FUT-POLİTİK

 

Real Madrid ve Lazio! Bir süreliğine birlikte yatıp, kalkacağımız ikili! Yine, bir süreliğine yatıştırıcımız, uyutucumuz ve sakinleştiricimiz olmaya aday olan ikonlar!

 

Her iki takımın toplam değerinden, futbolcusunun satış ederine ve yoksul ailesinin yaşam öyküsüne; sevgilisine, çoluk çocuğuna varıncaya dek olmazsa olmaz, her şeyini öğreneceğimiz günler yakındır!

 

Her şey gibi futbolun da bir ekonomi politiği olduğunu anımsayan çıkacak mı? Yoksa, Fut-politik hep olduğu gibi görmezden mi gelinecek! İnsan yığınlarını uysallaştırma, tepkisizliğe tutsak etme araçlarının önde gelenlerinden olan sporun ve onun içinde de futbolun çok önemli ve özel bir yeri olduğu bilinmeyen bir durum değil. Futbol-Fiesta-Fado üçlemesiyle insanları güdülemeyi başardığını açıkça söyleyen Portekiz diktatörü Salazar’ın yanı sıra bu aygıtı tepe tepe kullanıp da böylesine açık sözlü olmayan sayısız zalimin varlığı da belleklerimizdedir. 

 

Güncele dönelim! Rastlantıya bakın! Kökleri faşizme dayanan iki Avrupa devinin karşısında Türkiye’nin aydınlanma ve Cumhuriyet temsilcisi iki seçkin takımı! Ömrü yetip de Cumhuriyet’i görmemiş olsa da aydınlanma düşünceleri Cumhuriyet’e rehber olmuş Tevfik Fikret’in Galatasaray’ı ile milli mücadeleyle içli dışlı olmuş, Mustafa Kemal’in ilgisini daha Anadolu’ya geçmeden önce çekmiş Fenerbahçe!

 

Benito Mussolini’nin tanınmış taraftarlarından yalnızca birisi olduğu Lazio 2. Dünya Savaşı sonrasında Waffen SS’i çağrıştıran, adındaki SS kısaltmasını (Societe Sportivo) değiştirmeyecek denli köklerine bağlı! Kim demiş Avrupa’da faşizmin kökü kazındı diye! Lazio’nun aynı kentteki ezeli karşıtı AS Roma’nın da üç kulübün birleşmesiyle Mussolini tarafından kurdurulmuş olması Roma futbolunun her koşulda Mussolini güdümünde olduğunun sağlam bir göstergesi.  Lazio’dan farkları son yıllarda kökleriyle ilişkileri konusundaki özenleridir denilebilir.

 

Daha yakın zaman önce Laziolu Di Canio hem ezeli karşıtları AS Roma hem de emekçi takımı Livorno yandaşlarına karşı faşist selamı verecek kadar önde giden faşist olduğunu saklamayacak kadar açık sözlüdür. Kendisini bu şekilde tanımlamaktan utanç değil gurur duymuştur!

 

Cumhuriyetçi Fenerbahçe’nin Lazio ile karşılaşması sportif olduğu kadar fut-politik bir çekişmeyi de simgelemiş olacaktır!

 

Gelelim  Madrid’e! Sociedad, Union, Zaragoza ve Betis ile birlikte Real adını taşıma ayrıcalığına sahip bir kaç takımdan en önde geleni. Kral XIII Alfonso tarafından verilen bu adın yanı sıra logosundaki taç da kraliyet  onaylı takım olduğunun belgesidir. Real Madrid’in doğum tarihi 1897 yani 19. yüzyıl sonudur!

 

Aslına bakarsanız, Galatasaray ve Fenerbahçe iki kardeşle eşleşmiştir.  Neden mi? Çünkü, aşırı sağcı Real Madrid taraftar grubu Ultras Sur ile Lazio taraftar grubu İrrudicibili biri birlerini kardeş saymaktadırlar.

 

SS Lazio-AS Roma ezeli karşıtlığı gibi, Madrid’de de Real Madrid-Atletiko Madrid çekişmesi 20. yüzyılın başından bu yana sürmektedir. Real Madrid’in bir spor kulübü olmasının ötesinde yıllık kazancının 500 milyon Avro’ya eriştiğini anımsatalım. Aristokrat ve seçkinci Real Madrid’e karşı emekçi kökenli Atletiko’nun bu yarışta biraz geride kalmasında şaşılacak hiç bir şey yoktur.

 

Ceyhun BALCI, 16.03.2013

‘Faşizme Karşı Omuz Omuza!’

1980’li yıllar öncesi, hayal meyal anımsadığım mitinglerde bağırırdı binlerce yurttaş:

“Faşizme karşı omuz omuza…”

O dönemin Çevik Kuvveti olan Toplum Polisi, basardı copu…

Ardından 1990’lı yıllarda SBF, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerin bahçelerinde benzeri sloganları duyar olduk. Yine cop ve artık teknolojik ilerleme doğrultusunda gaz bombası, biber gazı da girmişti devreye… Şimdi ise sadece 1 Mayıs’larda ya da TKP’nin mitinglerinde ses buluyor bu söylem, polis de “rutin” uygulama olarak “orantısız” güç kullanıyor. Ne var ki Avrupa Kupası’ndaki eşleşmelerden sonra artık rahatça, “Faşizme karşı omuz omuza” diyebileceğiz. Hatta İstanbul’daki maçlarda, iki kulübün sol tandanslı grupları, “polis dayağı” korkusu olmadan bağıracak:

“Faşist Real… Faşist Lazio…” Çünkü G.Saray’ın da F.Bahçe’nin de Avrupa’daki yeni rakipleri yüzyılın başında futbolu bir araç olarak gören faşist politikaların desteğiyle kurulan takımlar. Örneğin Real Madrid, Kastilya İspanyası’nda Kral’ın takımı olarak doğmuş. Duruşları belli. Aşırı sağcı görüntüleri var. Globalleşip dünya takımı olsalar bile bu kimliklerini koruyorlar. Hatta geçenlerde tribüne açılan “İyi ki doğdun 18” yazılı dev bir pankartın bile “Ultra Sur” lakaplı sağcı taraftar grupları tarafından Hitler’in doğum gününü kutlamak için hazırlandığı ifade edilmişti. Armasında “Kraliyet” logosu bulunan Real’in bu bağlamdaki karşıtları ise Bask’ın Bilbaosu ve Catalan Barcelona…

SS Lazio’yu anlatmaya gerek yok.

Mussolini İtalyası’nda Alman rüzgârının etkisi ile biçimlenmiş bir kulüp. Takımın adındaki SS bile, Hitler Almanyası’nın Roma ekibine bir “miras”ıdır. Hatta şöyle derler: “Her Laziolu faşist değildir ama her faşist Lazioludur..” İşin garibi futbolcular da mavili formayı giydikten sonra asilime olmuşlar. Eski kaptanları Di Canio’nun Mussolini selamı, Lazio’nun duruşunu sergileyen en önemli semboldür. Ve bu eşleşme için söylenecek en iyi söz, “İyi ki seyircisi.” Çünkü, meşale yüzünden adam öldüren taraftar grupları ile Roma’ya gidecek Fenerbahçeliler arasında ciddi sıkıntılar yaşanırdı.

Posted in

Yorum bırakın