OLİMPİK ANARŞİ
Olimpik yazı dizisini sürdürüyoruz. Ne yazık ki, Türkiye açısından bu diziyi sürdürmek için malzeme bolluğu var!
Olimpik çuvallama artık görmezden gelinemeyecek boyutlarda. Bugüne kadarki en kalabalık kafile şişinmeleri de, erkenden verilmiş başarılı olma sözleri de hayal aleminin derinliklerindeki yerini çoktan aldı!
Türkiye, bir federasyon başkanının da açıklıkla söylediği gibi sırf eğitim sistemi nedeniyle bile bir spor ülkesi olmaya yaklaşamaz!
Çok daha kötüsü Türkiye’nin bu olimpiyatta deyim yerindeyse “olimpik anarşi” yaşıyor oluşudur.
Uzatılan mikrofonlara, çevirilen kameralara sporcularımızdan gelen geri bildirimlerin ortaklaştığı nokta: “konsantre olamadım!” Sporda kazanmak kadar yitirmeye de yer var! Ama, hiç olmazsa mücadele etmek temel gereklilik değil midir? Hele, bu denli iddialı ve kalabalık gelmişken!
Spor yönetimimizin ciddi bir şekilde masaya yatırılması gereği var.
Bir 400 metre eleme yarışına “yanlış çıkış” nedeniyle katılamadan veda eden atletimizin düştüğü durum da bir anarşizm göstergesi sayılmaz mı?
Şaşkınlık yalnızca sporcularımızda değil elbette!
Ülkemizin resmi TV kanalı TRT’nin performansı da konuşmaya değer.
İşe güzellemeyle başlayan TRT ilerleyen günlerde içine düşülen durumla örtüşen bir gülünçlükler sergilemeye başladı.
Tam da madalya duasına çıkmaya hazırlanırken güreşte gelen bronza TRT sunucusunun yorumu düşündürücüydü! Gelen bronzun ülkemizin saygınlığını sıçrattığını söyleyebilen sunucu gelemeyen madalyalar ve hatta katılınamayan koşular konusunda zahmete girip bir yorum yapar mıydı?
Bir başkası boks anlatırken sözlerine besmeleyle başlamaya götürdü işi. Haksız da değildi. Geciken madalyamız işimizi çoktan duaya bırakmıştı!
Haklarını yemeyelim. TRT’cilerin Usain BOLT ve Yelena IŞINBAYEVA ile gerçekleştirdikleri röportajlar önemli başarı olarak not edilmeli.
Yaklaşık 20 yıldır olimpiyat adayı olan ülkemiz 2020 olimpiyatlarını düzenlemeye karar vermeden önce keşke “olimpizm” üzerine düşünseydi.
Çok iyi bilinir ki, olimpiyat düzenlemek şekilden ibaret gereklilikleri tamamlamaktan öte beceriler gerektirir. Yüklenicilerin büyük başarıyla ardı sıra diktikleri spor tesislerinden başka anlamlar da taşır olimpiyat.
Otuza yakın spor dalında kişilikli katılım ve faaliyet önemli bir gerekliliktir.
İşe faal sporcu sayınızı 8 milyonluk Sırbistan’ınkini aşarak başlayabilirsiniz.
Bunu yapmak için eğitim-öğretim ortamınızı da düzeltmeniz gerekir. Sınavların ölüm-kalım savaşına denk bir duruma getirildiği Türkiye’de ailelerin gelecek kaygısını bir yana bırakıp çocuklarını spora yöneltebileceklerini sanmak safdillik olacaktır.
Olimpik anarşinin sonlanması dileğiyle…
Ceyhun BALCI, 07.08.2012

Yorum bırakın