HEDEFTEKİ TÜRKLÜK

Günümüz Türkiye’sinde, özellikle etnikçi açılımın hız kazandığı şu günlerde Türk’ten ya da Türklükten söz etmek ırkçı-şoven damgası yemek için yeterlidir.

İktidar çevrelerine eklenen liberal öbek bu konuda her zaman olduğu gibi birinciliği kimselere bırakmama kararlılığı sergilemektedir.

O liberal öbek ki, Fransızlıkla, İngilizlikle, Almanlıkla en küçük sorun yaşamaz.

Örneğin, Frankofonlar Fransızın mutfağından demokrasisine, gündelik yaşamından kültürüne varıncaya dek bir dizi konuda işi hayranlığa vardırmakta sakınca görmez.

Anglofonlar geri kalacak değil ya!

Anayasasız İngiliz demokrasisine tapınmayı yaşam biçimi sayar. İngilizler neylerse güzel eyler onlara göre. “Ahh, biz de öyle olabilsek” diye mırıldanırlar her fırsatta.

Alman çalışkanlığı, üretkenliği ve kalkınmacılığı da pek çok liberalin ilgi alanındadır.

Türk ve Türklüğe gelince, liberal tayfanın tüyleri diken diken olur!

Bir ürperti tutar ki bunları içlerinde ne kadar nefret varsa dışa vurmakta sakınca görmezler.

Yine de iyi niyetimizi koruyup bilgisizlik diyelim.

Ulusçu akımlar ve ulus devlet anlayışını Fransız Devrimi’yle ilintilendirmek gerekir. Başka deyişle, bu kavramların sıfır noktasıdır Fransız Devrimi.

Fransız Devrimi yaşama geçtiğinde Fransa topraklarında yaşayanların pek azı Fransızca konuşmaktadır. Bir kaynağa göre o sırada Fransa’da yaşayanların % 75’i Fransızca konuşmamaktaydı.

Çok sayıda etnisiteden söz etmek gerekir o sırada Fransa’da varlığını sürdüren.

Böylesi bir ortamda birleştirici olmanın olmazsa olmazıdır Fransızlık!

Böylelikle silikleştirilecektir kökenler ve buna bağlı farklılıklar.

Aklın yolu birdir!

Etnisitelere bağlı farklı kökenleri bir potada eritmek istiyorsanız başvuracağınız biricik kavramdır “uluslaşma”.

Farklı dinleri ve mezhepleri göz ardı edemezsiniz bu köken farklılığında.

Bu bağlamdaki farklılığın ortadan kaldırılması ise dinin ve mezhebin kendi özel alanına çekilmesini sağlamaktan geçecektir.

Başka şekilde tanımlamak gerekirse Laiklik olmazsa olmaz ilkedir.

Türkiye’ye dönersek!

Cumhuriyetle birlikte kendisini gösteren Türklük ve Laiklik önde gelen boy hedefleridir.

Elbette, rastgele değildir bu ikilinin hedefe konması.

Hem Türklüğe hem Laikliğe kurucu partinin omuzundan ateş ediliyor oluşu da rastlantı değildir.

Ayartma öyle bir noktaya erişmiştir ki, kurucu parti de katılmaktadır Cumhuriyeti var eden temel taşlarına saldırıya.

Özetle, Türklük ve Laiklik çökertilirse Türkiye Cumhuriyeti alt edilebilecektir.

Böyle biline, gereği yapıla…

Gereği Cumhuriyetçi safta birleşmektir.

Bu yapıl(a)madığı sürece çıkış yolu kapalıdır…

Posted in ,

Yorum bırakın