Çok bilinen türklerimizdendir.
Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa…
Bir olanaksızlığı anlatmak için yukarı akıtmıştır dereleri türküyü yakan.
Öyle olsaydı selden söz edilmezdi belki ama o çağıl çağıl derelerin sunduğu yaşamdan da yoksun kalırdık.
Ürkütücü sel görüntüleri şimdilik belleklere kazındı.
Ne kadar süreyle orada kalacakları belirsiz.
Belleklerden çıkmayacakları kesindir de ne kadar süreyle akılcı davranacağımızın kesinliği yoktur.
İstanbul’un son yeşil kuşağı kuzey ormanları ortadan kaldırılarak yapılan Kuzey Otoyolu’ndan 2020’de geçmiştim. Bir yandan araç kullanıp diğer yandan canımın sıkıntısına katlanmak hiç kolay olmamıştı.
İstanbul (ya da başka bir büyük kentimiz) sınırsız büyümek zorunda mı?
Temel hak ve özgürlükler kolaylıkla biçilip, yok edilirken canı isteyenin İstanbul’u mesken tutması ve buranın her geçen gün daha yaşanmazlaşması hangi özgürlükle açıklanabilir?
Uzaklardan bir örnekle sürdürelim.
Bir kitapta rastlamıştım bu sınırlamaya. Açık kaynaklardan doğrulattım.
Çin’in başkenti Pekin’de 22 milyon kişi yaşıyor. Aklı ve bilgiyi rehber edinen Çinli yetkililer Pekin daha fazla büyürse burada yaşamak güçleşir, sorunların çözümü olanaksızlaşır diye düşünmüşler. Pekin’in daha fazla büyümesini engelleme kararı almışlar.
Diyelim ki, Çin’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde birisi Pekin’de yaşamak istesin.
Bunun üç yolu var.
- Pekin’de iş bulmuş olmanız ve bunun işverence doğrulanmış olması gerekir. Baika deyişle, sizin için Pekin vazgeçilmez olabilir. Ama, oraya yerleşebilmeniz Pekin için vazgeçilmez olmanızı gerektirmektedir.
- Pekin’e yerleşmeniz için bir başka sağlam gerekçe eğitimdir. Bunu kanıtlamak zor değildir.
- Son olarak, aile birleşmesi Pekin’e yerleşme gerekçesi sayılmış. Bu da son derece insani bir gerekçe kuşkusuz.
İstanbul ve ona eşlik eden büyük kentlerimiz için benzeri bir kısıtlamanın zamanı gelmiştir, geçmektedir.
İnsanların kitleler halinde büyük şehirlere göçü ve bunun da ötesinde oralara yığışması, üşüşmesi önlenmedikçe selden, depremden ve başka beklenmedik sorunlardan kaynaklı üzüntülerimizin sonu gelmeyecektir.
İnsanın aklını kullanabilen bir varlık olduğunu kanıtlamalıyız.











