Bodo, Norveç kuzeyinin ikinci büyük kenti. Kutup dairesi içinde. Elli bini biraz aşkın kişi yaşıyor.

Kentin takımı olan Bodo Glimt’in maçlarını oynadığı stadyum 7300 kapasiteli.
Bu kentin adı çoğu kimse tarafından futbol takımı aracılığıyla duyulmuş olabilir.

Bodo Glimt geçen yıl UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı.
Bu yılsa, geçen yılki başarının rastlantısal olmadığını haykıran sonuçlar aldı.
Atletico Madrid ve Manchester City gibi önemli takımlar Bodo Glimt’e yenildiler.
Dün akşamsa geçen yılın Şampiyonlar ligi finalisti İtalyan İnter’i dize getirerek UEFA Şampiyonlar ligi dışına ittiler.
Spor basınının çok ilgi duyduğu başlıktır bir takımın parasal değeri.
İki takımı karşılaştırırken bu değerler üzerinden konuşurlar.
Bodo Glimt’in kadro değeri 57 milyon Avro olarak belirlenmiş.
Buna karşılık İtalyan devi Inter’e biçilen değer 667 milyon Avro’ymuş. Kendisinden 10 kat fazla değere sahip bir takımı haklamış Bodo Glimt.
En değerli iki Türk takımı olan Galatasaray ve Fenerbahçe’nin de kadro değerleri 350 milyon Avro’yu aşkınmış.
Kadro değeri önemli ölçüt olsa da başarının güvencesi olamıyor her zaman.
Bodo Glimt’in bu sıra dışı başarısı derslerle dolu.
Özellikle futbolu iyi yönetilmeyen Türkiye’nin bu derslerden yararlanması arzulanır.
“Bugün sünnet, yarın deniz” deyişine uygun bir beklenti vardır Türk futbol izleyicisinde. Özellikle, üç büyükler olarak anılan kulüplerimizin yandaşları araya biraz zaman da girdiğinde şampiyonluk açlığı yaşamaya başlarla ve hemen şampiyonluk isterler. Durum böyle olunca bu kulüplerin başına gelen yöneticilere düşen de bu beklentiye uygun iletiler vermek ve tutumlar almaktır.
Şampiyonluk açlığı çeken kulüplerin başına Fenerbahçe yazılabilir Türkiye’de. Olimpiyatlara giden Türk sporcularının dörtte birinden fazlasını yetiştirmiş olmak, futbol dışı dallarda çok önemli başarılar kazanmak kandırmaz Fenerbahçe tutkunlarını.
Durum böyle olunca da transfer dönemi savurganlığa sahne olur. Taraftarın kayıtsız koşulsuz beklentisi şampiyonluk olunca yöneticiye düşen kesenin ağzını açmak olur.
Teknik direktör seçiminin yanı sıra takıma alınan oyuncular şampiyonluk amacına uygun “çok ünlü kişiler” olmak zorundadır.
Sezon sonunda düş kırıklığı yaşansa da bir sonraki sezona bağlanır umutlar.
Büyük beklentilerle getirilen, başarılı olamadığı düşünülen oyuncular ve teknik direktörler gönderilirken ceplerine milyon avrolar konur. Cicim ayları sırasında kimsenin ilgi duyup okumadığı sözleşmelerde öyle maddeler vardır ki onların yerinde olsanız sizin de kovulasınız gelir.
Görkemli törenlerle gelenler biraz buruk olarak ayrılsalar da şişkinleşen cüzdanları burukluklarını gidermeye yetip de artacaktır.
Bodo Glimt örneği, parasal yatırım kadar aklın kullanımını, futbolun artık iyiden iyiye bir takım oyunu olduğunu anlatmaya yeter mi bilemiyorum.
Ama, ivedi şampiyonluk beklentisi hemen her zaman aklın önüne geçeceği için Bodo Glimt ve benzeri örneklerin bizim için bir anlam taşımayacağını öngörmek güç değildir.

Yorum bırakın