SALDIRGAN KARDEŞLER
Irak ve Libya’dan sonra bugün Suriye saldırganlığın hedefindeki ülke. Emperyalist saldırganlığın baş rol oyuncuları değişmez üçlü!
ABD-İngiltere-Fransa! Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi yerli işbirlikçiler yardımcı oyunculuk konusunda oldukça hevesliler.
Bizlerin gençlik yılları “Soğuk Savaş”la tanımlanmıştı. Sosyalist blok yıkıldığında pek çok kişinin sevindirik olduğunu anımsıyorum. Soğuk savaş sona erecek, insanlık didişmekten vazgeçip gönence ve barışa erişecekti. Beklenenin tersine ipten kazıktan kurtulan Batı bloku daha kolay savaş çıkartır oldu. Aslında sıcak savaş dönemine girmiş oluyorduk.
Bu yeni fetihler döneminde her türlü ekonomik kaynağa yeri geldiğinde barışla, ama gereğinde hiç ikileme düşmeksizin savaşla el konulur oldu.
Finansal kapitalizm boyutuna evrilen Batı’nın üretime ve emeğe dayanmaktan hızla uzaklaşan ekonomisi artık savaşsız ve fetihsiz yapamaz oldu.
Şimdilerde Suriye’yi gözüne kestiren ama öncekilerdeki gibi kolayca savaşa giremeyecği anlaşılan Saldırgan Kardeşler’de yönetimler değişse de tutum değişmedi.
Neo-Con Bush’tan sonra göreve gelen Obama ile birlikte “her şey daha güzel olacak” diyenler bir kez daha yanıldılar. Obama da farklı çıkmadı! Çıkamazdı! Dışı siyah olsa da içi beyaz diyenlerle alay edildiğini anımsıyanlarımız vardır. ABD’de ana doğrultuyu değiştirmeye kalkışan Kenedi’nin başına gelenleri unutunca Obama’ya bel bağlama yanılgısına düşmek olağandı. Adı Obama, teni siyah olsa da ABD başkanlığı kişisel inisiyatife yer vermeyen bir konum! Kenya kökenli Obama’nın rol arkadaşlarının çark etmesine karşın savaşçı yaklaşımı kulaklara küpe olmalı!
Tıpkı Obama gibi Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da seçildiğinde umut saçmıştı dünyaya! Öncülü Sarkozy olunca ardıl Hollande’a bağlanan umudu anlayışla karşılamak gerekirdi. Elbette, unutulan bir şeyler olmasaydı! Tek kutuplu dönemle birlikte dünyada ve özellikle de Avrupa’da siyasetin ezberi bozulmuştu bir kere! İngiltere’nin yan çizdiği durumda bile Suriye bombacısı olmak adına atılganlık gösteren Hollane’a bel bağlayanlara “nasılsınız, iyi misiniz?” diye sormak gerek!
Güvenilen dağlara kar yağmaya devam ediyordu, edecek de!
Çünkü, sorun Obama ya da Hollande sorunu değildir! Kerli, ferli görüntüleri yanıltmasın! Her birisi sistemin biraz daha öne çıkan dişlisinden öte önem taşımazlar.
İngiltere’ye gelince! İktidarda Muhafazakarlar bulunsa da öncülü Sosyal Demokrat Blair’in yaptıkları anımsandığında “daha kötüsü olamaz” dedirtecek masumiyette bir Cameron var karşımızda. Nitekim, son Suriye olgusunda parlamentonun da engellemesiyle saldırganlıkta gerilerde kaldı.
Partisi ve görünürdeki tarafı ne olursa olsun yeni dünya düzeninin Batılı partileri tornadan çıkmışcasına benzerlik yansıtan bir görünüm sergiliyorlar.
Sağcılık ya da solculuk artık anlam taşımaz oldu oralarda! İşte Bush, işte Obama, Sarkozy’den farksız Hollande! Solcu Blair’den sonra saldırganlıkta silik kalan Cameron!
Al birini vur ötekine!
Ceyhun BALCI, 01.09.2013

Yorum bırakın