Bir yaz bir kış olunca iki yılda bir olimpiyat yapılıyor. Bize de yazmak düşüyor.
Bilindiği gibi olimpiyatlar yapıldığı kentin adıyla anılır. Milano Cortina Kış Olimpiyatları “Milano” adını taşısa da dağıtık merkezli yapıya sahip.

Milano’da yalnızca salon etkinlikleri yapılırken kar gerektiren etkinlikler farklı yerleşimlerde gerçekleştiriliyor.

Cortina d’Ampezzo daha önce 1956 kış olimpiyatlarına da ev sahipliği yapmış.
Milano Cortina İtalya’da yapılan dördüncü olimpiyat olarak geçiyor tarihe.
Oyunlar Lombardiya ve Kuzeydoğu İtalya konuşlu farklı merkezlerde yapılıyor.
Olimpiyatlar başından bu yana değilse de özellikle son yarım yüzyılda savurganlığın ve ticari kurum egemenliğinin sahne aldığı ortama dönüştü. Bu da doğallıkla eleştiri konusu oldu.
Gönençli ülkeler bir yana bırakılırsa olimpiyatların kimi kentlerin ve zincirleme olarak da o kentin bulunduğu ülkenin ekonomisini zorladığı öne sürüldü.
Atina 2004 bu bağlamda çokça söz ettirdi kendisinden.
“Daha hızlı, daha yükseğe ve daha uzağa” üçlemesine eklenen sporun barış, dostluk ve ulusların kaynaşması özgörevine vurgular hiç eksik olmadı.
Bu olumlu amaçlara erişmek için her seferinde yeni spor alanları yapılmasını şart koşmak ne denli gerekliydi?
Bir yandan iyiye, olumluya hizmet ederken diğer yandan evsahibi kenti ve ülkeyi altından kalkamayacağı harcamalara zorlamak olimpizm ruhunun neresine sığdırılabilirdi?
Milano Cortina 2026 için var olan spor alanlarından yararlanılmış. Hatta, Milano’daki bir fuar alanı geçici olarak buz hokeyi salonuna dönüştürülmüş.
Giderek yoğunlaşan eleştiriler sonuç vermiş olmalı.
Diğer yandan, İtalya gibi varlıklı bir ülke için bile “deniz bitmiş” dedirtti bu tutum.
Neden ne olursa olsun çok para harcamadan, savurganlığa başvurmadan olimpiyat düzenlenmesi olumlu bir gelişmedir.
Hemen her zaman eleştirilerin odağındaki IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) başkanlığına bir Afrikalının seçilmiş olması da olumluluk sayılabilir.

Kirsty Coventry olimpiyat şampiyonu Zimbabveli eski bir yüzücü
Diğer yandan, Rusya ve Belarus bayraklarının yasaklı oluşuna karşılık elinden kan damlayan İsrail’in en küçük kısıtlamayla karşılaşmamış olması “bu ne yaman çelişki” demeyi kaçınılmaz kılmıştır.
Bu arada, Ukraynalılar “ülkeden bağımsız sporcu” adı altında oyunlara katılan Rusları Putin’e yakınlıkla suçlamış. Hiç de gerçekçi olmayan bir suçlama gibi geldi bana. Özellikle, İsrail’in boy gösterdiği anımsandığında.
Açılış törenine katılan ABD Başkan yardımcısı Vance’i koruma görevini ICE timlerinin yerine getirmesi tepki gören ama engellenemeyen bir ayrıntı oldu.

Bilindiği gibi ICE timleri ABD haydutluğunun güncel simgesidir.
Açılış töreni de çok merkezli ve eşzamanlı olarak yapıldı.
Mariah Carey’in açılış töreni sanatçısı olmasını yadırgadım.
İtalya gibi sanatsal, tarihsel ve kültürel varsıllığı tartışılmaz olan bir ülkenin Mariah Carey kararı bence yersiz ve gereksizdi.
Var olan spor alanlarından yararlanma ve dolayısı ile harcamaların en aza indirilmiş olması bu olimpiyadın önde gelen olumlu özelliği olacaktır.
Bu eğilimin sürmesi dileğiyle…


Yorum bırakın