İzmir Buca Belediye Başkanı’nın yurtdışı dinlencesi tepkiye neden oldu. Belediye başkanı yurtdışı dinlencesine gidebilir elbette. Ancak, şu günlerde belediyenin çalışanlarının aylıklarını ödemede aksaklık ve gecikme yaşanmakta oluşu doğurdu gerçekte tepkiyi. Her ne kadar çalışanların aylığını başkan cebinden ödemiyor olsa da bu duyarlı dönemde yurtdışı dinlencesi hoşa gitmedi.
Partisi CHP’nin belediye başkanlarına yönelik olarak yurtdışına çıkmazdan önce onay verelim tadındaki genelgesi tepkilerin ürünü sayılmalıdır.
Yazının başlığı “Amma da yaptın” dedirtebilir.
Anlatmaya çalışayım!
Akla gelebilecek her meslekten kimse belediye başkanı seçilebilmektedir. Başkanların belirlenmesinde yaraşırlıktan çok parti içi etkiler ve güç dengeleri belirleyici olabilmektedir.
Adayı doğru belirleseniz de seçilen kişinin belediyeciliği bilmesi ya da tüm boyutlarıyla kavramış olması beklenemez.
Belediyeler tıpkı merkezi yönetim gibi partilerin kamuoyunca benimsenebilirliğini doğrudan etkilemektedir.
Son yıllarda iktidarın izlediği yol olan sadaka kültürü belediyelere de egemen olmuş durumdadır. Bu kültüre “sosyal belediyecilik” adı konarak tartışmadan bağışık tutulması da başarıyla sağlanmıştır.
Doğrusunu isterseniz belediyelerin yaptığı bu türden harcamalar köktenci çözümden çok anlık rahatlık sağlamaya yaramaktadır. Oysa, desteğe ve yardıma gereksinim duyan geniş toplum kesimlerinin bu duruma düşmesinden birincil sorumlu merkezi yönetimdir. Onun politikaları toplum yararına olmadığı sürece yerel yönetimlerin bu eksiği gidermesi ne denli olanaklı ve sürekli olabilir?
Diğer yandan, sosyal belediyecilikle etiketlenen etkinliklerin toplum katında ilgi gördüğü de yadsınamaz.
Vesayete dönersek!
Daha önce de değindiğimiz gibi bir belediye başkanının her konuda bilgili ve birikimli olması beklenemez.
Bu durumda, akılcı ve bilimsel danışmanlık olmazsa olmaz gereklilik olarak kendini göstermektedir.
Bu gereksinimin giderilmesinde partilerin ön alması kaçınılmazdır.
Genel merkez güdümlü yerel kurullar oluşturulabilir. Bu kurullarda kentin gereksinimlerini saptayabilecek, çözümler üretebilecek akademik ve uzman kadro yer almalıdır.
Belediyelerin yatırımları bu kurulun öneri ve yönlendirmeleri doğrultusunda biçimlendirilmelidir.
Böylelikle, öncelikle atlanmayacağı gibi savurganlığın da önüne geçilebilecektir.
Bir örnekle anlatmaya çalışayım.
Çalışanlarının hak edişlerini ödemekte zorlanan ve en azından geciktiren bir belediye sosyal yardımlar ve kültürel etkinliklerle ilgili olarak böylesi bir kuruldan onay alabilir mi sorusunun yanıtı belirleyici olursa sorunların çözümüne yaklaşılmış olacaktır.
Tıpkı merkezi yönetimler gibi belediyeleri de pençesine almış olan rant odaklı yapılanmalar bu öneriye ne der bilemiyorum.
Ben aklın ve bilimin gereğini dile getirmeye çalıştım.


Yorum bırakın