Yanı başımızda canlıyım diyenin başını öne eğdirecek türden bir haydutluğa tanık oluyoruz.
“İran, ABD-İsrail emperyalist saldırısı altında.”
İran’la ilgili olarak sözlerine yukarıdaki tümceyle başla(ya)mayan herkes ve her kurum benim gözümde vicdan ve ahlâk düşkünüdür. Çocuk katili-pedofil işbirliğini görmeyenlerin böyle etiketlenmesi gerekli olmanın ötesinde zorunludur.

Emperyal seviciler
Hemen her ortamda İran’a yönelik savaşa ilişkin yorumlar ve kestirimler yapılıyor. İlk birkaç gün emperyal güce tapanların “ABD-İsrail yenilmez” tadındaki yorumları yerini “İran iyi dayandı”ya bıraktı. Başları öne eğilmiş olsa da bu tipler ellerinde çubuklar fonlarında haritalarla boy göstermeyi sürdürüyor.
Irak, Libya, Suriye ve Venezuela kolaylıklarından sonra bir kez daha Vietnam ayarında direnişle karşılaşmak emperyal haydutların dengesini bozmaya yetti.
Birkaç günle başlayan İran’ı haklama senaryoları önce birkaç haftaya şimdi de birkaç aya uzamış durumda. Denebilir ki, emperyal haydutlar bu ummadıkları durumdan sıyrılmak için kara kara düşünmektedirler.
Uçak gemisi çağının sonu
İran’a yönelen emperyalist saldırı bir çağın sonunu görme şansı verdi hepimize.
Uçak gemisi döneminin kapandığına tanık olduk.
Diğer yandan, tarihin hemen her döneminde geçerli olan “savaşı teknolojisi üstün olanlar kazanır” saptaması bir kez daha doğrulandı. Yeryüzünün efendisi, en kudretli gücü ABD karşısına dikilen Çin-Rus-İran teknolojisi karşısında duvara çarptı.
Teknolojik üstünlüğe vatan savunması haklılığı eklenmezse eksik kalır.
Sanayisizleşmeye eklenen bilim ve teknolojide çağı yakalayamama bu sonuca yol açtı.
Savaştan önce açık olan ve İran’ın üstünlüğü ele geçirmesiyle birlikte kapanan Hürmüz Boğazı’nın açılması savaşın güncel amacına dönüştü.
Şu günlerde yedi kocalı Hürmüz’ün tek bir egemeni var. Boğazdan İran’ın istedikleri geçebilirken, boğaz saldırganlara ve destekçilerine kapalı.
Körfez ülkeleri
Körfezin yaşları 50’yi henüz doldurmuş uydurma devletleri İran’a saldırının önde gelen yitirenleri olarak yer alacaklar tarihte.
Uzaktaki saldırgan ABD, er ya da geç def olup gitse de bölgeden, körfezin uyduruk devletlerinin burada olmaktan başka seçeneği yok.
Komşuları İran’a yönelik saldırganlığa onyıllardır kolaylık tanıyan, emperyale yardımı ve yataklığı yaşam biçimine dönüştüren devlet bozuntularının yaptıklarının bedelini biraz olsun ödemeye başlamış olmaları haktan, hukuktan adaletten yana olanların içini serinletmiş olmalıdır.
Sınırları Sykes-Picot tarafından çizilen, bağımsızlıkları ve sözde egemenlikleri efendilerince belirlenen Arap yarımadası devletlerini yürüyerek işgal edebilen, onları koruma kisvesi ardında haraca boğan emperyal saldırgan binlerce yıllık devlet geleneği olan İran karşısında afallamış durumda.
Emperyal sevicilerin sıkça başvurduğu tümce şöyle başlar :
“Ama, molla rejimi de…” diyerek baskıdan ve insan haklarının çiğnenmesinden kapı açarlar. Doğruluk payı vardır bu yaklaşımın.
Ancak, kalabalık kentlerin orta yerinde durdurdukları araçların içindekileri kurşun yağmuruna tutan ICE güçlerinin yaptıklarını anımsamak istemez her nedense bu efendi seviciler.
Sözün özü!
İran’da çocuk katili-pedofil işbirliğiyle sürdürülen vahşet dururken molla rejimiyle uğraşmayı öne almak için vicdan ve ahlâk eksikli olmak gerekir.
Öncelik haydudun savuşturulması ve kovulmasıdır.
Mollaya ve rejimine sıra daha sonra gelir.

Yorum bırakın