Ne düşler kurulmuştu oysa. Dünya Kupası öncesinde yazılanlar anımsanmayacak denli geride kalmadı. Yarım milyar avroya varan değere sahip milli takımımızın dünya kupasında hatırı sayılır sonuçlar alacağından neredeyse kuşkumuz yoktu.
Futbol yorumcusu ya da uzmanı değilim. Buna bağlı olarak milli takımın duvara çarpmayla sonuçlanan durumuna yönelik birşey diyemem.
Futbola nerede rastlasam izlerdim. Son zamanlarda bu isteğimin silinmekte olduğunu fark ettim. Milli maç bile olsa izlemek içimden gelmez oldu.
Buna karşılık, diğer sporlara olan ilgimin diri olduğunun farkındayım.
Futbola gelince.
Bu çok izlenen spor, dünyada ve özellikle de Türkiye’de kötülüklerin ete kemiğe büründüğü bir alana dönüşmüş durumda.
Sporcusu, yöneticisi ve elbette izleyicisi bu kötülüğün bileşenidir artık.
Bu, Türkiye’de biraz daha böyle gibi gelmeye başladı bana.
Türkiye’ye eşsiz başarılar yaşatan kadın voleybolcular uzun uçak yolculuklarını ekonomi sınıfı koltuklarda iki büklüm yapmaya zorlanırlarken, futbolcular dünya kupasına katılma hakkı karşılığında villayla ödüllendirilebiliyor.
Unutulmasın ki, son dünya kupasına katılım sayısı artırılınca kabaca dünyadaki her 4 ülkeden birisinin burada bulunma fırsatı yakaladığı ortadadır. Başka deyişle, Çuraçao için benzersiz başarı olarak nitelenebilecek bir durum Türkiye için başarı olmak bir yana olması gerekendir.
Futbolun orantısız biçimde ödüllendirilmesi bir rastlantıdan çok bilinçli bir seçimdir.
Futbol çok izlenen bir spor olarak aynı zamanda iktidarın arka bahçesi konumundadır. Akla gelebilecek her şeyi siyaset aracı yapabilen iktidar için futbol bulunmaz Hint kumaşıdır. Buraya egemen olan yolsuzluklar, ahlâk dışı ilişkiler bir bakıma burayı kullanmak isteyenlerin işini kolaylaştırıcı etken olmaktadır.
Buna karşılık, futbol dışındaki pek az spor siyasete malzeme olma bakımından verimli sayılabilir.
Voleybolun, basketbolun, tenisin ve bunlara eklenebilecek diğerlerinin iktidar için kullanışlı olmadıkları apaçık ortadadır.
Dünya Kupası’na katılım başarısından ötürü kendinden geçenler dereyi görmeden paçayı sıvayıp da hayal alemine dalınca duvara çarpmanın etkisi çok daha büyük oldu.
Milli takım, bir tur öteye geçmiş olsaydı Türkiye’den kalkacak jumbo jetlere doluşturulan yandaş tayfa milli takıma destek kılıfıyla ödüllendirilmiş olacaktı. Emekli aylığına bin lira zam yapmak için haftalarca düşünülen ülkede bu gelişmenin yaşanmamış olması topçularımızın iç karartan başarısızlığından çıkartılacak biricik teselli olsa gerektir.
Not : Yazıyı bitirmek üzereyken basına yansıyan bir haber ilgimi çekti. Eleştirilerden bunalmış olan TFF Başkanı, Adalet Bakanı’na seslenerek milli takımı eleştirenlere yönelik önlem almasını istemiş. Parti kapatmaya eşdeğer kararlar alabilen yargı için çocuk oyuncağı sayılabilecek bir istek. Bekleyip, görelim…



















