Görsel

 

Tam da madalya açlığımız giderilmişken ve keyfimiz de yerine gelmişken bozgunculuk sayılmazsa bir başka konuya atlayalım. Biraz sevimsiz görünse de her koşulda gerçekleri dile getirmek iyidir.

 

Sporda devşirmecilik dünyada kabul gören bir eğilim. Doğru yapılırsa yarar sağlayan, günü kurtarma ve geçici başarılara yönelik olarak yapıldığında düş kırıklığıyla sonuçlanan…

 

Türkiye’de son zamanlarda sportif devşirmecilik anlayışının hız kazandığını gözlemliyoruz.

 

Bilindiği gibi devşirmecilik bizler için yabancı bir kavram değil. Osmanlı atalarımızın özellikle ele geçirdikleri uzaklarda varlık bulmasının önde gelen aracı. Belki de bir zorunluluk.

 

Geçmişte boksta devşirmecilik yapıldığını biliyoruz. Şimdilerde güreşin yanı sıra atletizmin önde gelen devşirmecilik alanı olduğunu görüyoruz. Şu soruya yanıt aranmalı! Özellikle uzun mesafe koşularında dört elle sarılınan “devşirmecilik” var olan potansiyeli harekete geçirmeye katkıda bulunuyor mu?

 

Devşirmeciliğin geçtiğimiz yıllarda atletizmde başarılar getirdiğini gördük. Özellikle uzun mesafe koşularında gelen başarıların Türkiye’ye özgü bir potansiyeli harekete geçirmesi beklenirdi. Şimdiki federasyon başkanının da dalı olan maratonda 1968 Meksiko City Olimpiyatı’nda dördüncülük gibi bir başarımız olduğunu anımsyalaım. Bu dalda Mehmet Yurdadön, Sadık Salman, İsmail Akçay, Hüseyin Aktaş, Veli Ballı ve Mehmet Terzi’yle özdeşleşmiş bir geleneğimiz olduğunu unutmayalım.

 

Afrika kökenli devşirmelerin bu geleneğimizi harekete geçirmesi en doğal ve önde gelen beklentimiz olmalı.

 

Londra’da yüzü aşkın katılımlı kadın maratonuna üç atletle katılıyoruz. Oldukça gerilerde kalan atletlerimizin yarışı tamamlamasıyla avunuyoruz. Bu bile bir başarı. Bisiklette yol yarışına katılan sporcularımızın bitişe varamadığını aklımıza getiriyoruz.

 

 

Bu olimpiyattaki önemli atletizm başarımız kadınlarda orta mesafede geldi. Bu başarı öz kaynaklarımıza dayanması bakımından dikkate ve övgüye değer. Sermet Timurlenk ve Mehmet Tümkan ile başlayan Süreyya Ayhan ile başarıya ulaşan 1500 metre geçmişimiz bugünkü başarıların mayası. Kendi geleneğimiz ve kaynaklarımızla başarıya ulaşmanın örneğidir iki kadın atletimizin olimpiyat madalyaları. Nevin Yanıt ve sakatlanarak yarıştan kopan Merve Aydın’a haksızlık olmasın.

 

Devşirme anlayışının geçerli olduğu bir başka dal da masa tenisiydi. Melek ve Bora adlı iki Çinli sporcuyla bu alanda sıçrama arayışında olduğumuz anlaşılıyor. Oktay Çimen ve Gürhan Yaldız gibi sporcular çıkartmış olan bizler Çinli aşısıyla geçmişin başarılarını yakalayabilir miyiz?

 

Yakın geçmişte kadın voleybolünde Rus Natalya desteğiyle elde ettiğimiz çıkışı anımsıyoruz. Devşirmenin işe yaradığı bir örnek. Bugün öz kaynaklarımızla kadın voleybolünde başarı yakaladığımızı gururla söyleyebiliyoruz.

 

Kadın basketbolünde de benzer bir olumluluktan söz edebiliyoruz. Yerli ağırlıklı ilerlemeyi devşirme desteği ile perçinleme girişimi olumlu sonuçlar vermiş durumda.

 

Tekvando’da da öz kaynaklarımızla hatırı sayılır bir çıkış içindeyiz. Bu çıkışın süreklilik kazandığı da söylenebilir. Devşirmesiz başarıya son derece önemli bir olumlu örnek.

 

Sporda devşirmeciliğin son yıllarda siyasete egemen olmaya başlayan Osmanlıcılık yaklaşımlarıyla paralellik gösterdiğini gözlemliyoruz. Kara Afrika bir tür arka bahçe işlevi görmekte Türkiye için. Bu değirmen taşıma suyla daha ne kadar döndürülebilir?

 

Sportif devşirmecilik bir itici güç, ateşleyici bir unsur olarak önemli bir aygıt sayılabilir. Ancak, bu aygıttan beklenen yararın elde edilebilmesi özkaynaklarınızın devrede olmasına bağlıdır. Okul-dersane- sınav üçgeninde tutsak alınmış bir çocukluk ve gençlik spora kitlesel olarak yöneltilemez. Bu kısır döngü aşılmadıkça olimpiyatlar başta olmak üzere her türlü spor organizasyonundaki başarı açlığımız doyurulamaz.

Sportif devşirme ulusal ölçekli başarıya giden yolda bir amaç değil ama araçlardan yalnızca birisi olarak algılanmalıdır.

 

Ceyhun BALCI, 12.08.2012

Posted in

Yorum bırakın