OLİMPİYAT AŞKIMIZ VE YEDİĞİMİZ HURMALAR
Son 20 yılda 5 kez Olimpiyat adayı olmuşuz İstanbul’la. Aşkımızın göstergesidir! 2020 için Tokyo ve Madrid’le birlikte ipi göğüsleme noktasındayız! 2020 kime yaraşır diye sorsalar hiç ikilemsiz Türkiye, Anadolu, İstanbul derim!
Afrodisyas’ı gören herkes böyle düşünür!
Afrodisyas Stadı’na adım attığımda izleyici sıralarının eskil Afodisyaslılarla tıklım tıklım dolu olduğunu düşlemiştim. Çağının olimpiyatlarına tanık olmuş bir spor tapınağındaydım. Zamanın iletişim ve ulaşım olanakları ölçüsünde komşu kentlerden sporcular coşkun izleyici desteği altında kimbilir ne rekorlar kırmışlar, ne başarılar elde etmişlerdi!
Sportif geçmişi bu denli dolu ve nitelikli bir coğrafya çağdaş oimpiyatları da hak etmez mi?
Geçmişe özlem ve saygı olimpiyat düzenlemesi almaya yetseydi keşke!
Yarınki (bugünkü-07.09.2013) karar oylamasında yediğimiz hurmalar olimpiyat aşkımızı tırmalayabilir!
Tokyo’nun kent olarak, Madrid’in de ülke olarak daha önce olimpiyat düzenlemesi yapmış olması şansımızı artıran öğeler olarak gösteriliyor. Böyle düşünenlere Londra desem yeterli olur mu? 1992’de Barselona yaptı, Madrid’in şansı az diyenlere de ABD, Avustralya ve Almanya deyip yanıt verilse karşılığı ne olurdu?
Aynı kent, aynı ülke olur mu yaklaşımının pek fazla işe yaramayacağı açıktır!
Ülkemiz sporunun son yıllarda ve hatta aylarda yaşadıkları çok daha can sıkıcı bir konudur.
Halterden atletizme doping batağındaki Türk sporu bu süreçte yediği hurmalardan çekecek gibi görünüyor. Özellikle atletizm olimpiyadın ana sporudur. Bu alandaki başarılar da, haşarılar da kolay kolay gözden kaçmaz!
Doping gölgesinde kalan ve en az onun kadar önemli bir başka sorun uluslararsı başarıları olan bir Türk sporcusunun ırkçılık yaptığı gerekçesiyle ceza almış olmasıdır. Zihinsel gelişimi, bedensel gelişimine koşut olmayan güreşçi Rıza Kayaalp sosyal medyadaki hoyrat ve çapsız sözleri nedeniyle kendisiyle birlikte ülkesinin de başını derde sokmuş oldu. Türk bayrağını olimpik düzenlemelerde taşıma görevi de yapmış olması durumu daha da ciddileştirmiş olmaktadır.
Ayrıca, kitlelere spor yaptırma(ma) ve olimpik spor dallarının önemli bölümünde sporcu ya da takım sahibi olmama da bir başka zayıf halka olarak göstermektedir kendisini.
Umalım ve dileyelim ki; sporu büyük öçüde gündelik sığ siyasetin sıçrama tahtasına dönüştüren anlayış sorgu konusu olmasın!
Bu anlayışın bir parçası bu yazı yazılırken yaşandı. Penguen televizyonunun spor uzantısında canlı yayında atletizm izlerken yayın apar topar sonlandırıldı. Gündem birden bire futbol oldu. Avrupa’nın bir kasaba takımına beş gol atışımız haber değeri kazandı. Yediğimiz sayısız hurmadan bir yenisiydi.
Yediğimiz hurmalar bir yerlerimizi tırmalar mı? Geriye sayımda sona gelindiğine göre yanıtı hemen alınacak bir soruyla karşı karşıyayız.
Ceyhun Balcı, 06.09.2013


Yorum bırakın