Küba Devrimi’nin 67. Yıldönümü Venezuela zorbalığına rastladı. ABD’nin yaptığının her fırsatta zorbalıkla, haydutlukla ve alçaklıkla eşleştirilmesi görevini yerine unutmamış olayım.
Venezuela’da olan biteni herkes benim gibi öfkeyle karşılamıyor. Sevinenler olduğu gibi utangaçlıkla emperyali övenler eksik değil.
Venezuela’yı fırsat bilip Küba’yı hedefe koyanları görmek de varmış.
Küba devrimi neleri başardı sorusuna verilecek yanıtlar “anlayana” anlatacaktır durumu.
Grandma teknesiyle Küba’ya gizlice giden Castro ve 81 arkadaşının yarattığı mucizedir Küba devrimi.
Devrimi izleyen birkaç yılda öncelikle cehaletin sırtı yere getirilmiştir. Okuryazar olmayan kalmamıştır ABD’nin alabildiğine sömürdüğü ve batakhaneye çevirdiği Küba’da.
Aynı Küba bir de sağlık devriminin altına imza atmıştır.
En temel hak olan sağlık hizmeti kısa sürede kitleselleştirildiği gibi bölge ülkelerinin yararlanımına da sunulmuştur.
Bölgenin İspanyolca konuşan ülkeleri için Küba bir tıp eğitimi ve öğretimi merkezine dönüşmüştür. Çevre ülkelerden genç hekim adayları Küba’da beyaz önlük giyerek dönmüşlerdir ülkelerine.
Sağlıktaki bir başka başarı tıp teknolojisinde sağlanmıştır.
Aşı, ilâç ve onlara eklenen her türlü sağaltıcı araç, gereç üretimi Küba’nın görkemli başarısının parlak ögeleri olarak tarihteki yerini almıştır.
Küba’nın sağlık başarısında değinilmesi gereken bir başka ayrıntı az harcamayla çok sağlık hizmeti sağlamasıdır. Gelişmiş olduğu ileri sürülen ülkelerin sağlığa ayırdığı bütçeyle karşılaştırıldığında sözü edilemeyecek harcamayla sağlıklı bir toplum yaratmak göz ardı edilemeyecek bir başarı olsa gerektir.
Böylelikle bir yandan toplum sağlığı geliştirilirken diğer yandan da kazanç odaklı tıp endüstrisinin önü kesilmiştir.
Küçük Küba dev yürekli insanların ülkesi olmuştur devrimden sonra.
Bir yandan kendisini geliştirip, kalkındırırken diğer yandan uzaklardaki ezilenlerden, sömürülenlerden ilgisini esirgemedi.
Angola ve Namibya’da sömürgeci egemenliğinin son verilmesine katkıda bulunan Küba, Güney Afrika’da ırkçı rejimin yenilgiye uğratılması savaşımına katkıda bulunmaktan geri durmadı.
Dün akşam (06.01.2026) Jose Marti Küba Dostluk Derneği’nce İzmir’de düzenlenen etkinliğe konuk olan Küba’nın Ankara Büyükelçisi’nin Güney Afrika’da ırkçılıkla savaşım verenlerden birisi olduğunu öğrenmek de etkileyiciydi.


Venezuela’yı gerekçe göstererek Küba’yı da hedefe koyan utangaç batıcılar fırsat buldukları her ortamda içlerindeki zehri salmaktan kaçınmıyorlar.

Kapitalizmin insanlara sunduğu yaldızlı görüntülere Küba’da rastlamak olası değildir. Durum böyle olunca da kimileri için Küba’yı sefaletle ve açlıkla özdeşleştirmek kolaylaşmaktadır. Yaşama (hatalı) bakışı ve olguyu (yanlış) algılamaya dayanan yaklaşımı düzeltmekten başlamak gerekir işe. Elbette, bu olumsuz yorumlar kötü niyetle yapılmıyorsa.
Venezuela’da yaşanana yapılan yorumlar turnusol kâğıdı işlevi gördü desek yanılmış olmayız.
Sorulsa Atatürkçüyüm diyenlerin emperyal seviciliğe soyunduğunu ibretle görüyoruz.
Kemalistlerin bu hatadan uzak durduğunu ve doğru çizgide kaldığını sevinerek izliyoruz.
Kemalist-Sosyalist işbirliği her zaman olduğundan daha gereklidir günümüzde.
Sevinerek görüyoruz ki bu işbirliği yaşama geçmektedir.
Anti emperyalist duruşun gereğinin yerine gelmesi sevindiricidir.


Yorum bırakın