ANDRE VLTCHEK (1963)
Çek kökenli, Leningrad (St Petersburg) doğumlu, Amerikan vatandaşı.
Romancı, şair, araştırmacı gazeteci. Amerikan vatandaşı olsa da yaşamını işi gereğince Asya ve Afrika’da geçiriyor.
Batı aydınında görmeye alışmadığımız bir antiemperyalizm duyarlılığı içinde!
Okyanusya ve Potosi’den Bağdat’a Batı Terörü kitapları Türkçe olarak yayımlandı.

HALÂ ÇARLİ DEĞİLİM
“Ateist olmakla birlikte Çarli değilim!”
Tüm dinlerin eşit ölçüde kötü olmadığı kanısındayım. Bence, baş sorumlu Hıristiyanlıktır. Tıpkı Budizm gibi İslam’ı da rayından çıkartıp, köktencileştirendir.
“İşte bu nedenle Çarli değilim!”
Çarli Hebdo çizerleri bu şekilde feci bir ölümü hak etmemişlerdi. Ancak, batının, emperyalizmin bu ölümleri hastalık derecesinde politize ettiği gerçeği de görülmeli. Bu ölümler liberallerin bitip tükenmez ağlaşmalarına yol açtı. Dahası, batı tarafından işlenen sayısız suçun üzerinin örtülmesi anlamına da geldi.
Liberallerin ve Charlie Hebdo’nun ortak noktası onlardan asla batının günahlarına ilişkin bir şeyler işitmemiş olmamızdı. Örneğin, batının saldırganlığı ya da Hıristiyanlığın barbarlığıyla ilgili bir çizgi ya da yazıya rastlayamazdınız Charlie Hebdo’da. Siyonizm ve İsrail ırkçılığı da tabular arasındaydı. Kısacası, Charlie Hebdo ve benzerleri risksiz olgular ve durumlar konusunda son derece cesaretliydiler. Charlie Hebdo’da İslam’ı köktencileştiren batıya ilişkin tek çizgi görmedim. Haksız değiller elbette. Örneğin, batı emperyalizminin güdümünden ve sözünden çıkmayan Suudi Vahhabiliği’ni nasıl eleştirebilirlerdi?
Charlie Hebdo’nunkiler gibi batılı pek çok “cesur çizer” toplumcu, laik ve hoşgörülü İslam toplumlarına sevecen ve dayanışmacı bir yaklaşım içinde olmadılar. Suudi Vahhabiliği’ne ya da körfezdeki şeyhliklere gösterilen ilgi kişilikli ülkelerden esirgendi. Kurgu basitti! Araplar kendi kendini yönetemez izlenimi yaratmak!
İslam’a sövgü batılı için kolaycılığın adı oldu. Böyle davranmak batıda laiklik ve çağdaşlık göstergesi sayıldı. Ancak, gerçekte bu tutum bağnazlığa, duyarsızlığa ve rejimle işbirliğine, başka deyişle batı haydutluğuna arka çıkmaya denk düştü. Bu gidişle bu gibi insanlarla aynı safta bulunmamak bakımından ateistlikten de vazgeçebilirim.
Geçrek enternasyonalist ve ateistler insanları aşağılamaktansa boyunduruktan kurtarmayı, özgürleştirmeyi amaçlarlar.
Günümüzde İslam, toplumsal içeriğinden arındırılmıştır. Bir bakıma içi boşaltılmıştır. Batılı demagogların, propagandacıların ve akademisyenlerin İslam’ın tıp, mimarlık, bilim alanındaki başarılarıyla ve eşitlikçi toplum yaratma yolundaki adımlarını yok sayma çabaları rastlantı değildir. Oysa, tıpkı üniversiteler gibi ilk ücretsiz halk hastanelerini İslam’a borçluyuz.
Neden Çarli olmadığımı biraz daha açmam gerekirse baskıcı ve sömürgeci imparatorluğunuzu onaylamadığım için diyebilirim.
Salvador Allendeyim, Patris Lumumbayım!
Ama, asla Çarli değilim!
Paris’te “Hepimiz Çarliyiz!” diyerek gözyaşı döküp, yürüyenleri görünce şaşırdım ve midem bulandı! Bilinçten yoksun beyinleri yıkanmış insan yığınları da dünyayı yönetenler kadar sorumludur bu olumsuz gelişmelerden diye geçirdim aklımdan!
Fransız çıkarları gereğince özellikle Afrika’da yaşamdan kopartılmış yüz binlerce insandan her nedense tek damla gözyaşı bile esirgenirken; yine Fransa İslâm ülkelerinde iktidar koltuklarına oturtulan berbat ötesi sayısız efendiye arka çıkarken (bilinç yoksunu) kalabalıkların Çarliyiz söyleminden medet ummaları çelişkinin ta kendisidir.
Emperyalist batı, dünyayı yaşanabilir kılmak için yapılacaklar açık, seçik ortadayken Charlie Hebdo saldırısında yaşamını yitirenleri kahramanlaştırarak kendi çıkar çarkını korumayı yeğliyor.
İşte bu nedenle Çarli olmayı yadsıyorum…
Yukarıdaki derleme Andre Vltchek’in bağlantıdaki yazısından özetlenmiştir. http://www.counterpunch.org/2015/02/27/im-still-not-charlie/

Yorum bırakın