İstanbul’u Kim Fethetti?

Dr Erdem Alptuna
23 Eylül 2014

Benim için düğünler eski çekiciliğini yitirdi. Neden mi? Yaş yetmiş iş bitmiş de ondan. Bir dostumun kızının düğününde katılımcılar pistte can havliyle ter dökerken masamızdaki bir kız çocuğu ile baş başa kaldık. Eşim pistte diğerleriyle göbek atıyor. Gürültüden uzaktayız. Konuştuklarımızı işitebiliyoruz!
-Senin adın ne?
-Hande efendim.
Efendim diyenine de son zamanlarda rastlanmıyor. Dolgun, şişmanca dudakları ve yanaklarıyla pek şirin, çok cici bir kızcağız.
-Kaçıncı sınıfa gidiyorsun bakalım?
-Altıncıya.
Konuşmayı sürdürebilmek için bir şeyler düşündüm.
-Sana bir soru sorayım mı?
-Sorun efendim.
-Çok basit bir soru, çok kolay ama bilemeyeceğine bahse girerim.
-Siz sorun efendim.
Gözlerimi devirdim, dudaklarımı gerdim ki gülümsüyor sansın ve sonra o basit sorumu patlattım.
-İstanbul’u kim fethetti?
Hande gülümsedi, sorunun yanıtını bilmenin keyfiyle, sesini çocukça tonlarla süsleyerek yüksekçe yanıtladı.
-Fatih Sultan Mehmet!
-Bilemedin, dedim başımı inanmazlıkla sallayarak ve dudaklarımı sahte üzüntüyle büzerek.
-Nasıl olur? Okulda böyle öğretiyorlar.
-Boş ver sen okulu! Doğrusunu öğrenmek ister misin?
-Evet, yanıtını heyecanla verdi Hande; gözleri yeni bir bilgi edinmenin şevkiyle 100 mumluk ampul gibi parlak.
-Bak bir iki soru daha sorayım, sen kendin bulursun zaten. Öyle yapalım mı?
-Yapalım.
İki elini beklentinin doğurduğu zevkle birleştirdi. Akıllı bir kız anlaşılan.
-Diyelim ki Fatih Sultan Mehmet fethetti. O zaman hangi devlete kattı?
-Osmanlı Devletine, yanıtı zafer kazanmışların tınılarıyla süslenmişti.
-Pekiyi, şimdi, Osmanlı Devleti ne zaman yok oldu?
Gözündeki parlaklık ve yüzündeki gülümseme dondu kızcağızın. Anlaşılan 6. sınıf için biraz ileriye gitmiştim.
-Osmanlı Devleti Hande’ciğim, Sevr Anlaşması denen bir anlaşmayı imzaladığı gün bitti, tarihe karıştı, yok oldu, yani 1918 senesinde.
-Pekiyi sonra ne oldu?
-Sevr anlaşmasına göre 1918 senesi Eylül ayında İstanbul’u İngilizler fethetti. Trakya da Marmara Bölgesi de onların oldu.
-Sonra ne oldu?
-Sonra İzmir’i de Yunanlılar fethetti.
-Daha sonra?
-Daha sonra, Mustafa Kemal Paşa Bağımsızlık Savaşını başlattı ve İngilizleri yenerek İstanbul’u 6 sene sonra 1923 de onlardan fethetti.

Yani İstanbul’un fatihi onu Türkiye Cumhuriyetine katan Kemal Atatürk’tür Hande’ciğim.

Şunu asla unutma ki eğer Atatürk Bağımsızlık Savaşını başlatmamış ve kazanamamış olsaydı bugün İstanbul İngilizlerin, İzmir de Yunanlılarındı, aynen Selanik gibi, Sofya gibi, Makedonya gibi.

-Pekiyi okulda neden böyle öğretiyorlar?
-Herhalde senin öğretmenin devletimizi hala Osmanlı sanıyor da ondan.

Istanbul’un Fethinin Yildönümünü 6 Ekimde Kutlamalıyız

Dr Erdem Alptuna

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın bugünlerde yalan yanlış biçimde Kurtuluş Savaşı diye adlandırılan savaşını, İngiliz, Fransız, Rus, İtalyan, Yunan ve Osmanlı Devletlerini nasıl yenip de barış anlaşmaları yaptığını ve sonunda 24 Temmuz 1923 de Lozan Anlaşması ile Türkiye Cumhuriyetini kurduğunu hepimiz biliyoruz, burada yinelemeyeceğim.

