Cumhurbaşkanı’nın ilgililerden “yerli ve milli MR” üzerine çalışılmasını istemesinin çağrışıma yol açmaması düşünülemezdi. Yerlilik ve millilik de zaman içinde değişim, dönüşüm gösterdi. Yerli hayvanına yedirecek saman, milli lezzetimiz simidin üzerine serpecek susam bulamayan bir zamanların anlı, şanlı tarım ülkesi Türkiye’nin yerli ve milli MR hevesi irdelenmeyi hak ediyor.

MR görüntüleme artık yolda yürüyen vatandaşın da haşır neşir olduğu, bir şekilde bilgi sahibi olduğunu sandığı gelişmiş bir görüntüleme yöntemi. Hekimlikte tanı yöntemleri arasında yer alsa da pek çok hasta için aynı zamanda sağaltım yöntemidir. Çok istekli ve hevesli bir hastaya MR çektirdiğinizde hastalığı yerli yerinde dursa da onu tedavi de etmiş olursunuz.

Türkiye’de bir yılda 11 milyon MR taraması yapılıyor. Ülkemizdeki MR aygıtı sayısının 1000’e dayandığını söyleyebiliyoruz verilere bakarak. Her bin kişiden 119’una yapılan MR taramasıyla kışkırtılmış sağlık harcamasına kimselerin yetişemediği ABD’yi (107) bile geride bırakıyoruz. Niceliklerin geometrik büyümesiyle övünç duyulan bir ortamda ne var bunda diyecekler çıkabilir.

Sosyal Güvenlik Kurumu MR tarama başına 70 (yetmiş) TL ödeme yaparken, kurumdan kuruma değişmek üzere katkı payı adı altında hastalardan alınan ek ücretler yoluyla verilen hizmetin maliyeti karşılanabilmekte ve özel kurumlar biraz da kazanç sağlayabilmekte ve hiç değilse ayakta kalabilmektedir. Katkı payı her ne olursa olsun bir MR tarama bedelinin Türkiye ortalamasının 250-300 TL dolaylarında olduğunu söyleyebiliriz. Bu bedelin ABD’de 500-3000 USD, Avrupa’da ise 500-1000 Avro düzeyinde olduğunu da belirtmiş olalım.

Burada birkaç noktaya değinmeden geçmemek gerekir. Yazının başında belirtildiği gibi MR görüntüleme isteklerinin önemli bölümü hasta kaynaklıdır. Toplumda yaratılan izlenim MR taramasının hemen her durumda vazgeçilmez olduğu doğrultusundadır. Bu izlenim gereğince de pek çok hasta MR isteği yapılmayan durumları kendisinden bir şeylerin esirgenmesi olarak değerlendirmektedir. Diğer yandan ise, Türkiye’de yaşayan her yurttaş yılda 10 kez hekime başvurmaktadır. Bunun doğal sonucu sağlık hizmeti veren ortamlardaki insan fazlalığıdır. Hastaya gereken zamanı ayırma olanağından yoksun kalan hekimler gelişmiş görüntüleme ve laboratuvar yöntemlerini kullanarak bu eksikliği gidermek zorunda kalmaktadırlar.

Yerli ve milli MR’den yola çıktık! Sağlıkta niceliğin, niteliği kovduğu; her geçen gün yozlaşmanın egemenlik alanını genişlettiği gerçeğiyle bir kez daha yüzyüze gelmiş olduk.

Kamuoyu algısının tersine sağlıkta işlerin hiç de iyi gitmediğini söylemek zorundayız. Bu olumsuz gidişin gün gelip patlama noktasına varması ve bugün için ortamdan ve durumdan hoşnut görünen kitleleri etkilemesi ve tablonun tersine dönmesi sonucuna yol açması bu işe kafa yoranları şaşırtmayacaktır.

Gelelim yerli ve milli MR konusuna!

Yukarıda verilen bilgiler ışığında Türkiye’nin sağlık teknolojisi alanında dışa bağımlı olduğu saptamasını yapmamız gerekir.

Yerli ve milli MR üretiminin bir dışa bağımlılık başlığını eksiltmesi bekleneceği için kulağa hoş gelen bir seslendirme olduğuna kuşku yoktur. Sağlık hizmetindeki kışkırtılmış nicelik fazlalığının bu gereksinimi belirginleştirmiş olması da olağan karşılanabilir.

MR ya da yaşamımıza girmiş bir başka gelişmiş yöntemi teknoloji olarak tanımlıyoruz. Teknoloji ise bir aygıtın parçalarının bir araya getirilmesi sürecinin ötesinde anlam taşır.

Bilimsel çalışmalar aracılığıyla erişilmiş gelişmenin elle tutulur, gözle görülür bir ürüne dönüştürülmesidir. Araştırma, geliştirme ve elbette bir buluşu kullanıma sokma öncesinde hem emek hem de harcama yoğun bir süreç yaşanır. Elbette, sokakta yürüyen pek çok kişi için ayrıntısı bilinmeyen bir durumdur.
MR aygıtı üretmek bilimsel birikim gerektiren, AR-GE koşullarının oluşturulmasını olmazsa olmaz kılan bir süreç. Haydi yapalım demekle başarılacak kadar kolay bir iş değil. Böyle bir işe girişmek kameralara görüntü vermekle başlatılabilir belki ama sonu getirilebilir mi?

Saman, susam, et ve tahıl dışalımı yapmak zorunda kalan Türkiye teknoloji üretiminde ve dolayısı ile dışsatımında iyi bir noktada değil. Başka deyişle yerli ve milli MR yapmak için birikimimiz yok.

Yerli ve milli MR söz konusu olunca yerli ve milli otomobil hevesimiz geldi aklıma.

Törenlerle başlatılan bu çalışmalar hangi noktada? Geçici bir hevesin dışavurulmasıyla yetinildi mi?

Gelişmiş tıbbi görüntüleme aygıtlarıyla ilgili bir kamu ihalesinde firmalara Cumhurbaşkanı’nın çıkışıyla uyumlu tavsiyede bulunulduğu duyumu almıştım birkaç hafta kadar önce. Oradaki istek firmaların bu aygıtları Türkiye’de üretmeleri doğrultusundaydı. Üretmek derken, parçaların Türkiye’ye getirilerek birleştirme işinin Türkiye’de tamamlanmasıydı. Yerli ve milli üretimden anlaşılan buysa işimiz hiç zor değil. Birkaç ay içinde parçaları Türkiye’de bir araya getirilmiş yerli ve milli MR aygıtlarını kışkırtılmış sağlık hizmeti ortamına sunmak söz konusu olabilir.

Başından sonuna bir MR aygıtını üretmekse yerli ve milli MR uzun, ince bir yola çıkılacağının bilinmesi gerekir. Bir de bu yolla Amerika’yı bir kez daha keşfetmek ne denli akılcı ve anlamlı olur? Bu sorunun da sorulması gerekecektir.

0x0-bilim-tarihinde-donum-noktasi-x-isinlari-1510145634884

0x0-bilim-tarihinde-donum-noktasi-x-isinlari-1510145647354

8 Kasım Dünya Radyoloji Günü’nde dünyada ve ülkemizde radyolojiye öncülük etmişlerin yüce anısına saygıyla…

Posted in

Yorum bırakın