DİN ÜZERİNDEN

Ürkünç ve korkunç Charlie Hebdo saldırısı başka bir şeyleri tetiklemesi bakımından da önemsenmesi gereken bir sonuç doğurdu. Bir kez daha yinelemekte yarar var! Hepimiz Çarliyiz diyerek bu saldırının kabul edilemezliğini ortaya koymaya çalıştık.

Bunu yaparken dinsel simgeleri ve kutsal kişilikleri doğrudan hedef almanın tehlikelerinden de söz etme gereği duymaktan geri durmadık. Bunu sorgularken, Charlie Hebdo’nun Hıristiyanlığı da hedefe koyduğu karşılığını aldık. Bir dost sohbetinde edindiğim bilgiye göre bu nedenle onlarca dava açılmış Charlie Hebdo hakkında. Buna karşılık Müslümanlar tarafından açılan dava sayısı tekmiş. Gerçek şu ki; Müslümanlar ya da onları temsil ettiğini düşünenler dava değil doğrudan ateş açıyorlar. Zaten, bu asimetrik durum var oldukça mizah, hiciv ya da başkaca bir yöntem kullanarak kabul edilebilir karşılık alınması olanaksız gibidir.

Charlie Hebdo saldırısı sonrasında dinselliğe yönelik yazı ve düşünce paylaşımları, bu konuda özenli olan Türk medyasında bile hız kazandı ne yazık ki! Cumhuriyet gazetesinin Charlie Hebdo eki bırakın dışındakileri içindekileri bile rahatsız etmeye yetti. Işık Kansu rahatsızlığını yazılarına ara vererek dışavurma gereği duydu. Bu konunun gazetede yeni çatlamalara kaynaklık ettiği de bir başka taze haber.

Kişisel görüşümü bir kez daha paylaşma gereği duyuyorum! Dinsel simgeler üzerinden özgürlük gösterilerine girişmenin son derece gereksiz ve bir o kadar da tehlikeli olduğu düşüncesindeyim. Bu düşüncemin kaynağı korku ya da çekince değildir. Bu yolla sonuç almanın olanaksızlığıdır dinsel simgeler üzerinden yazıp, çizmenin ve bilgi paylaşımına soğukluğumun nedeni!

Bugünkü Aydınlık’ta Örsan K. Öymen’in “Allah Var mıdır?” yazısını okuyunca kaygım depreşmiş oldu. Her şeyden önce söz konusu yazının altına imzamı atarım. Bu şekilde yazmanın bir özgürlük olduğu konusunda da kuşkum yok! Ama, söylemlerimiz ve eylemlerimiz bir sonuca erişme amacı taşımalı ilkesi gereğince baktığımda dinselliğe doğrudan eleştirinin sonuç vermeyeceği kanısındayım. Eğer, sorunun değil de çözümün parçası olmayı amaçlıyorsak bu tutumdan uzak durmalıyız diyorum!
Türkiye’nin güncel sorunları açısından baktığımda da dinsel simgelere doğrudan yönelen yaklaşımların ayrışmaya yol açacağını görüyorum.

Türkiye dehşet verici bir dar boğazdan geçme çabası içinde. Bu darboğazı aşıp aşamayacağı en azından şimdilik belirsiz. (Elbette umutsuz değilim, ama gerçeği de saptama durumundayım) İçinde bulunulan durumda birleşme ve bağlaşma önde gelen gereklilik olduğuna göre gereksiz ayrışmaların dışında kalmanın en iyisi olduğu düşüncesindeyim. Türkiye’nin başındaki dertlere karşı birleşenler arasında dindar insanların da bulunduğunu yalnızca varsaymıyor, çok da iyi biliyorum. Dolayısı ile, dinsel simgelere doğrudan yönelen, onları sorgulayan söylemlerin ertelenmesi gereğini savunuyorum. Bu gibi söylemlerin yalnızca dincileri değil, dindarları da olumlu eksenden uzaklaştırabileceğini öngörüyorum.

Özgürlükçülük adına hemen her şey tartışılıp, sorgulanabilir. Buna karşı çıkmak söz konusu olamaz!

İstemim ayrıştırıcılığın değil birleştiriciliğin öne çıkartılması gereğince bu gibi tartışmaların ertelenmesine yöneliktir!

Yanlış anlatmamış olmayı dileyerek…

Ceyhun BALCI, 01.02.2015

Posted in

Yorum bırakın