Burada vurgulayacağım husus, 24 Temmuz 1923 de Lozan anlaşmasını yaptıktan sonra Mustafa Kemal’in Başkomutanı olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusunun, Konstantinopolis’i 6 Ekim 1923 de fethettiğidir.

Bizler Osmanlı Devleti ve onun tebaası değiliz. Bizler Türkiye Cumhuriyeti ve onun yasa önünde eşit vatandaşlarıyız. Bu nedenle kazandığımız savaştan sonra elde ettiğimiz ve adını İstanbul ve Trakya diye koyduğumuz toprakların fethinin 76. yılını kutlamalıyız.

Durumu kısaca özetleyeyim: Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini ( ateşkesini ) imzalayıp savaşmaktan vaz geçti.

13 Kasım 1918 de İngiliz Amiral Galthorp Konstantiniyyeyi işgal etti.

18 Mart 1920 tarihinde ise İngiliz askerleri saldırıya geçerek Şehzadebaşındaki Osmanlı Devletinin son askerlerini süngü ile öldürdüler ve Dersaadeti fethettiler. Şehir düştü ve İngilizlerin oldu. Konstantinin Kenti, adı değiştirilmeden, 1453–1920 tarihleri arasındaki uzun bir Osmanlı Devleti macerasından sonra İngiliz İmparatorluğunun bir şehri haline geldi.

Bugün, tarafsız bir gözlemci olarak bakıldığında, 1920 yıllarında Konstantinopolis şehrinde yaşayan Osmanlı halkının İngiliz İmparatorluğunun bir parçası haline gelmekten pek de gayri memnun oldukları ileri sürülemez. İşte bu gözlem nedeniyle Kurtuluş sözcüğünü kullanmayacağım.

Bir kere, şehirdeki mağazalar açık, alış-veriş, ticaret, sanat yaşamı, tiyatrolar, balolar, eğlenceler sürmekte. Adeta devlet el değiştirmemiş gibi!

Ayrıca, ne bir isyan hareketi var ne de gösteri yürüyüşleri! Ne İngiliz askerlerine ölümcül saldırılar oluyor ne de İngilizlere karşı gelen bir başkaldırı hareketi var. Bırakın ölümcül saldırıyı, saldırı bile yok. Üstelik herkes üzgün ve süzgün de değil.

Osmanlının bazıları seviniyor, bazıları İngilizler ile nasıl işbirliği yapar da durumdan vazife çıkarırım diyor, bazıları durumdan zenginlik yaratmak peşinde, çok, çok, çok azının da belki üzgün olduğu bugün söylenebilirse de elde kanıt yok. Bir iki toplantı avuntusuna boş verin siz. Avuç içi kadar insanın neler yaptığını Atatürk Destanından öğreniyoruz ama onların şehrin genel yaşamına etkileri yok.

İngilizler ile birliktelikten hoşlanan insanların sayısının fazlalığını ileri sürmek ise mümkün. Bu savı kanıtlamak için Konstantinopolis’in Futbol Tarihine kısa bir bakış yeterlidir.

İngilizler ile iyi ve dostane ilişkilerin geliştirilmesi için sportif faaliyetlere girişiliyor. Hatta girişimcilerin şehirde bir ilke imza atarak bir stad inşa ettikleri ve Osmanlı Halkının bu stada ileri derecede rağbet ettikleri anlaşılıyor. Öyle memnunlar ki kent tarihinin ilk futbol ligi başlıyor.

İngiliz fethini takiben 1921 de bugün Taksim Parkı diye bilinen alandaki asker kışlasında Senegal sömürgesinden İngiliz askerleri kalıyor. Asker kışlasının geniş bir talim sahası var. İşgali sindiren Çelebi zade Said Tevfik Bey, kolları sıvıyor, ahşap tribünler inşa ederek, Konstantinopolisin ilk futbol stadını burada inşa ediyor. Stad ayni tarihte yani 1921 de açılıyor ve kapasitesi o gün için muazzam: 8 bin kişi alıyor.

Tarih kitabı, “Özellikle Türk Takımlarının İngiliz ve Fransız takımlarıyla yaptıkları maçlar büyük ilgi görürdü,” diye yazıyor. Halk maçlara ilgi gösteriyor demek fethi sindiriyor demektir!

