PAPA(LIK)

Hıristiyanlıkta din adamlarına peder de diyorlar. Papa aynı zaman da baba anlamına da kullanılan bir sözcük. Papa ya da papa(lık) yalnızca din çerçevesinde bir kişi/kurum değil. Papa son çıkışıyla farklı mezhepten dindaşlarına Paskalya babalığı yapmıştır.
Cenneti parselleyip satmaya kalktıklarında yazgıları değişti. Bu belki bahaneydi. Ama, Avrupa yeniden doğuşun ışığıyla aydınlanınca benzetmede hata olmazsa papanın pabucu dama atıldı. Bir zamanlar kent meydanlarında aklı ve bilimi mahkûm edip, odun ateşinde yakanlar bugünlerde geçmişleriyle hesaplaşır oldular.
Belki başka yerlerde de öyledir! Ama, Peru’da fazlasıyla ilgimi çekmişti. Kalıplaşmış bir görüntüydü. İrili, ufaklı yerleşim merkezlerinde kent meydanı olmazsa olmaz mekândı. Orada da bir katedral ve yanı başında hükümet konağı!
Uzaklara giden Pizarro gibi fatihler başlangıçta atlı-silahlı az sayıdaki birlikleriyle on binleri yenmekte güçlük çekmediler. Gelinen yerde kalıcılaşmak, orayla bütünleşmek için her gün, her an silah kullanmak akılcı ve kazançlı bir iş olmadığı için silahın yerini din aldı. Şamansı dinsel inancın yerini Hıristiyanlık alırsa topraklarla birlikte gönüller de kazanılırdı! Katedralin, hükümet konağının ayrılmaz parçası olması; adata onu tamamlayıcı işlev görmesi bundandı.

İnsanın önce İncil’i kendi diliyle okuması ve üstelik anlaması kutsal kitabı sorgulamasıyla sonuçlandı. Bilimsel devrim bu sorgulamanın ve bunun sonucunda aklını kullanmanın ürünüdür. Önce dünya, sonra insan ayrıcalıklı konumlarını yitirdiler. Gökbilim ve biyoloji bu devrimin en göz alıcı yıldızları oldular.
Böylelikle, dinselleşme-yönetselleşme birlikteliğinin de sonu gelmiş oldu. Din adamları da ayrıcalıklarını yitirdiler. Epeyce insanı engizisyon yoluyla harcasalar da kaçınılmaz sonun önüne geçilemedi.
Gelinen noktada dinsellik ve din adamları ortadan kalktı mı?
Kalkmış olsaydı birkaç kilometrekarelik toprak parçası üzerinde, simgesel de olsa ordusu, milyarlarca doları, onlarca radyo, televizyonu olan Vatikan devletinin varlığından söz edemezdik.
Bugün ne Vatikan ne de bir başka Hıristiyan mezhebinin otoritesi konumundaki kilise kendilerine bağlı toplulukların gündelik yaşamına karışmayı akıllarından bile geçiremiyorlar. Son örneği Yunanistan’da yaşandı. Anlı, şanlı Ortodoks Kilisesi yeni başbakan tarafından törensel ortamdan bile dışlanıverdi.
O halde, Vatikan ve benzeri oluşumlar neden var olmayı sürdürüyorlar?
Yeni işlevleri dinsellikten çok siyaset payandalığıdır bu dinsel görünümlü oluşumların! Aşınmış da olsa varlığını sürdüren ayrıcalıklı konumları siyasetin hizmetine sunulmuştur. Başka deyişle koçbaşı işlevi görmektedirler.
Papa’nın Ermeni Soykırımı olmuşturcu son çıkışı biraz da bu bağlamda değerlendirilmeli!
Koskoca Vatikan ve onun başındaki devlet başkanı Papa Ermeni Soykırımı’nın hem hukuksal hem de tarihsel düzlemde dayanağı olmadığını bilmez mi? Herhangi birimizden iyi bildiğinden kuşku duyamayız!
Tepkilerimiz öncekilerde olduğu gibi duygusal ve patlayıcı! Dolayısı ile sürdürülebilir ve gerçekçi değil!
Papalık ve başındaki Papa günümüzde bir dinsel oyuncu olmaktan çok siyasi işleviyle öne çıkmakta, varlığını sürdürmektedir.
Elbette, Papa’nın tarihsel ve hukuksal gerçeklerle ilintisi olmayan bu çıkışı uygun yollarla kınanmalıdır. En azından sessizlikle karşılanmamalıdır!
Unutulmaması gereken nokta Papa’nın çıkışının siyasi olduğudur. Bu çıkışı yetersiz ve bağımlı dış politikamızın doğurduğu da bir başka gerçektir.
Bir Anadolu deyişidir! “Alçak eşeğe binen çok olur!” Durum ne yazık ki tam da böyledir. Atatürk’ün sağlığında birilerinin bu gibi saçmalıkları ağızlarına alamamış olmaları siyasetimizin yüceliğiyle ve alçak eşek olmayı yadsımamızla da yakından ilgili değil midir?
Ceyhun BALCI, 13.04.2015

Yorum bırakın