Münih, Montreal, Moskova, Los Angeles, Seul, Barselona, Atlanta, Sidney, Atina, Pekin ve son olarak Londra!
Geçmiş olimpiyatlardaki sportif başarıyı gözden geçirdiğinizde tüm düzenlemecilerin olimpizm çıtasını aştığını görürsünüz. Listede bu konuda en cılız görünen Yunanistan bile olimpizmde sıçrama göstermiştir.
Türkiye bu sıçramayı başarabilir mi? Kuşkusuz evet! Ama, anlayış değişikliği yapmak koşuluyla.
Londra 2012’de uzatılan her mikrofona “madalya alamadık” feryadıyla karşılık veren sporcularımıza nasıl davranmaları gerektiğini öğretememiş bir spor yönetimi dünyaya parmak ısırtacak olimpiyat düzenleyebilir. Ama, olimpizmden sınıfta kalır.
Konuyu Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı’nın sözleriyle bitirelim. “Türkiye’nin sportif anlamda sıçrama göstermesi ancak ve ancak eğitim sisteminin gözden geçirilmesiyle olanaklıdır!”
Yaşamlarının baharını sınav başarısına adamak zorunda kalmış gençliğin spor yapmaya ne enerjisi, ne de isteği kalır!
Bu durumda bireysel çıkışlar ve devşirmeler dışında başarı beklentiniz olamaz!
Aynaya bakma önerisiniş başkalarının yanı sıra kendimize de yapalım!
Ceyhun BALCI, 03.08.2012

Yorum bırakın