İngiliz Şehri Konstantinopolis de çok sayıda futbol takımı kuruluyor. Bir kere Yunanlılar ve takımları var. En meşhur takımları Pera. Bu Pera takımının futbolcuları Mustafa Kemal Paşa Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra Fransa’ya kaçıp orada Konstantinopolis Şampiyonu olarak maçlar yapıyor ve sonra Yunanistan’a geçiyor ve AEK adını alıyor ki bugün de aynen devam etmekte.

İngiliz Futbol Takımları var. Bir kaçının adını vereyim: İngiliz Garnizon Takımı, Sporting Karması, Iron Duck Takımı, Essex Takımı, Revenge Takımı, Goldstream Takımı, Karlfors Takımı, Anatolia Takımı, Nakliyeciler Takımı, Royal Sovereign Takımı. Toplam İngiliz Futbol takımı sayısı 19. Fransız Takımları da var.

Bir de Osmanlı Halkının bir kaç futbol takımı var. Lig maçları yapıp da İngiliz İmparatorluğunun Konstantinopolis Şehrindeki hayatından memnun, barış içinde, kardeşçe İngilizlere ısınan takımlar şunlar: Fenerbahçe, Altınordu, Galatasaray, Süleymaniye, Hilal, Anadolu, Vefa ve Darüşşafaka.

İngiliz Konstantinopolis Şehrinin 1922 lig şampiyonu, büyük bir şevkle futbol oynayıp fethi sindiren, efendilerine yaranmak için canla başla oynayan Fenerbohçe Futbol Takımı.

Şehrin içinde okullar, tiyatrolar, operalar, gezi yerleri, temaşa alanları ve mutlu hayat ve sportif etkinlikler görülmemiş şevkle devamda. .

Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu Konstantinopolis’i 6 Ekim 1923 de İngilizlerden Lozan antlaşması gereği fethetmiştir. Osmanlı Devleti o tarihte bitmiş olduğu için Osmanlı Devletinden devralmıştır denemez.

Osmanlı Devletinden fethetmiştir denemez çünkü olmayan bir devletten bir şey fethedilmez.

Türkiye Cumhuriyeti fethin 86. Yılını kutlamalıdır ama bir kaç ek ile.

Konstantinopolis, Konstantiniyye, Dersaadet gibi çok sayıda Osmanlı adının kullanıldığı kentin adının Türkiye Cumhuriyeti tarafından resmen İstanbul olarak değiştirilmesi de kutlanmalıdır.

Türkler fethettikleri şehirlerin adları değiştirir. Türkiye Cumhuriyeti kenti İngilizlerden fethetmiş ve adını da değiştirmiştir.

Gelecek sene, İstanbul’un fethinin 87. yılını kutlamak ve kentin adının Türkçeleştirilmesini selamlamak için şenlikler yapılmasını öneriyorum. Aşağıda sıraladığım notlara göz atmanızı sıcakkanlılığımla öneririm

NOT1: Konstantiniyye’yi Osmanlı Devletinden fetheden İngilizlerin boğaza Agamemnon adında zırhlı ile gelmeleri çok mu çok düşündürücüdür.

NOT2: Kentin adı Kemal Atatürk tarafından kanunla değiştirilinceye kadar ( 1933 de ) resmen Konstantinopolis idi. İstanbul adının isim babası Kemal Atatürk’tür.

NOT3: Fenerbahçe Futbol Takımının şehri fetheden kuvvetler ile 50 maç yapması ve dolayısıyla fethi sindirmesi ve hatta Mustafa Kemal’in savaşı kazanmasından sonra bile General Harrington Kupasına katılması da pek mi pek düşündürücüdür.

NOT4: Almanların 2. Dünya Savaşında Parisi fethettiklerinde Fransızların yaptıkları gerilla şehir savaşları göz önüne alındığında veya 18. Yüzyıldaki Paris Komünü anımsandığında Osmanlı Halkının İngiliz Fethine karşı gösterdikleri olumlu ve sportif tepki ise düşünmemiz gerekenlerin arasında en düşündürücüsüdür.

NOT5: Amerika Birleşik Devletleri ile Komunist Çin arasındaki yumuşamanın bir sportif faaliyet olan masa tenisi ile başladığı anımsanmalıdır. Sportif etkinliklere katılım idare edene itaat anlamına gelir. Kurtulmak için gayret etmeyen bir halk da kurtulmuş sayılmaz. Fethedilen toprağın halkı yeni bir idareye yani bu defa Türkiye Cumhuriyetine itaat etmiştir; aşağılamasıyla olay açıklanabilir.

Posted in

Yorum bırakın