Bugün Mersin’den gelen kara haberde 4 askerimizle iki sürücünün ölümü vardı. Her ölüm kötü kuşkusuz! Her ölüm istenmeyen gelişme!
Ama, gencecik askerlerin yok yere ölümü yüreğimi dağladı desem abartı olmaz.
Bu ve benzeri hemen her olayda olduğu gibi bu kez de “acımız büyük” demekle yetinildi. Oysa, Türkiye karayollarında devinen milyonlarca taşıt aracının gerçekte bir haydutluk eylemi sergilemekte olduğu bu kez de göz ardı edildi. Askerler neden karayoluyla taşınıyordu sorusuna rastlamadım hiç bir yerde!
Açık ve ortada olan bir şey varsa eğer Türkiye Cumhuriyeti karayollarında yolcu ve yük taşımacılığı başta olmak üzere hemen tüm lastik tekerlekli araçlar haydutluk değirmenine su taşımaktadırlar.
Daha da kötüsü bu duruma bilinçli olarak “canavar” yakıştırması yapılarak soyut güçlere göndermede bulunulmakta ve umarsızlık izlenimi güçlendirilmektedir.
Kent içinde taksiler ve dolmuşlar, kentlerarası yollarda kamyonlar, kamyonetler ve yolcu otobüsleri can güvenliğini hiçe sayan kuraltanımazlık sergilemektedir. Bakımı yapılmayan araçlar, dinlendirilmeden ve sağlık durumları yeterince denetlenmeden yollara salınan sürücüler daha baştan ölüme çağrı çıkartmaktadır.
Korona önlemleri ortamında bile dolmuşlara tıkıştırılan insan görüntüleri belleklerden silinmiş değilken asker taşıyan otobüsün başına gelen sözüm ona kazayı cinayet kapsamında değerlendirmemek akla ve sağduyuya aykırı bir davranış olacaktır.
Haberden anlaşıldığınca askerlerimiz vatani görevleri için Kıbrıs’a taşınmaktaymış. Ülkenin bir ucundan diğerine karayolu gibi insaftan, vicdandan ve kuraldan yoksun bir ortamın seçilmiş olması en ağırından eleştiriyi hak eder.
Ülkemizin dağlarında, ovalarında, sınırlarımızın ötesinde şehit ve gazi olan sayısız askerimiz var. Bu durum hiç olmazsa vatan göreviyle açıklanabilir. Sıradan bir taşıma olayında yaşananlar ise hiç bir şekilde hoşgörülemez.
Sormakta yarar var!
Türk Hava Yolları gibi hâlâ kamu kurumu olan bir uçak filosu varken askerlerimizi karayolundaki kelle koltukta ortamına emanet edilmesi nasıl bir anlayışın ürünüdür?
Üzüntüm büyük! Yok yere ölen gençleri geri getirmek elbete olanaksız!
Ama, askerlerimizin canını ve sağlığını hiç olmazsa bundan böyle koruma fırsatı doğursun bu cinayet! Yalnız askerlerimizin değil tüm toplumun can ve mal güvenliğini korumak da iktidarların görevleri arasındaki haklı yeri alsın!
Emniyet Genel Müdürlüğünün cep telefonlarına kısa ileti göndermesi bir tür “dostlar alışverişte görsün” eylemidir. Karayollarındaki haydutluğun önüne geçmek yalnızca emniyetin ve içişleri bakanlığının üstesinden geleceği boyutu çoktan aştı.

Karayolu haydutluğu otomotiv üreticisinden ulaşım planlamacısına, karayolu taşımacılarından lastik tekerlekli araç kullanıcılarına uzanan çoklu bileşenden oluşmaktadır. Bu önemli ayrıntı göz önüne alınmadan demir yumruklu iktidarlar bile bu konuda yaya kalmaktan kurtaramaz kendisini.

Ceyhun Balcı, 27.07.2020

Yorum bırakın