Boşuna karşı çıkılmamıştı şeker fabrikalarının özelleştirilmesine! Bugünkü (20 Kasım 2018) Aydınlık ve Cumhuriyet’te yer alan iki yazı içimin parçalanmasına yetip arttı.


Ülkesini seven, ayakları bu vatana basan pek çok kişi de benim gibi duygulanmış ve olasılıkla da öfkelenmiş olmalıdır. Benim durumum biraz daha farklı!
Babamın 40 yılı aşkın süreyle ziraat mühendisi olarak hizmet verdiği Türkiye Şeker Fabrikaları içine doğduğum ortamdı.
Rahmetli babam kadar olmasa da o kurumun içinde yaşanan pek çok olaya ve işleyişe tanıklık etmek gibi bir fırsatım oldu. Gazetelere yansıyan pancar donması ve çürümesi gibi olumsuzluklar kalmamış belleğimde. Ya olmadığı ya da olmaması için insanüstü çaba gösterildiği için.
Şeker pancarı tarımı ve pancar şekeri üretimi son derece özellikli bir iştir. Olağanüstü özveri, emek ve disiplin gerektirir.

Zaman ilerlerken ülkeyi geriletenlere öfkeyle…
Tohumun toprağa düşmesiyle başlayan süreç her evresinde denetim altındadır. Tarlada bu ürün için ter akıtan, emek harcayan köylünün yanı başından eksik olmayan akıl ve bilim olanca varlığıyla güvence sağlar bu sürece.
Şeker fabrikası kampanya dönemiyle birlikte çalışmaya başladığında günlük ürün işleme kapasitesine uygun nicelikte pancarla beslenmelidir. Pancar fabrikanın yanı başında yetiştirildiği ve kolayca fabrikaya getirilebildiği gibi çoğunlukla kilometrelerce uzaktan demiryolu ve karayoluyla taşınır.
Gazeteye yanlış yansıdığı şekilde pancarın söküm sonrasında uzun süre depolanması gibi bir seçenek söz konusu değildir. Bu yapılırsa gazete haberine konu olan çürüme ve donma kaçınılmazdır.
Fabrikanın işleyebileceği kadar pancar her gün çok beklememiş şekilde fabrikaya ulaştırılmalıdır. Ne eksik ne de fazla. Yeterli pancarın getirilememesi sonucu fabrikanın durmak zorunda kalması kamu zararı demektir. Elbette, kimse kimseden bu zararın ödenmesini istemez. Kamu zararı denip geçilir. Ama, bunu bir de Cumhuriyet disiplini ve terbiyesiyle yetişmişlere anlatın. Siz yaptırım uygulamasanız da vicdanların keseceği ceza onlara yeter de artar! Her gramında emek ve alınteri olan şeker pancarının zerresi yabana gitmemelidir. Başta şeker olmak üzere küspe ve melas olarak hayvanlarımıza yem, alkol olarak kimya endüstrimize ham madde olacaktır.
Şeker pancarı tarımı gibi zahmetli ve riskli bir işe giren tarımcının ürününü işlenmek üzere teslim edememek gibi bir büyük riske daha girmek zorunda bırakılması pancardan şeker üretiminin tabutuna çakılan son çivi olacaktır. Kazançtan başka önceliği olmayan özel sektörün bu riski çiftçinin üzerine yıkmasına şaşırmak elbette yersizdir. Belki de sırf bu nedenle şeker pancarı tarımı ve ondan şeker üretimi kamuya özgü bir işti. Öyle kalmalıydı!
Son yıllarda hoyratça ve düşüncesizce yok pahasına elden çıkartılan şeker fabrikaları hepimizin gözleri önünde cinayete kurban gitmezden önce kendi kendine yetecek durumdaydı. Bir yandan şeker pancarı tarımını kusursuzca gerçekleştirirken diğer yandan da ülkemizde çok da alışık olmadığımız şekilde kendi teknolojisini geliştirme becerisi de göstermişti kurum. Kendi fabrikasını kendisi yapardı. Makinasından elektroniğine varıncaya kadar hemen her parçasını kendisi üretebilme yeteneğindeydi. Cumhuriyet’in bu önde gelen başarılı kurumu gözden çıkarılmazdan önce bu bilgi ve beceri birikimiyle Özbekistan’da anahtar teslimi fabrika yapıldığını pek çok Türk vatandaşı bilmez. Hele son yıllarda ver parayı al malı sıradanlığına tutulmuş ülkenin vatandaşlarının bu gibi bilgilere ilgi göstermesi de beklenmez.
Türkiye tutulduğu liberal finansal ekonomi hastalığının ilerlemesiyle artık en iyi bildiği, bilmekle yetinmeyip başkalarına öğrettiği işleri unutur oldu. Hovardaca harcanan şeker pancarı tarımı ve endüstrisi birikimi içimizi parçalayan görüntülere neden oldu.
Ülkeye ve insanına ihanet başka nasıl olabilir?
Yalnızca ülkeye ve Türk insanına mı?
Yerleşik yaşamın başlangıcı sayılan tarım devriminin beşiği Bereketli Hilâl’e de kötülük ve ihanet değil midir şeker pancarına yapılan?
Pancarın gözyaşları bir zamanların bereketli hilâlini ve o bereketli hilâlin kadim sakini Türkiye’nin topraklarını suluyor yazık ki!
Şeker pancarı tarımı ve şeker fabrikalarının ortadan kaldırılması hunharca yok edilen Cumhuriyet yapıtları zincirine eklenen son halka oldu!
Bu eşsiz kurumları yoktan var edenlerin anısına sonsuz saygı, yok edenlere ve bu yok edilişe izleyici kalan kendimize yergi!

Yorum bırakın