Yazar: cumhuriyetciyorum
-

Geçmişte yargının ve yasamanın bir ölçüde koruyabildiği kamu yararının, gözetilmesi bir yana adından bile söz edilemez oldu. Böylelikle kamu yararı gözeticiliği önemli bir kalesini yitirmiş oldu.
-
Günümüz İskenderiyesinde kent içindeki kütüphanenin antik olanı yaşatması amaçlanmış. Bugünkü kütüphane 2002’de yapılmış. Yerleşkede planetaryum ve müzeler de yer alıyor. Dört milyon dolayında kitabın bulunduğu bugünkü kütüphane dairesel yapıda olup 160 metre çaplıdır. Yüksekliği 32 metreye varmaktadır. Dairesel biçem Akdeniz’e doğan güneşi simgelemektedir. Sekiz milyon kitaba yer olduğu bilgisini eklemekte yarar var.
-
…Saat kulesindeki saat Luksor’dan Paris’e götürülen dikilitaşa karşılık olarak verilmiştir. Mısır dikilitaşı gibi paha biçilmez bir yapıta karşılık olamayacak denli değersiz olsa da XIX. yüzyıl koşulları düşünüldüğünde teknolojinin satın alma gücünü gösterdiği düşünülebilir. Saat buraya getirilirken bozulmuş. O gün bu gündür çalışmamaktaymış.
-
Son örnek Boğaziçi’den. Üniversiteye değil sokulmak, önünden geçmesine bile izin verilmemesi gereken bir yobazı kınamak isteyen gençler alışıldığı gibi yaka paça gözaltına alındılar. Ters kelepçeye tepki gösteren ve kolluk güçlerine bu hukuksuz davranıştan vazgeçmelerini isteyen bir gence verilen yanıt : “Bana hukuk deme!”
-

İlkokul bilgilerimizle belleklerimize işlenmiş olan üçlü Keops, Kefren ve Mikerinos olanca görkemleriyle karşımızda. Mısır’daki diğer ören yerlerine göre burası biraz daha kalabalık.
-

Süleymaniye’de Amerikalılar Türk askerlerinin başına çuval geçirmek için 4 Temmuz’u, ABD’nin ulusal bayram gününü seçmiştir. Bir bakıma tezkereye yanıttır ültimatoma eşdeğer bu davranış. Bu çıkışın yanıtsız kalmış olması da yol gösterici olmuştur tasarlayanlara ve uygulayanlara. Cumhuriyet kurulur kurulmaz Anadolu’da irili ufaklı başkaldırılar çıkartıldığı bilinir. Her birisi dış kaynaklı ve güdülemelidir. Lozan’ı başarıyla tamamladınız, cumhuriyeti kurdunuz.…
-
Lozan’da istediklerini bir türlü alamayan İngiliz temsilci öfkesine yenilir ve İsmet Paşa’ya çıkışır : “Tüm üstelemelerimize karşın karşılamadığınız isteklerimi şu kâğıda yazıp cebime koyuyorum. Günün birinde bunları önünüze koyacağız!”
-

Yapılan açıklama da ne siyaset kurumlarımızca ne de medyamızca okunmuş gibi görünmüyor. Açık kaynaklardan kolaylıkla erişilebilecek bu açıklama özenle okunduğunda “varlığından vazgeçmekte” olan PKK’nin bir şeyler almadan bunu yapmayacağını anlamak hiç de güç değil.
-
İki ay kadar önce Viyana’da sözünü ettiğim anıtlardan birisine rastladım. Anıtın fonunun Ukrayna bayrağı renklerine boyanmasına göz yumularak Rusya-Ukrayna savaşında destek verdikleri Ukrayna’ya göz kırpmışlar. Oysa, ikinci paylaşım savaşı başka birçok ülke gibi Ukrayna’yı da derin acılara boğmuş bir olaydır. Ukrayna Sovyet yitimlerine ortak olmuştur. Ukrayna’nın kendi içindeki Nazi işbirlikçiliğinin bu acıyı katladığı kuşkusuzdur.
-
Yurttaş gazeteciliği kavramını 1999’da yazdığı “Gazeteciler Ne İçindir?” (What are Journalists For?) kitabında tanımlayan Jay Rosen’ın yurttaş gazetecileri için şu sözleri paylaşılasıdır. “Özel teknik bir donanım edinmeden, internet üzerinden kendi kişisel medyalarını kuran bireyler aracısız olarak düşüncelerini, fikir ve projelerini geniş kitlelere duyurma ve etkilerini arttırma şansı elde ederler.”
