AKDENİZ OYUNLARI
Üç anakaranın olimpiyatıdır Akdeniz Oyunları! Yapılmasına 1948 Londra Olimpiyatları sırasında karar varilmiş! Fikir babasının ülkesi Mısır ilk oyunlara ev sahipliği yapmış!
Mersin kendi adına ilk ülkemiz adına ikinci kez Akdeniz Oyunları kenti olmaktadır.
Bundan 42 yıl önce İzmir oyunlara ev sahipliğ yaparak spor tesisi patlaması yaşamış ve ekilenleri izleyen yıllarda fazlasıyla biçmişti.
Olimpiyatlara 3. kez aday olan İstanbul’un bir olimpiyat kenti olup olmayacağı henüz belli değildir.
Olmuşun değil olmamışın düşüyle yaşayan bizlerin bu durumu anımsamasında yarar var! Olimpiyat kenti olmuş üç kentimiz vardır!
İzmir bir kez Akdeniz Oyunları, bir kez de Universiade ev sahipliği yaparak bu alanda öncüdür. Erzurum da Kış Üniversite Oyunları ev sahipliği ile adını yazdırmış durumdadır olimpik kent hanesine!
Şimdi de Mersin! Hem Mersin hem de İzmir geçmişte ve günümüzde spor kenti olma özelliğiyle olimpik ev sahipliğini iyi değerlendirmektedirler.
Erzurum’a bir tepeden bakıldığında kentin silüetine girmiş olan kayakla atlama kulelerinin kış üniversite oyunları sonrasında bir kez bile kullanılmamış olması derin bir yaradır!
Olimpiyatlar yapıldıkları ülkeden çok ev sahibi kentin adıyla anılırlar. 2000 yılındakini Avustralya değil Sidney Olimpiyatları olarak anımsarız! Moskova, Atlanta, Seul, Barselona, Atina, Pekin olimpiyatları ülkelerinin adıyla anılmazlar!
Mersin’deki Akdeniz Oyunları bu bağlamda ağır yaralıdır! Kentin seçilmişi oyunlardan yalıtılmıştır! Kentliye yaraştırılan farklı mı? Belki de tarihte ilk kez kentli kendi olimpiyatından uzak tutulmuştur. “Diren Mersin!” demeleri olasılığı yok mu? Tüm suç bu olasılığın!
Açılışta Mersinli yok! Taşıma yandaş-candaş çok!
Spor karşılaşmaları ve yarışmalarında da durum iç açıcı sayılmaz!
Yunanistan ekonomik kriz gerekçesiyle vazgeçtiği için üstlendiğimiz Mersin Oyunları’na kısa zamanda hazır duruma gelmek haklı bir övünç sayılabilir belki ama olimpiyatta tek sorunun tesis yapmak olmadığını , hemen her spora hem izleyici hem de yarışmacı olarak katılmanın da önemli olduğunu kavramak zorundayız! Olimpiyat adayı bir ülke için prova niteliğindeki bu deneyimler son derece önemli! Olimpiyat oylamasında yediğimiz bu hurmaların bizleri rahatsız etmemesini dilemekle yetinelim!
Bir başka olumsuz not bayrağımızı taşıttığımız kendini bilmez pehlivanımızla ilgili olmalı! Yandaşlığı içselleştirmekte sakınca görmeyen bu pehlivanımızın çevikliğine diyecek sözümüz olamaz belki ama; zeki ve ahlaklı olduğunu söylemek hiç de kolay değil!
Bir söz de spor alanlarındaki müzikle ilgili! Boks maçları sırasında Türk sporcunun raund aralarında Mehter Marşı, yabancılarınkinde pop müzik! İşte bu hiç olmadı! Mehter Marşı’na sözümüz yok! Ama, eğer olimpiyat bir spor etkinliği olmasının yanı sıra kültürel sergi işleviyle de donatılmışsa Mersin’de bu coğrafyanın değerlerini olabildiğince görücüye çıkartmak ve bu değerler arasında ayrımcı olmamak da bir o kadar önemli!
Zeugma, Göbeklitepe, Karatepe yakındaki eskil kentlerden bir kaçı! “Silifke’nin Yoğurdu” ya da “Kekliği Düz Ovada Avlarlar” öz be öz Mersin ezgileri olarak dinletilmeye değecek denli hoş melodiler değiller midir?
Son sözüm halter denen sporu yapan ve yaptıranlarımıza! Doping rezaletiyle bütünleştik desek yeridir! Halterin temizlik gereksinimi ivedi bir durum! Gerekirse bir süre uluslararası etkinliklere katılıma ara verilmeli!
Ceyhun BALCI, 24.06.2013


Yorum bırakın