Görsel

 

DARBE

 

 

Çok değil 8-9 yıl önceye gidelim. TÜBİTAK yönetimini atama yetkisi olmadığını öğrenen fatih “Biz buraya neden atama yapamıyoruz?” diye sormuştu. Şimdiki gibi kükreyemese de guguk yoluyla çözmüştü sorunu. O günlerde, “TÜBİTAK’la siyasetin ne işi olabilir?” diye soranlar gereken yanıtı 2009’da almıştı. Sonsuzluğa 150 yıl önce eceliyle göçen Darwin bu kez TÜBİTAK eliyle işlenen bir cinayete kurban gitmişti.

 

“Durmak yok, ele geçirmeye devam!” anlayışı Türk Dil Kurumu’nu ele zapt ettiğinde şaşkınlık geçirenler olmuştu. Çalışmaları zamana yayılan bu tür kurumlarda siyaset nasıl at oynatabilirdi? Bunu anlamak için de Gezi sürecini yaşamak gerekti.

 

Duy da inanma deseler de inanın! Kurum hızlı davrandı ve güncel bir sözcüğün karşılığını değiştirdi.  Darbe sözcüğünün karşılığında aynen şunlar da yazılı artık TDK Sözlüğü’nde!

 

Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi”

 

Demokratik yolları kimler kullanır? Partiler ve demokratik kitle örgütleri değil mi? Bu tanıma göre, demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra TBMM’deki muhalefet partilerinin bile darbecilikle suçlanması an meselesidir. Bir dava açılsa ve o davada TDK’ye “darbe” sözcüğünün anlamı sorulsa, alınacak yanıtla herhangi bir kişi ya da kurumun kendisini darbecilikten kurtarması hiç de kolay olmayacaktır.

 

Daha düne kadar içkimize, yatak odamıza, parkımıza karışmakta sakınca görmeyen seçilmişlerin sözcüklerin anlamlarını değiştirerek ya da eklemelerde bulunarak dilimize de karışacakları, aklımıza gelir miydi?

 

Özellikle, açılım saçmalığının ardından barış geleceğini varsayarak hükümetle halvet olanlarla her geçen gün üzerinde anlaşmaya varılan yeni maddeler üreterek yeni, demokratik ve elbette sivil Anayasa yapma hastalığına tutukmuş partilerimiz başlarına gelebileceklerin farkında mıdır?

 

Ceyhun BALCI, 31.07.2013

Posted in

Yorum bırakın