Çocukluğumda işitmiştim iki Orta Amerika ülkesi El Salvador ve Honduras’ın futbol yüzünden savaştığını. Hatta, maç sırasında havadaki topun ateşli silahla vurulduğu efsanesinden bile söz edildiğini anımsıyorum.

Futbol Savaşı nitelemesi hiç kuşkusuz ilgi çekici kılmaktaydı bu olayı. Oysa, futbolun bu  olaydaki payı buzdağının görünen bölümüne eşdeğerdi. Honduras ve El Salvador Meksika’daki 1970 dünya kupasına katılım hakkı elde etmek için karşılaşacaklardı.

İlk maç 8 Haziran 1969’da Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’da oynanır. Konuk El Salvador oyuncuları sabaha kadar uykusuz kalırlar. Honduraslılar bir gün sonraki maçın ilk yarısını oynamış olurlar böylelikle. Yorgun El Salvador maçı 1-0 yitirir. Maçın sonucunun El Salvador’da neden olduğu incinmeye acıklı örnek 18 yaşındaki bir genç kız olan Amelia Cardona’nın babasının silahıyla canına kıyması olarak tarihe geçti.

Bir hafta sonra El Salvador’da yapılan rövanş maçında uykusuz gece geçiren Honduraslı oyunculardı. El Salvador sahadan 3-0’lık yengiyle ayrılmıştı. Honduraslı oyuncular stadyumdan ancak zırhlı araçlarla uzaklaştırılabilmişti.

Futbol bu kadar önemli midir?

Hem evet hem de hayırdır bu sorunun yanıtı.

1978 Arjantin Dünya Kupası’nı anımsıyorum. Askeri cuntanın tepe tepe kullandığı, Brezilya’ya karşı Peru üzerinden şike yapıldığını hiç unutamıyorum. Salazar’ın deyişiyle 3 F’den birisi olan futbol özellikle Latin Amerika tarihinde her zaman önemli olmuştur.

Bir başka örnek yakın tarihten.

Kolombiyalı Andrés Escobar Saldarriaga 1994 Dünya Kupası’nda takımının ABD’yle yaptığı maçta kendi kalesine gol atmıştır. Elbette kazayla. Bu hatasının bedelini ülkesine döndükten birkaç hafta sonra yaşamının baharında, 27 yaşındayken canıyla ödemiştir.

Futbolun hemen her zaman futbolun ötesinde bir olgu olduğuna örnektir. Honduras-El Salvador savaşı. Yeşil sahadaki savaşım yerini savaşa bırakmıştır.

El Salvador uçakları Hondursa kentlerini bombalamaya başlamıştır. Karada da durum farksızdır. Siperler kazılmakta, barikatler kurulmaktadır.

Askersel güç bakımından üstün olan El Salvador’da radyolara yansıyan şu sözler utkudan kuşku duyulmadığının kanıtı sayılır :

“BİRKAÇ EL ATEŞ, BAM BAM

HONDURAS’IN İŞİ TAMAM!”

Daha güçsüz ve yoksul görünen Honduras’ın bu savaşta en küçük şansı olmadığı görüşünde olanlar çoğunluktaydı.

Savaş toplam 100 saat sürmüştü ve geride 6000 ölünün yanı sıra onbinlerce yaralı bırakmıştı.

Buzdağının görünmeyen bölümüne gelince.

Dikkatleri savaşın çıkmasını sağlayan kıvılcımdan sorumlu futbol maçından fıçıyı barutla dolduran sürece yöneltmekte yarar var.

El Salvador o dönemde küçük bir orta Amerika ülkesi olsa da tüm Amerika anakarasında nüfus yoğunluğu en yüksek olan ülkeydi. Kilometrekareye 160’tan çok insan düşmekteydi. Anlaşılacağı gibi alan kısıtlı. Kısıtlı alanlar ise 14 ailenin elinde toplanmış. Tam bir oligarşi. Hatta, El Salvador’u bu 14 ailenin özel mülkü olarak görenler bile var. Bin toprak sahibinin elindeki toprak niceliği 100.000 köylünün elindekinin 10 katına eşdeğer. Bu durumda işsiz, aşsız El Salvadorluların payına düşen El Salvador’dan 6 kat büyük Honduras’a göçmek oluyor. Bu toprak genişliğine karşılık Honduras’ın 2.5 milyonluk nüfusu El Salvador’un yarısı kadar. El Salvadorlular kendi ülkelerinde kuramadıkları köyleri Honduras’ta kurup görece daha iyi yaşam koşulları oluşturuyorlar.

Bu kez topraksız Honduraslıların huzursuzluğu ve hoşnutsuzluğu baş gösteriyor. Honduras hükümeti bu huzursuzluğa karşı toprak reformu seçeneğini uygulamaya koysa da büyük Amerikan şirketlerinin tarım yaptığı alanlar bu reformdan bağışık tutuluyor. Üç yüz bin El Salvadorlunun sahip olduğu toprakların Honduraslı topraksızlara dağıtılmasından başka çıkar yol görünmüyor. Topraksız El Salvadorluların bu durumda anayurtlarına dönmekten başka seçenek kalmıyor önlerinde.  Geri dönmesi olası olanlara toprak sunma olanağı bulunmayan El Salvador hükümeti ise bu duruma karşı tutum alıyor.

Kısa süren ateşli savaşın sonunda bir bölüm El Salvadorlu ülkesine dönse de çoğunluk Honduras’ta kalıyor. Bu bakımdan her iki tarafın da amacına ulaştığı söylenebilir. Futbol deyişiyle savaş berabere bitmiştir.

Görünen nedeni futbol olan El Salvador-Honduras savaşının gerçek nedeni aş, iş, toprak olarak kendisini gösteriyor. Bu koşullar altında futbola düşen rol “günah keçisi” olmaktan öte değil.

Futbolla bitirelim.

İki ülke arasındaki 3. Maç tarafsız Meksika’da taraftarlar arasına yerleştirilen silahlı güçlerin gölgesinde oynanıyor.

Bu maçın kazananı 3-2’yle El Salvador. 1970’te Meksika’da yapılan dünya kupasına katılma hakkı elde ediyor.

Belçika’ya 3-0, Meksika’ya 4-0 ve Sovyetler Birliği’ne 2-0 yenilerek kupa defterini kapatıyor. El Salvador daha kötüsünü 1982 Dünya Kupası’nda Macaristan’a 10-1 yenilerek yaşıyor. Dünya kupaları tarihinin en gollü ve farklı sonuçlarından birisi böylelikle yaşama geçmiş oluyor.

Posted in

Yorum bırakın