İsrail son yarım yüzyıldır bölgenin şiddet kaynağıdır. Katildir demek abartı olmaz.
Gazze’de iki yılı aşkın süredir 10 binlerce sivilin ölümünden sorumludur İsrail.
İran’a yönelik saldırının daha ilk gününde 200’e yakın çocuğun ölümünden ABD’yle birlikte sorumludur.
Spor dostluğun, kardeşliğin ve barışın önde gelen aracıysa İsrail’in bu ortamlardaki varlığı sorgulanmalı.
Bir önceki ayki kış olimpiyatlarında boy gösterdi İsrail.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin kılı kıpırdamadı diyelim. Üye ülkelerden birisinin bile aklına gelmedi mi harekete geçmek?
Başka birçok ortamda da İsrail’in hem milli takımlar hem kulüpler düzeyinde varlığını sürdürdüğünü ibretle izliyoruz.
Türkiye için durum biraz daha farklı.
Türk takımlarıyla karşılaşması olan İsrail takımları güvenlik kaygıları nedeniyle Türkiye’ye gelemiyorlar. Türk takımı, İsrail takımı ile sahasındaki maçları seçtiği Avrupa ülkelerinden birisinde yapıyor.
Eğer spor dediğimiz etkinlik dostluğun, kardeşliğin, barışın aracıysa İsrail’in bu ortamdaki varlığı kabul edilemez.
İsrail hem ulusal hem takım düzeyindeki sporlardan uzaklaştırılmalıdır.
Bireysel sporlarda ise sporcu katılabilir ancak tıpkı Rusya ve Belarus’a titizlikle yapıldığı gibi bayrağını dalgalandırmasına engel olunmalıdır.
Uluslararası ölçekte girişimler gereklidir.
Türkiye bu girişimlere öncülük etmelidir.
Spor bakanlığı, spor federasyonlarının harekete geçmesini sağlamalıdır.
Diğer yandan, dış ortamda spor karşılaşmalarına çıkan ve dolayısı ile de İsrail takımlarını karşısında bulan kulüplerimiz ilgili kurumlara nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.
Özellikle profesyonel sporları düzenleyen oluşumlar devlet içinde devlet gücüne erişmiş durumdadır günümüzde. İşin ticari boyutunu her şeyin önüne koyan bu oluşumların İsrail’in dışlanması isteklerini kulak arkası etmeleri bir olasılıktır.
Buna karşılık, girişimde bulunmak da insanlık görevidir.
Hiçbir şey elde edilemese bile tarihe not düşmek, tarihin doğru yanında yer almak da önemlidir.
Bir yurttaş olarak üç büyük spor kulübümüze konuyla ilgili başvuruda bulundum. Kulüp olarak uluslararası kurumlara başvuru görevini yerine getirmenin kendilerine düştüğünü anımsattım.
GS’li okurlar alınganlık göstermesin. Bu seçkin kulübümüze resmi internet sitesinden gönderdiğim ileti Hata 500’le geri döndü.
BJK ve FB’den iletilerine geri bildirim almadım.
Bu olayın bence öncüsü olması gereken spor bakanlığı ve federasyonların duyarlılık göstermesi için CİMER’e de başvuruda bulundum. Henüz yanıt almadım. CİMER’den gelen geri bildirimde başvurumun ilgili kurumlara iletildiği bilgisi verildi.
Yazıyı kaleme alalı birkaç hafta olmuştu. Paylaşmakta geciktim.
İyi ki gecikmişim.
Yine İspanya, yine Pedro Sanchez Türkiye’den gelmeyen yanıtı verdi.
https://www.facebook.com/share/p/1DYrXocLPD/?mibextid=wwXIfr
Haziranda ABD’de yapılacak dünya kupasında İsrail varsa biz yokuz diyerek bir kez daha yerkürenin namusunu kurtardı.

Türkiye’de toplumda olduğu gibi yönetenlerde de bir İsrail öfkesi olduğu kuşkusuzdur. ABD’den esirgenen bu öfkenin İsrail’e yöneltildiği gerçektir.
Ancak, söylemin eylemle tamamlanması zamanı gelmiştir. Söylemde kalanın zamanla anlamsızlaştığı, silinip gittiği kesindir.
Türk kulüpleri, spor federasyonları spor bakanlığı öncülüğünde İsrail’in spor ortamından uzaklaştırılması için uluslararası girişimlerde bulunmalıdırlar.
Ortada bir de İspanya gibi güvenilebilecek bir bağlaşık varken bu fırsat kaçırılmamalıdır.
Bu girişim ülkemize saygınlık kazandıracağı gibi yerine getirilmesi gereken bir insanlık görevi olarak da karşımızda durmaktadır.





























