SEÇİM SONU
Seçimlerle ilgili olarak yazmama çabası içinde oldum. Kendimce başarılı da oldum! Çatı Adayı gösterme düşüncesi son derece yerinde ve doğru bir girişimdi. Doğru aday seçimiyle aritmetik toplamın ötesinde bir sonuç alınabilirdi. Sonuçlar irdelendiğinde seçimin ilk turda sonuç vermesi bile başlı başına bir cinayettir. Bu cinayeti çatıcılar yanlış aday seçimleriyle işlemişlerdir.
Sonuçlar için değil ama yazma yasağının sona ermesi bakımından derin bir oh çekiyorum! Konuşma ve yazma sırası artık bizlerde! Bu kepazeliğin hesabı mutlaka sorulmalıdır. Hiç olmazsa bu gerekçeyle üzerime düşeni yerine getirmek boynumun borcudur.
Yüzde doksanlara varmış olan seçime katılımın % 75’lere gerilemiş olması pek çok şeyi fazlasıyla ortaya koymuş olmaktadır. Daha yalın bir deyişle Türkiye’de seçmen sandıktan uzak tutularak Cumhurbaşkanlığı hem de ilk turda RTE’ye altın tepsi içinde sunulmuştur.
Ayrıntılar pek çok şeyi daha açıklıkla ortaya koyacaktır!
Çatının lokomotifleri olarak görülebilecek CHP ve MHP önderlerinin seçim çevrelerindeki ve doğum yerlerindeki sonuçlara bakmak da öğretici olacaktır.
Kılıçdaroğlu Tuncelili bir siyasetçi, seçim çevresi ise İstanbul. Kılıçdaroğlu her iki bakımdan da feci bir duruma düştü!
Bahçeli geri kalır mı? Memleketi Osmaniye’de RTE’ye geçildi.
Son bir örnek yakın zamandan! Yalova’da yaklaşık iki ay önceki seçimde gerçekleştirilen güçbirliği AKP’yi yenmede başarılı olmuştu. Yalova’da da çatı bozgunundan söz edilebilir.
Son söz bir önceki 30 Mart seçimleriyle karşılaştırmalı oy sayı ve oranlarıyla ilgili olsun!
AKP son yerel seçimde 20 milyon 520 bin oya karşılık olarak % 43 oy oranına erişebilmişti. Bugünkü seçimde ise 18 milyonu biraz aşan oyla % 52’yi tutturdu. 30 Mart’ta CHP 12 milyon 500 bin, MHP ise 6 milyon 900 bin oy almıştı. Bugünkü çatı oylarının 13 milyonu bulamamış olması her şeyi çok iyi anlatmaya yetecektir.
Yaklaşık bir buçuk aydır ben dostluklarımı düşünerek ve profesyonel bir yazar olmadığım için yazmamış olsam da; pek çok aklı başında insan Cumhuriyetçilerin adaysız bırakılması böyle bir sonuca yol açacaktır deyip durdular. Müneccim değillerdi! Perşembenin gelişini çarşambadan görmüşlerdi. Oysa, insanları sandığa götürmek için aklın yolu birdi! Kitleleri adaysız bırakmamak!
Buna karşılık ne yapıldı?
“Tıpış tıpış gideceksiniz!” dayatmasıyla öfkeler kabartıldı.
Son günlerde, bir büyük gazeteci de “Ekmeleddin İhsanoğlu için sandığa gitmeyenler bundan böyle Atatürk’ün adını ağzına almasın!” diyerek şu ya da bu şekilde sandığa gitmeye hazırlananların önünü kesmiş oldu.
Sandığa gitmek elbette çok önemliydi. Ama, bunca gitmeyenin neden gitmediğini düşünmek de bir o kadar önemli değil midir? Onlara kızmanın yanı sıra bu davranışın kökenlerinin de sorgulanması gerekmez mi?
30 Mart’ta çatının önde gelen iki partisinin oy oranı % 45’tir.
Her şey bu kadar açık bir biçimde ortadayken çatı adayı seçimleriyle bu sonucun ortaya çıkmasına yol açan ikilinin şu anda istifa dilekçelerini yazıyor olmalarını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden!
Ceyhun BALCI, 10 Ağustos 2014, Saat 20:50


Yorum bırakın