ANADİLDE SAĞLIK
21 Şubat Dünya Anadil Günü’ymüş! TTB (Türk Tabipleri Birliği) sayfasındaki bilgilendirme aracılığı ile öğrenmiş olduk! Çatı örgütümüzün maaşallahı var! 29 Ekim ve 10 Kasım’ı unutmaki hünerlerini bu gibi günleri anımsama konusunda da sergilemekteler.
Dünya Anadil Günü UNESCO desteğiyle 10 yılı aşkın süredir kutlanıyor. Duygu ve düşüncenin dışavurumu demek olan dilin önemini yadsıyamayız. UNESCO’nun 21 Şubat duyarlılığı da bir kültür ve uygarlık aracı olan; unutulmakta ve kaybolmakta olan dillerin korunmasına yöneliktir. Türkiye’de ise anadil duyarlılığı daha çok ayrılıkçılık ve etnikçilik aygıtı olarak kullanılmaktadır. TTB sayfasında yer alan ve Batman Tabip Odası’nın imzasını taşıyan yazı okuyunca bu yargımızın bir kez daha doğrulandığını üzülerek görüyoruz.
http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/dil-4373.html
“Eşit, ulaşılabilir, nitelikli ve ücretsiz” sağlık hizmeti istemine “anadilde sağlık” kavramının ustaca eklemlendiğini de görüyoruz. Öncekilerde olduğu gibi bu bildirgede de bir bulanıklık ve belirsizlik var! “Anadilde sağlık hizmeti” nasıl verilecek? Açık ifadelerden kaçınılınca bize de niyet okumak düşüyor!
Bundan birkaç yıl önce Diyarbakır Tabip Odası’nın “Kürtçe Anamnez” kitabı yayımladığını anımsayınca işimiz biraz olsun kolaylaşıyor! Belli ki, Kürtçe’nin yaygın olarak kullanıldığı yerlerdeki yurttaşlarımızın “anadilde sağlık” hizmeti alması başta hekimler olmak üzere bu hizmeti vereceklerin Kürtçe öğrenmesiyle olasıdır! Bu yolla anadilde sağlık isteminin yaşama geçirilmesi akılcı ve gerçekleştirilebilir bir hedef midir?
Ülkemiz kültür ve dil varsılı bir coğrafya! Kürtçe bu varsıllığın yalnızca bir öğesi! Karadeniz’e gidildiğinde Lazca ve Gürcüce, bir başka yörede oraya özgü bir başka dili öğrenme hedefi sizce de yaşama geçirilebilir bir durum mudur?
Ülkemizin doğu ve güneydoğusu bölgesel gelişmişlik sıralamasında sonlarda yer almaktadır. Bu toplumsal ve ekonomik gerçek kimsenin yadsıyamayacağı denli ortadadır.
Var sayalım ki; hizmeti verenler Kürtçe’yi öğrendiler! Hastalarıyla onların konuştuğu dilden anlaştılar! Sağlık hizmetinin niteliği artacak mıdır?
O halde akılcı ve başarılabilir olanı konuşalım!
Türkiye her türlü yıkıcılığa karşın üniter bir devlet olma özelliğini korumaktadır! Bu durumda devletin sınırları içinde yaşayan her yurttaşına Türkçe’yi öğretmekle yükümlü ve ödevli olduğunu anımsatalım! Kamuya ait her türlü ekonomik varlığı elden çıkartan hükümetlerin çoğu zaman bilerek (kimi zaman da bilmeden) devleti hemen her anlamda zayıflattıkları ve şimdilerde dillere dolanan 30 Mart sonrası özerklik söylemlerine güç verdiklerini unutmayalım!
Eğitim, sağlık ve başkaca temel kamu hizmetleri bir ülkenin resmi diliyle verilir. Dünyanın hiçbir yerinde (bizlere başka türlüsünü salık verseler de) bunun tersine bir uygulama yoktur, olamaz! Şu ya da bu gerekçeye dayandırılan anadilde sağlık ya da eğitim istemleri bir ülkenin temeline koyulan dinamite dönüşmektedir.
Akılcılık ve gerçekleştirilebilirlik içermeyen bu gibi istemlerin yerini çok daha akılcı olan başkalarının alması gerekir!
- Eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetleri bir ulus devlette resmi dille verilir.
- Sosyal bir devlet tüm yurttaşlarına resmi dili öğretmekle yükümlüdür. Bu nedenle, devlet ne ekonomiden ne de toplumsal alandan elini eteğini çekmemelidir!
- İsteyen herkes herhangi bir yabancı dili öğrenebildiği gibi anadilini de öğrenme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Devlet bu konuda kolaylaştırıcı olmakla yükümlüdür!
- Anadilini öğrenmekle anadilde eğitim ya da sağlık gibi kavramlar biri birine karıştırılmamalıdır!
- Aynı zamanda birer kamu kuruluşu olan meslek örgütleri varlıklarını borçlu oldukları ortamda ülkenin bölünmesi değil birlik ve dirliğinin sağlanması, sürdürülmesiyle ödevlidirler.
- Bu gerekçelerle hem Batman Tabip Odası’nı hem de çatı örgütü Türk Tabipleri Birliği’ni vazgeçilmez temel duyarlılıklarımız konusunda özenli olmaya çağırmak bir yurttaşlık görevidir!
Bu görevi yerine getirmiş oldum!!!
Ceyhun BALCI, 27.02.2014


Yorum bırakın