Kategori: ANI-YORUM
-
Her an acelesi olan, o nedenle de yazıdan çok görseli önceleyen günümüz insanı gerçeğini göz önünde tutarak sonda söyleneceği başta vurguluyorum : “YOLDAN ÇIKIN!” İzmir-Ankara karayolunda kaç kez yolculuk yaptığımı anımsamam olanaksız. Otuz yılı geçkin bu öyküde çoğu yolculuk toplu taşıma araçlarıyla yapılmıştır. Özellikle son yıllarda uçağa binmediğimiz zamanlarda bu yolu kendi taşıtımızla kat ettik.…
-
Dede-torun : Boris Johnson ve Ali Kemal İngiltere BREXİT’in yarattığı sarsıntıyla hükümet değiştirmek zorunda kaldı. Oradaki siyasetçiler bizdekiler kadar kıvrak zekâya sahip olmadıkları için dediğim deik, çaldığım düdükçü olamıyorlar. BREXIT, BREXİT’e karşı olan ama halk oylamasında onunla aynı görüşü paylaşmayan çoğunluğa madem öyle istediniz deyip koltuğunu korumayı aklından geçirmeyen David Cameron’u siyaset sahnesinden silmiş oldu.…
-
Çanakkale iki yakası iki anakarada olan ikinci ilimiz. On beş dakika içinde anakara değiştirme heyecanı yaratan bir kent. 950 km2’lik yüzölçümüyle Sakız adasına eşdeğer büyüklükte. Kayalıklar ve adacıklar bir yana bırakıldığında kuzey Ege’deki iki önemli ada olan Gökçeada ve Bozcaada Çanakkale’ye bağlı. Kent merkezi deniz kıyısı başka pek çok kentimizde olduğu gibi insanın içini açan…
-
1993’ten bu yana 2 Temmuz insan yakılan gün olarak tarihteki yerini almıştır. Utanç ve rahatsızlık verici olsa da gerçek budur. Burada bir başka olumsuzluğa ve eksikliğe değinmekte yarar var! 2 Temmuz 1993’te, bu tarihten 3 gün sonra bu kez Erzincan’a bağlı Başbağlar köyünde silah başı yapan terör 33 vatandaşımızı aramızdan alır. Madımak’ta insan yakılmasından geri…
-
Çanakkale’den feribotla 15 dakika içinde Gelibolu yarımadasına ulaşıyorsunuz. Kanla sulanan, canla beslenen topraklara ayak basar basmaz çok değil 100 yıl önce yaşanmış acımasız bir savaşın mekânında olduğunuzu bir an bile aklınızdan çıkartmanız olanaksız. Kaygı ve heyecan yarımadada bulunduğunuz sürece size eşlik eden vazgeçilmezler. Martıların eşlik ettiği kısa yolculuğunuzun sonunda bir yanda “DUR YOLCU” diğer yanda…
-
İnanılır gibi değil! Çok değil, bir kaç gün önce köşe yazısı yazmıştı. Zaman zaman gelen kötü haberlere karşın köşe yazısını gördüğümde derin bir oh çektim aylarca! Yaşar Nuri Öztürk künyesinde “ilahiyatçı” yazan ama onun çok ötesinde bir kişilikti. Üretkenliği, özgüveni ve topluma kutup yıldızı gibi yol göstericiliği son derece farklıydı! Bilgi, bilinç ve birikim derinliği…
-
Ölmüşleri anmak da hak edilmeli! Kendi üzerine sol yaftasını yapıştıran hemen herkes Deniz, Yusuf, Hüseyin dedi başka şey demedi geçtiğimiz günlerde! Anılmayı sonuna dek hak eden üçlüdür onlar! Ananlar ya da andığını sananlara bakalım! Kimler yok ki aralarında! Solculuk adına her şeyi söyleyip “Kahrolsun Emperyalizm!” diyemeyenleri mi ararsın? Yoksa, “Tam Bağımsız Türkiye!” demeye dili dönmeyenleri…
-
Bir kaç günlük Polonya gezisinden önce Polonya’nın tarihine göz atarken XVIII. Yüzyılda Polonya’yla ilgili olarak çok fazla şey yazılmadığını fark ettim. Çünkü, XVIII. yüzyılın sonundan başlayarak XIX. yüzyılın tamamı Polonya’nın karanlık çağı olmuş. XVI. yüzyılda İsveç’le başlayan işgal süreci bu karanlık dönemde ülkenin farklı bölgelerine göre değişiklik göstermek üzere Rusya, Prusya ve Avusturya ile sürmüş.…
-
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu koşullar altında kutlu olabilirse… http://www.e4haber.com/yazarlar/ceyhun-balci/emekci-kadinlar-gununde-bir-cozumleme/112/
-
Başlıktaki sorunun yanıtını vererek başlayalım! Elbette olur! Yaşam karşıtlıklar üzerinden yürüdüğüne göre olmaması olasılık dışıdır! Soruya değil de sordurana bakmalı! Önümüzdeki Haziran ayında 3 yaşını dolduracak Gezi Direnişi! Gazeteci Gökmen Ulu’nun “Direniş” belgeseli Gezi’yi anlatıyor. Başka pek çoğundan farkı o direnişi içinden izleyen bir habercinin imzasını taşıyor oluşu! Edinilip izlenmesini öneririm! Yalnızca geçmişe özlem…
