Ülkeler ve toplumlar için utanç günleri vardır. Kıvanç ve övünç günleri hiç unutulmaz. Ama, utanç günleri her nedense bellek engeline takılır.

Hükümetin ya da meclisin aldığı bir karar utanca ya da övünce gerekçe olabilir.

Benim hiç aklımdan çıkmayan utanç gerekçelerinden birisi, henüz dünyaya gelmemiş olduğum yıllardan birinde Türkiye’nin Cezayir konusunda BM’de kullandığı “çekimser” oyudur. O Cezayirliler ki, koyunlarında Atatürk’ün görseliyle yürümekteydi ölüme. “Ya İstiklâl, Ya Ölüm!” sözünü rehber edinmişlerdi.

Türkiye’nin bölünmesine yarayan Çekiç Güç oylamaları da TBMM tarihinin utanç sayfalarına eklendi yakın geçmişte.

1 Mart 2003’teki tezkere oylaması ise yakın tarihimizin övünç gerekçelerinden birisi olarak her geçen yıl belleğimize daha derinden kazınıyor. Her şey hazırken, oldu bitti denirken meclis kendine yakışanı yapmış, işgalciye yardım ve yataklığa hayır diyebilmişti.

Yakın zamanda Suriye yangınına benzin dökecek kadar ileri gidişimize varan emperyal seviciliğimiz bir başka utanç sayfası olmuştur.

Birkaç gün önce TBMM bir utanç sayfası daha ekledi tarihine. Bu olgudaki acı verici ayrıntı tek bir aykırı sesin işitilmemiş olmasıydı. Bir tek el bile kalkmadı Beyaz Zambaklar Ülkesi’ni kendi isteğiyle de olsa giyotine gönderme karşıtlığı adına.

Bu suç birlikte işlendi!

NATO’culuk

Yalnızca 276 kişinin oylamaya katıldığı bilgisi edinildi basından.

Dincisi, liberali, iktidarı, muhalifi, kaldıysa Kemalisti ve onlara eklenen sosyalisti arasından birisi bile “hayır” diyemedi.

Gündelik siyasette mangalda kül bırakmayanlar, biribirlerine insanı utandıracak sözlerle saldıranlar bu tarihsel oylamada istençlerini NATO’culuğa bırakmakta sakınca görmediler.

Seçime gün sayan Türkiye’de ne kadar ilgi görür, ne kadar konuşulur bilmek zor.

Ancak, bu oylamada çektiğimiz “sıfır” sayısının alnımızda bir kara leke olarak çoktan yerini aldığını üzülerek söylemek durumundayız.

Birkaç gündür siyaseti seccadeye saygısızlık açmazına sıkıştıranların NATO’culuk paydasında buluştukları çok açıktır.

Bir suç örgütü olan NATO’dan çıkılması hiç kuşkusuz önde gelen dilektir. Ama, bu olana dek suç örgütünün genişlemesine eldeki yetki gereğince engel olmak da bir o kadar önemli değil midir?

Seçime doğru ilerlerken Türk siyasetinin büyük oyuncularının NATO’culuktan yarar umdukları, NATO’culuğa dayanarak güç toplamak istedikleri bir kez daha tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır.

Belli ki, hemen tüm siyasetçilerin her fırsatta dillerinden düşürmedikleri “vesayet” bu utanç gününde ete kemiğe bürünüp TBMM’de kol gezmiştir. Kol gezmekle kalmamış NATO’cu anlayışı bir kez daha şaha kaldırmıştır.

Bir, sıfırdan büyüktür

Son sözüm sayıları az da olsa sosyalist olduklarını ileri süren vekilleredir.

Elbette sayıları böylesi bir utanç sayfasınını oluşmasını engellemeye yetmezdi. Ama, tarihe not düşmek için fazlasıyla yeterliydi. Bir, sıfırdan büyüktü.

“Bağımsızlık benim karakterimdir!” sözünü rehber edinecek tek bir kişinin yokluğu acı vericidir.

TBMM, 117 yıl önceki 31 Mart’a, Cumhuriyetin 100. Yılında bir yenisini ekledi.

Not : Bu yazı Cumhuriyet gazetesinin 06.04.2023 tarihli sayısında Olaylar ve Görüşler sayfasında yayımlanmıştır.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/tbmmde-utanc-gunu-dr-ceyhun-balci-2068576

Posted in ,

Yorum bırakın