ASLANI KEDİYE BOĞDURMAK
İzmir’de evrimden söz eden öğretmen hakkında soruşturma açılmış. Gerekçe ilginç! Dinsel değerlere saygısızlık. Kararan Türkiye’ye yakışan bir manzara. İlk değildi. Son da olmayacaktır! Yeter ki bilimin ışığını yayma kararlığındaki şövalyeler eksik olmasın! Bu ortamda bile bilimin ışığını yayma kararlılığından milim ödün vermeyen eli öpülesi saygıdeğer öğretmene kucak dolusu selam!
Bu alanda Türkiye yalnız değil! Buna sevinmek yerine düşünmek ve derinlemesine incelemek gerek.
ABD nüfusunun % 40’dan fazlası evrenin bundan yaklaşık 6000 yıl önce birkaç gün içinde yaratıldığını öne süren kutsal metinlere inanıyor. Dinozorlarla insanların eşzamanlı olarak yeryüzünü paylaştıkları düşüncesi gülünç de olsa sayısız insanın algısını oluşturuyor. Nuh peygamberin becerisi sayesinde bugünkü türlerin varlığını sürdürdüğü düşünülüyor yine kutsal kitaba göre. Nuh peygamber gemisine tufanın da telaşıyla dinozor örneği almayı unutunca bugünün bilimcilerine de sürü sepet kuram oluşturmak düşmüş oluyor.
Hem Türkiye’de hem de ABD’de yaradılışa inananların sayısı azımsanmayacak nicelikte. Yaradılışçı takımının bilime karşı soğukluğu kuşkuya yer bırakmayacak denli kesin. Aynı takımın bilimin ürünü teknolojiyi kullanmaya gelince bu soğukluğu bir yana bıraktığı görülüyor. Akıllı telefon, son model otomobil ya da ev eşyası kullanımı söz konusu olduğunda akan sular duruyor. Bilime sırt çeviren ama yaşamımıza sunduğu kolaylıklara herkesten önce koşanlar dünyasında yaşadığımızı görmüş oluyoruz. Onlar herkesten çok fosil yakıt ve elektrik tüketir oluyorlar. Unutmadan eklemekte yarar var. Bu ilgi “ver parayı, al malı” düzeyinde. Olayın ne merkezinde ne de merkeze yakın halkalarında bulunamayanlara düşen rol de müşterilikten öteye geçemiyor.
Bu noktada aklımıza takılan bir soru olmalı!
“Yüzde kırkı bilime sırtını dönmüş bir ülke nasıl olup da dünyanın önde gelen bilimsel üretim ülkesi olabiliyor?”
Yarısı dünyadan, evrenden, doğadan habersiz ABD’nin çelişkili bir şekilde bilim ve teknoloji devi olması cehaletin, bilime yön verememesiyle ve akademik alana egemen olamamasıyla açıklanabilir. Bunca cehalet, bağnazlık bir şekilde bilime ve akla egemen olamamaktadır. Herkes haddini bilmeye zorlanmaktadır da denebilir. Türkiye’deki sorun ise tersine akılsızlığın ve bağnazlığın her geçen gün yaşamın her alanına egemen olmasının yanı sıra bilim odaklarına üstünlük sağlamaya başlamasıdır.
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=science-teacher-draws-line-creation
Yukarıdaki bağlantıda yer alan yazıda dünyanın en çok bilim üreten ülkesi ABD’nin Kentucky eyaletinde “Yaradılış Yanıtları Bakanlığı” adlı bir kuruluş Petersburg kentinde Yaradılış Müzesi kurup, ziyaretçileri bu doğrultuda yönlendirme çabasına girişebiliyor. Buna benzer girişimlerin müze değil ama sergi adı altında Türkiye’de de gerçekleştirildiğini anımsayabilirsiniz. Hatta, aynı girişimin dudak uçuklatacak nitelikte bir Yaradılış Atlası bastırarak dünyanın dört bir yanına dağıtma gücüne sahip olduğunu da unutmuş olamayız.
Henüz ABD’de bu güce erişememiş olmakla birlikte cehaletin ve bağnazlığın akademiyaya egemen olması “aslanın kediye boğdurulması” gibi bir şeydir.
Böyle bir durumda kedinin aslanı boğma girişimi kadar aslanın edilgenliği ve uysallığı da tartışma konusu olmalıdır. Aslan kendisini kediye boğdurmamalıdır. ODTÜ olayı fazlasıyla yön gösterici ve öğreticidir. Yararlanmak isteyenlere!
Ceyhun BALCI, 06.01.2013

Yorum bırakın