Çin Halk Cumhuriyeti 1 Ekim 1949’da kuruldu. Utanç yüzyılını izleyen XX. Yüzyılın başında Çin imparatorluğuna son veren Cumhuriyet kurulmuş olsa da iç savaşla ve Japon işgaliyle örselenen Çin’de komünist rejim deyim yerindeyse geçmişin yıkıntıları üzerinde yükseldi.
Çin Halk Cumhuriyeti 9.6 milyon km2’lik bir alanı kaplamaktadır. Bu haliyle Rusya ve Kanada’dan sonra dünyanın üçüncü büyük yüzölçümüne sahip ülkesidir.

Çin’in barındırdığı 1.4 milyar insan dünya ölçeğinde % 17’ye denk düşer. Her bakımdan bir devdir. Son olarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi olma noktasına tırmanmıştır. Hiç de uzak olmayan gelecekte birinci olması beklenmektedir.
Türkiye’yle karşılaştırmak gerekirse Çin hemen her bakımdan ülkemizin 10 katı büyüklüğe sahiptir.
Dünya üzerinde bir şekilde büyüyen pek çok ekonomi olsa da Çin’in özelliği sağladığı büyümeyi tabana yansıtmasıdır. Dünya Bankası verilerine göre Çin Halk Cumhuriyeti son 40 yılda 800 milyon Çinliyi yoksulluktan kurtarmıştır. Çin’de yoksul insan kalmamıştır. Bunun ayrıca önemli bir başarı olduğunun altı çizilmelidir.
https://pip.worldbank.org/country-profiles/CHN

Çin Halk Cumhuriyeti siyasi olarak 22 eyalet, 5 özerk bölgeden oluşmaktadır. Çin, Tayvan’ı da kapsayacak şekilde “tek Çin” ilkesini benimsemiştir. Buna göre, Tayvan da eklendiğinde eyalet sayısı 23’e çıkmaktadır. Tek Çin ilkesi dünyaca da kabul edilmektedir.
Hong Kong ve Makau “özel yönetim bölgeleri” (SAR-Special Administrative Region) olarak tanımlanmıştır.

Hong Kong ve Makau özel yönetim bölgeleri (SAR)
Çin Halk Cumhuriyeti, tek partiyle yönetilmektedir. O tek parti de 1921’de kurulmuş olan Çin Komünist Partisi (ÇKP)’dir.

Çin Komünist Partisi 100 milyonu biraz geçkin üye sayısına sahiptir. Partiye üye olmak için başvuruda bulunmak ve ön incelemeden geçmek gerekmektedir. Üyelik için ateist olma koşulu vardır.

Xi Jinping (1953- ) 2012’den bu yana ÇKP Genel Sekreteri’dir.

Çin özerk bölgeleri
Yönetsel başkent Pekin ve finansal başkent Şanghay doğrudan merkezi yönetime bağlıdır.
Çin Halk Cumhuriyeti’nde 56 etnik kökenden insan yaşamaktadır. Han etnik grubu % 91-92’yle baskındır. Etnik yapı böyle olsa da Çin Halk Cumhuriyeti Çin milleti kavramını oluşturmakla kalmamış, yerleştirmiştir de.
Çin’in sıçramasından kaygı duyan emperyal ülkeler Çin’deki bu etnik çeşitliliği kullanma eğiliminde olsalar da son yıllarda sağlanan ekonomik başarılar bu eğilimi boşa çıkartmıştır.
Çin tarihinde Hanların baskınlığına karşın Yuan (1271-1368) (Moğollar) ve King (1644-1912) (Mançular) hanedanları döneminde yönetim farklı etnik grupların eline geçmiştir.
Örneğin, Marko Polo Çin’e vardığında Hanbalık’ta (Pekin’in o zamanki adı) huzuruna çıktığı Kubilay Yuan hanedanının üyesiydi.

Kubilay Han

Marko Polo
Çinliler tarih boyunca kendilerini dünyanın baskın gücü olarak görmüşler. Buna bağlı olarak, kendi anayurtlarını Orta Krallık (Zhongguo) olarak adlandırmışlar. Kendileri dışındaki dünyayı çok değerli bulmamışlar.

