Yerel seçimlere giderken iktidarını korumak zorunda olanlar anlaşılmazlık kartını açtılar. Tıpkı din ticaretinde olduğu gibi anlaşılsın diye değil anlaşılmasın çabası harcandığına tanıklık ediyoruz.

Yerel seçimlerin olmazsa olmazı olan kişilik ve yerel sorunlar neredeyse söz konusu edilmiyor.

Seçimlerin bir beka sorunu olduğundan hareketle hemen her sözün sonu bu, pek çok kimsenin tam olarak anlamadığı ama tartışmaya da cesaret gösteremediği kavram kilit taşına eşdeğer duruma getirildi.

Böyle durumlarda sözlüklere bakmakta yarar var!

Osmanlıca-Türkçe sözlüklerden birisi kısa yoldan “kalım” olarak nitelemiş bekayı. Biraz daha kapsamlı olan diğeri ise “devam, sebat, evvelki hâl üzere kalma” olarak karşılıklandırmış seçimlerin bu gizemli sözcüğünü.

Kimi kavramları anlatmak için sözlüklerin dışına taşmakta sakınca yok!

Beka, Türkiye’nin birliği, dirliği, bütünlüğü ve bölünmezliğiyle açıklanabilir kısaca ve anlaşılabilir şekilde.

Yakın zamanda yerel yönetimler aracılığıyla hendekler ve tuzaklarla donatılmış kentlerimizin varlığını anımsadığımızda beka kavramını görmezden gelmem şöyle dursun pek çok kişiden daha fazla önemsediğimin altını çizmeliyim.

Ama, yine de iktidarda kalmaktan başka seçeneği olmayan iktidarın seçmen davranışını beka kavramı içine hapsetme girişimini sorgulamaktan geri duramam!

Son 40 yılda Türkiye üzerine kurgulanan emperyalist senaryolar yabana atılamaz! Bu önemli durum göz önüne alındığında Türkiye’nin bölücü terörle olan mücadelesinin en az yine emperyalist kaynaklı FETÖ yapılanmasıyla mücadeleye eşdeğer öneme sahip olduğunu vurgulamalıyım. Bu ve benzeri son derece duyarlı ve önemli konularda dünya görüşü farklarının ve ülkenin geneline egemen karşıtlıkların bir yana bırakılması gereğini anımsatmakta yarar görüyorum.

Beka kavramı üzerinden oy avcılığına girişenlerin ekonomi gibi gündelik yaşamın önde gelen gerçeği konusundaki başarısızlıklarını örtme çabası ve telaşı içinde olduklarını saptamakta yarar var.

Market rafları ve pazar tezgâhları henüz boş değil. Ama, geçen yılın ikinci yarısına damga vuran ve etkisini bugünlerde de sürdürmekte olan ekonomik krizle alım gücü büyük darbe yemiş insan yığınları tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye’de en temel gıda ürünlerini edinim güçlüğü içindedir.

Patlıcan, kabak, biber ya da bir başka yenmese de olabilecek besini bir yana bırakıyorum. Soğan, patates ya da onlara eşlik etmesinde yarar olan yeşillikler ateş pahasıdır günümüz koşullarında. Adı anılanlar insanları yoksul ama çeşidi zengin Türk mutfağının temel gereklilikleridir. Onlarsız tencere kaynatmanız, sofraya aş koymanız neredeyse olanaksızdır.

Ülke tarımı geçtiğimiz 15 yıl boyunca adım adım bitirildiği için bu krizin yaşanması bugünlere kalmış oldu. Türkiye tarımsal ve hayvansal üretiminin yıkıma uğratılmış olduğu kesindir. Antalya’daki hortum, falanca yerdeki soğuk hava olsa olsa tüm bu gelişmelerin üzerine tüy dikmiş olabilir.

Bu acıklı tabloya, umarsız hükümetin eklediği güldürüye değinmeden geçilemez. Osmanlıcı eğilimleri bilinen hükümetimizin Osmanlı’ya öykünen yöntemlerle fiyat düşürme girişimlerine öfkelenmek yerine gülümsemeyi yeğliyorum. Osmanlı’da yaygın olan narh uygulaması aracılığıyla fiyatları denetim altında tutmak geçmişte kalmış olan bu sözcüğün anımsanmasından öte bir anlam taşımaz. Kapalı Osmanlı ekonomisinde önemli işlevi olan bu uygulamanın günümüz koşullarında Türk ekonomisinin kavuştuğu yapıyla bağdaşmaz bir seçenek olduğunu hiç kuşkusuz hükümetimiz de biliyordur. Olmaz olası iktidarda kalma zorunluluğu koşullarında zaman kazanma amacıyla kitleleri oyalama aracı olarak kullanılmaktadır bu zaptiye seçeneği.

kACylcpMOUC3HeSeI8GkVg.jpg

Siyasetimizin oyuncularının bu gerçekleri göz önünde bulundurarak yapay gündemlere takılıp kalma hatasından dönmeleri ve bir an önce yerel seçimlere yaraşır bir söylem tutturmaları gereklidir. Seçimlere geri sayım hızla sürdüğüne göre daha fazla oyalanmak gecikmekle eş anlamlıdır.

Kentlerimizin trafik, sağlıksız ve kirli çevre, kitle ulaşımı, yeşil alan kıtlığı, çarpık yapılaşma ve benzeri sorunlarının söz konusu edildiğini duyan var mı?

Beka üzerinden yürütülen yapay ve sınırlayıcı tartışmaların kent sorunlarının çözümüne katkı vermeyeceği son derece açık.

Somut, yapılabilir ve sürdürülebilir öneri ve projelerin hiç olmazsa geride kalan günlerde dile getirilmesi beklentisiyle…

Posted in

Yorum bırakın