AMEDSPOR KOÇBAŞIDIR!
Türkiye'de Amed diye bir yer var mı?
Tıpkı Dersim diye bir yer olmadığı gibi.
Dostluğu ve dayanışmayı simgeleyen sporun ayrışmaya ve düşmanlığa alet edilmesine karşı çıkanlar ırkçılıkla etiketlenebiliyor yeni Türkiye'de.
Soccer player kicks the ball vigorously at the stadium

“Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya!”

“Türk-Kürt-Arap kardeşliği”

Bir Amedspor fırtınası es(tiril)iyor!

Başka deyişle bir projenin koçbaşıdır Amedspor.

Bir zamanlar, Diyarbakırspor vardı.

İnişli çıkışlı olsa da Diyarbakırspor uzun yıllar ili ve bölgeyi temsil etmiştir.

Bir de bakıldı ki yerinde yeller esiyor yılların Diyarbakırspor’unun.

Bir el düğmeye bastı ve takımı ölüme terk etti.

Neredeyse eş zamanlı olarak Amedspor ve Diyarbekirspor sahne aldı.

Amedspor güncel yükselen değer olsa da diğerinin yükselişini görmek kimseleri şaşırtmamalı.

İlkinin 10 yıl kadar önce başarısızlığa uğraması sonrasında Açılım 2.0 bir yılı aşkın süre önce yeniden dolaşıma sokuldu.

Bu kez çıta çok daha yükseğe kondu.

Eli kanlı katil “kurucu önder”liğe atandı.

Böylesi sınırları zorlayan girişimin kitlelerin desteğine gereksinim duyduğu açıktı.

Hemen her türlü olumsuzluğuna ve kirliliğine karşın futbol kitleleri etkileyen tılsımını koruduğuna göre tam sırasıydı bu çok tutulan oyunun yazının başındaki sözlerden oluşan zincire eklenmesi.

Hemen her şeyin ve etkinliğin iktidar güdümünde olduğu Türkiye’de futbolun bu etkiden bağışık olduğunu akla getirmek bile olanaksızdır.

Amedspor’u süper lige çıktığı için kutlamayan kişi, kulüp ve oluşum kalmadı.

Kutlamaların önemli bölümü iktidara ve güncel duruma uzak kalma kaygısının ürünüydü.

Bahçeli’nin sınırları zorlayan, geçmişten bugüne uzanan tutumunu hiçe sayan açılımcı ve Öcalancı söylemlerine kitlesel destek sağlamada önemli işlev görmeliydi Amedspor projesi.

Projenin işlev gördüğü kuşkusuz. Ancak, kitlesel desteğe sağladığı niceliksel katkı ne düzeyde? Bu can alıcı sorunun yanıtı için bir süre daha beklemek gerekecek.

Amedspor’un “kardeşliğe vereceği katkı” en iyi olasılıkla romantik bir yaklaşım.

Romantizmin albenisine kapılanların “düşmanlık mı var da kardeşlik gereksin” sorusunu akla getirmemeleri içinde bulunduğumuz şu günlerde en azından şimdilik hoş görülebilir.

Akla getirmekten kaçınılanı sormuş olarak hiç olmazsa tarihe not düşmüş olalım.

Zaten boğazına kadar çamura gömülmüş futbolun siyasete araç yapılması eksikti. O da oldu.

Posted in

Yorum bırakın