Bu yaklaşım XVIII. Yüzyıl sonunda bile varlığını korumuş. Teknolojik geriliğini göremeyen Çin hanedanı izleyen yüzyılda Afyon Savaşları’yla yüzleşmek zorunda kaldı.
Şanghay’da kimi yerlerin girişine konulan “Çinliler ve köpekler giremez!” bu zorunluluğun onur kırıcı sonucu oldu.
Çin tarihi 3600 yıl geriye götürülse de MÖ 221 önemli dönüm noktası olarak kabul görür.
Bu tarihte çok sayıda krallıktan biri olan Qin (Çin Krallığı) MÖ 475’te başlayan Savaşan Devletler Dönemi’ne son vermiştir. Bu nedenle olmalı, Çin İmparatorluğu’nun başlangıcı sayılmaktadır. Orta Krallık/Ülke nitelemesi Zhongguo da o tarihten başlayarak bugüne kalan bir adlandırma olmuştur.
Zhongguo adı bugünkü Çin devletinin adında yaşamayı sürdürmektedir.
Zhonghua Renmin Gongheguo (Çin Halk Cumhuriyeti)

Kurucu hanedanın ilk hükümdarı olan Kin Shi Huang Di ilk imparator olarak kabul edilir.

Qin Shi Huang Di
Önemli işlerin altında imzası vardır ilk imparatorun. Örneğin, yazı ve ölçü birliğini sağlaması gibi. O dönemin yollarında yolculuğun kolaylaştırılması için at arabalarının dingil aralığı da onun döneminde standardize edilmiştir.
Olumluluklarının yanı sıra demir yumruklu yönetimiyle de derin iz bırakmıştır. Ölümünden hemen sonra imparatorluğun dağılma eğilimi göstermiş olması bu olumsuzluğun sonucu sayılmaktadır.
Diğer yandan, ölümden korkmasıyla ünlenmiştir.
Xi’an’da 1974’te rastlantı sonucu bulunan Terra Cotta askerlerini de ona borçluyuz. Ölümden sonraki yaşamda kendisini koruması için 8000’den fazla askerin gerçek boyutlu tıpkılarını yaptırarak gömütüne eklemiştir. Çin tarihinin en görkemli mezarını yaptırdığı kuşkusuzdur.

Shang hanedanı dönemindeki kehanet kemiklerinden kısaca söz etmekte yarar var. O zamana dek kaynatılarak suyu sıtmaya karşı ilaç olarak kullanılan dana kürek kemiği ya da kaplumbağa kabuğunun düz yüzeyine işlenmiş yazıların evet-hayır ikiliğiyle yanıtlanacağı sorular olduğu anlaşılmıştır. Gelecekte yaşanacaklara ilişkin kimi sorulardır. Bir bakıma ilahi güçlere başvurulmuştur böylelikle. Böylelikle olası savaşın sonuçları, hasat beklentisi ya da doğa olayları öğrenilmek istenmiştir.
İnişli çıkışlı bir tarihi olan Çin’de XIX. Yüzyıla gelindiğinde İngilizler Çin’i karanlık bir dönemin beklediğini kehanete gerek duymadan saptamışlardır. Baskı aygıtı, barut, kâğıt, pusula gibi önemli buluşların sahibi Çin bu öndeliğini yitirmiştir. Bunun farkına varmamış olmaları bozguna giden yolun taşlarını döşemiştir.
İngilizler, Çin’den aldıklarının karşılığında gümüş yerine afyon vermeyi ve bunu zorla yapmayı deneyince Çin büsbütün karanlığa gömülmüştür. Uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaşması sömürgecilerin işini kolaylaştırmıştır.
Bu yolun sonu Çin’in sömürgeleşmesine çıkmıştır. Hong Kong ve Makau yabancılara verilir.
Bu da yetmez.
Hindistan’da halı dokuyamasınlar diye genç kızların başparmaklarını kesebilen azgın İngiliz emperyalizmi bu kez Çin’de sahne almıştır. Gözyaşı ve kan oluk oluk akmıştır XIX. yüzyıl boyunca.
XX. yüzyılda uyanan Çin imparatorluğa son verip Cumhuriyeti kuracaktır.
Bu kez de Japon saldırganlığı epeyce yaralayacaktır Çin’i. Bu saldırganlıkla baş edecek yerde komünistleri karşıt belleyen Komintang Çangay Şek önderliğinde kardeş kanı dökmekten çekinmez.
İç savaşı yitirip Tayvan’a kaçan milliyetçiler gerilerinde yıkıntı bırakırlar.
Bu yıkıntıyla baş etmek Mao önderliğinde komünistlere kalmıştır.
Büyük Sıçrama ve kuraklık karabasanına eklenen Kültür Devrimi sarsıntısı yeni dönemde sorunları çözmek yerine katmerlemiştir.
Mao’nun ölümü sonrasında yapılan atılım bugünün Çin sıçramasının başlangıcı olmuştur.
Mao sonrasının önderi Deng’in “Bundan böyle Çin’in rehberi bilim olacaktır” sözleri yoruma gerektirmeyecek açıklıktadır.
Çin’in dışa açılma yaklaşımı kimi solcularca sosyalizme ihanet olarak görülür. Tam da burada Deng’in “Kedinin fareyi yakaladığı sürece ak ya da olması önemli değildir” sözleri anımsanmayı hak eder.
Günümüz Çin’i o yıllarda yaptığı atılımın ürünlerini hasat ediyor.
Elliye yakın teknoloji başlığının 40’tan çoğunda uzak ara öndedir Çin.
Günümüz teknolojisinin kilit taşları sayabileceğimiz seyrek toprak elementlerinin denetiminde % 90’ları aşan baskınlığa sahiptir artık.
Çin barışçıl duruşuyla dikkat çekerken karşıtları onu durdurmanın ancak savaşla olası olduğu saplantısı içindedir.
Çin’de din dünyanın geri kalanına göre farklı bir içeriğe sahiptir.
Hindistan’dan gelen ve bugün de yaygın olarak inanılan Budizmin yanı sıra Çin’in kendisine ait Konfüçyusçuluk ve Taoizm yaygın dinlerdir.
Çin Komünist Partisi’nin tek parti iktidarının geçerli olduğu ülkede devletin herhangi bir dine yakınlığı ya da kayırması söz konusu değildir. İnanç kişilerin özel alanı olarak görülmektedir ve bu alana olabildiğince karışılmamaktadır. Elbette, bu özel alanın kamusal alanda güç kazanmasına da fırsat verilmemektedir.
MÖ 551-479 arasında yaşamış olan Konfüçyus aradan geçen 2000 yıldan fazla zamandan sonra etkisini bugün de sürdürmektedir.

