
İstediğiniz kadar ben Türkiye’yi şikâyet etme niyetiyle yazmadım deyin. Bu yersiz ve gereksiz davranışınızın böyle algılanması kaçınılmazdır.
Türkiye, tarihsel günlerden geçiyor. Kurucu parti kapatılmaya eşdeğer bir saldırı altında.
Bu durum, bir yandan bıçak sırtına sürülen ve son 13 yılda yolunu yitiren, ilkelerini unutan CHP için fırsat yarattı. Geçmişin hatalarından ders çıkartarak olması gereken yere ve duruşa geçebilirdi kurucu parti.
İmamoğlu’nun sıkça düştüğü hataya enerjisi ve kararlılığıyla övgü alan Özel de düşer oldu.
Batının önde gelen basın organlarına yazılar kaleme alıyor Özel de.
Bu türden dergilerde ya da gazetelerde yazınızın yayımlanması ancak onların temsil ettiği değerlere göz kırpmanızla olası.
Hem İmamoğlu hem Özel hiç gereksinimleri olmadığı halde Batı emperyalizmine göz kırpmakta sakınca görmüyorlar.
Kimlere göz kırptıklarının farkında olmamaları olanaksız.
Şöyle bir anımsayalım.
AB(D) ve NATO erişebildikleri her dünya köşesine gözyaşı, kan ve ölüm götürdüler. Listelemeye kalksak bu yazının sınırları yetmez.
Gazze’deki soykırımın, İran’a yönelik alçakça saldırının ardında bu üçlünün olduğunu en iyi bilenlerden birinin Özel olması gerekirdi.
Onların güvenlik kavramı olarak pazarladıkları, gerçekte emperyalist saldırganlık ve bu saldırganlığın güvence altında olmasıdır.
Diğer yandan, kurucu parti önderliği Batıya göz kırpma konusunda iktidarla yarışa girme eğilimi göstermektedir.
Bu konuda iktidarla yarışmak olanaklı değildir.
Türkiye’yi çeyrek yüzyıla yakın zamandır yöneten AKP iktidarı hem Avrupa’nın, hem ABD’nin ve dolayısı ile de NATO’nun gözdesidir.
Avrupa’nın desteğini almak için milyonlarca göçmeni birkaç milyar avro karşılığında Türkiye’de tutmanız gerekir. Bunu yapmaya niyet etseniz bile iktidar kadar başarılı olamayacağınız açıktır.
Diğer yandan, Atlantik’in karşı kıyısındaki emperyalist de son derece hoşnuttur AKP’den.
Bir oturuşta milyarlarca dolar tutarında alım yapma herkesin harcı değildir. Yaparsa AKP yapar.
Yapmıştır, yapmaktadır.
Suç örgütü NATO konusunda da iktidarın eline su dökmek hiç kolay değildir.
Özetle, kendini kanıtlamış AKP dururken ne ABD ne de Avrupa dereyi geçerken at değiştirmeyi göze almaz.
Bu yalın gerçek ortadayken kurucu partinin Batı emperyalizminden yarar umma çabası gerçekçi olmadığı gibi onurlu bir davranış da olamaz.
Her şeyi kendi çıkarına uyarlama çabası içindeki emperyalizmin kurucu partinin başına gelenle dertlenmesi ancak düşte görülecek bir gelişme olabilir.
Son bir not!
ABD’nin büyükelçi unvanlı sömürge valisinin size bir monark gerek sözü de üzerinde durulmaya değer.
Aranan monark bulunmuş durumda.
Tek eksik monarkın iktidarının sonsuzlaştırılması!
Antiemperyalist savaş vermiş, onu Cumhuriyetle taçlandırmak yetmemiş bir de devrimleri eklemiş kurucu partinin “persona non grata” söyleminden özenle uzak duruyor oluşu üzerinde durmaya değmez mi?
Emperyalizmin basın kisveli kalelerine yazı yazmak ve o yazılarda batıya yaslanan biçem kullanmak açık ki sömürge valisini görmezden gelmeyi gerektirmektedir.
Böylesi bir tercih kurucu partinin kökleriyle bağını onaracağı gibi iktidarı da zorlama fırsatı sağlayabilirdi.
Böyle biline.
Bu hatalara son verile…
Not : Yazıyı bitirdikten sonra rastladığım bir görsel kurucu partiye ders içeriyor gibi geldi bana. Emperyalizm has hizmetkârı varken ve ondan hoşnutken yeni bir hizmetkâra yakınlık göstermez.

Yorum bırakın