ÇANAKKALE’DE DALYA
Yüzüncü yıldönümünde Çanakkale’yi hemen herkesin sahiplenmesi ortadan yarılmış bir ulusun tesellisi olabilir mi? 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşları’nın 100. yıldönümü. Oysa, bir de onu izleyen ve çok daha kanlı, zorlu ve yaklaşık 8 aya yayılmış kara savaşları var! Asıl başarı ve kahramanlık orada! Nedense onu ANZAK’lara bırakmışız!

Atatürk-imza

Hevesinizi kursağınızda bırakmış olmak istemem! Ama, anmadan da geçemem! Çanakkale’yi sahiplenenlerin hepsi de iyi niyetli değil!

Gelibolu’da bir süredir uygulamaya konulduğu gibi Osmanlıcı kardeşler Çanakkale’yi Mustafa Kemal’den arındırma yolunda epeyce yol aldılar! Yarımadayı ziyaret eden pek çok kişinin hacı, hoca takımıyla karşılaşması, hurafeyle bezeli söylevlerle karşılaşması bundandır.

Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen devrimleriyle tanıdığımızı söyleyebileceğimiz Atatürk’ün Çanakkale’nin hemen ertesinde yaptıklarını yeterince biliyor muyuz?

Yanıtını işitir gibi olduğum için satır başlarıyla özetlemekte yarar var Çanakkale’nin nasıl bir değrden arındırılmaya çalışıldığını!

Önemli çoğunluğu kanlı kara savaşlarında olmak üzere Osmanlı’nın 200 bini aşkın asker kaybı verdiği bilinir. Aralarında tıbbiyeliler başta olmak üzere her kesimden okumuş, nitelikli insanlar vardır. Çanakkale Savaşları kazanılmıştır belki ama Türkler bir kuşağı savaş alanında bırakmıştır!

Üstelik Çanakkale Türkler için 1911’de başlayıp, 1922’de sonlanacak 11 yıllık savaş sürecinin ortasında bile değildir.

Böyle olduğu için ölenler ve savaşı sürdüremeyecek olanlar belki de şanslıdır!

14 Ocak 1916 : Kısa bir İstanbul ziyaretiyle ne kadar olabildiyse ana/kardeş hasreti giderildikten sonra Edirne’de XVI. Kolordu emrinde göreve hazırdır.

1 Nisan 1916 : Henüz 35 yaşında Tuğgeneral olmuştur. Dönemin deyişiyle paşadır artık! Bu kadar genç yaşta paşalık başka kimlere kısmet olmuştur acaba?

7-8 Ağustos 1916 : Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtarır.

7 Mart 1917 : Diyarbakır’da II. Ordu Komutanlığı’na atanır.

7 Temmuz 1917 : Halep’teki VII. Ordu Komutanlığı’na atanma.

Her nasıl olduysa biraz soluklanacaktır.

Veliaht VI. Mehmet Vahidettin ile çıkılan Almanya yolculuğu gevşemeden çok ilginç gözlemlere fırsat verecektir. Kayzer Wilhelm II’nin Çanakkale kahramanına özel ilgisi göz ardı edilecek gibi değildir.

Sağlığını düzeltmek için Viyana ve Karlsbad ziyaretleri dolduracaktır bu savaşsız, gürültüsüz zaman aralığının geri kalanını.

5 Temmuz 1918’de Karlsbad’da bir dost söyleşisinde ağzından dökülenler bir devrimcinin doğuşunu muştular gibidir.

“Ben her zaman söylerim, burada da bilginize sunayım. Benim elime büyük bir güç ve yetki geçerse toplumsal yaşamda yapılması istenen devrimi, bir anda, bir coup ile yapacağımı sanırım. Çünkü ben, kimilerinin öne sürdüğü gibi kamuoyunu, aydınları benim tasarılarım doğrultusunda düşünüp yavaş yavaş tavır almaya alıştırarark bu işin yapılabileceğine inanmıyorum. Ruhum buna isyan ediyor! Bunca yıl yüksek öğrenim gördükten, uygarca yaşayan toplumları inceledikten ve özgürlüğün tadına varmak için bunca zaman harcadıktan sonra neden cahil halka ineyim? Ben onlar gibi değil onlar benim gibi olsunlar! Bununla birlikte, incelenecek noktaları iyice kararlaştırmadan işe başlamak da hata olur.”

Yukarıdaki satırlar insanlık tarihini fazlasıyla iyi incelediği bununla kalmayıp özümsediği izlenimi edinmemize yetip de artar bile! Devrimler halka sorulmadan yapılmıştır incileri saçanlara daha o tarihte verilmiş yanıt da sayılır bu sözler.

İşgal İstanbul’una ayak bastığında boğazda demirli düşman zırhlılarına bakarak söylediği “Geldikleri gibi giderler!” sözü de artık belleklere kazınmıştır.

Samsun’a gitmeden önceki 6 aylık İstanbul serüveni de yeterince bilinmez. Bu süre boyunca kurtuluş yolları arayan Mustafa Kemal olasılıklar tükenince Samsun’un yolunu tutacaktır.

Sonrası iyi, kötü biliniyor.

On bir yıl boyunca savaşan aradaki adacıklar dışında hep savaşın içinde olan Mustafa Kemal dünya için 4 yıl süren büyük savaş sürecine 11. yıl sonunda nokta koyandır.

İşte böyle bir büyük adam Çanakkale belleğinden silinmeye çalışılıyor!

Bu sefil girişimi de İsmet Paşa’nın sözleriyle yanıtlayalım!

“Hadi canım sen de!”

Ceyhun BALCI, 17.03.2015

Kaynak :
Çanakkale Olmasaydı…
O Olmasaydı
Orhan Karaveli
Doğan Kitap, Mart, 2014.

Kitap_3346515

Posted in

Yorum bırakın