İlk imparator döneminde kitaplarının yakılmasına, komünist dönemde yasaklamaya varan uygulamalara karşın varlığını sürdürüyor oluşu Çin toplumundaki etkisini göstermesi bakımından önemli ölçütlerdir.
- Konfüçyus yaşamı boyunca önemli bir görevde bulunmamıştır
- Yaşamı boyunca varsıl ve güçlü bir kişi olmamıştır.
- Geleneksel Çin tarihine göre 5 klasiğin düzenlemesini yapmıştır.
Konfüçyus ilkeleri toplumsal yaşamın etik kurallarını düzenlerken Çin tarihi boyunca önem taşımış olan kamu görevlisi olma sınavlarının değişmez ölçütü olarak varlığını sürdürmüştür.
Çin’de önemli etkisi olan Taoizm’in MÖ VI. Yüzyılda Laozi tarafından tanımlandığı söylenir. Han hanedanlığı döneminde güç kazanmıştır.

Laozi
İnsanın doğayla uyumlu bir ilişki içinde olması gereğine vurgu yapar Taoizm.
On bir günlük Çin gezimiz boyunca Şanghay, Xi’an ve Pekin gibi metropollerin yanı sıra Çin kırsalını da kapsamaktaydı. Buna bağlı olarak Çin içinde 2 hızlı tren 2 de iç hat uçak yolculuğu yaptık.
Çin’deki hızlı tren ağının 50.000 km’yi aştığını öğrendik. Her iki tren yolculuğumuzda hızın 200 km altına düşmediğini, 350 km’yi bulduğunu gözlerimizle gördük, yaşadık.

Çin demiryolu ağı
Çin’de özellikle garlar ve havaalanları son derece kalabalık. Buna karşılık bu kalabalığın karmaşa yaratmadığına tanıklık ettik.

Şian tren garı
Çin metropollerindeki ulaşım için yeraltına yatırımın öncelendiği anlaşılıyor.

Pekin tren garı
Pekin ve Şanghay metroları birkaç onyılda 800 km’yi aşan ağ uzunluklarıyla
Londra ve New York metrolarını geride bırakmışlar. Kitle taşımacılığı ile yerüstündeki karmaşa ve trafik sıkışıklığı azaltılmış.
Çin’de ne gördüm? Başlıklı yazımda da değinmiştim.
Burada yinelemekte sakınca yok.
Yıkıntılar üzerinde yükselmiş olan Çin Halk Cumhuriyeti son yarım yüzyıldaki sıçramasıyla giderek kararan dünyaya ışık kaynağı olmuştur. Başı önüne eğilmiş olan insanlık Çin’de yaşananlarla övünç duyabilir.
Dünyayı değiştirmek, geniş yığınları yoksulluktan ve yoksunluktan kurtarmak kimilerinin nitelediği gibi Çin mucizesiyle olanaklıdır.
Son olarak, Çin halkının elde ettiği başarının farkında olduğunu gözlemlemek olanaklıydı. Yüzlere yansıyan onur ve gurura şımarıklığın ve kibrin eklenmemiş olduğunu görmek de güzeldi.


























