Kategori: ANI-YORUM

  • Bu yazıda Venezuelalı süvari binbaşısı Nogales Mendez’den söz edeceğim. Kısa süre önce yazdığım bir başka yazıda bir başka Venezuelalı olan Fransisco de Miranda’nın öyküsüne değinmiştim. Miranda Latin Amerika devrimci hareketinin simge adı Simon Bolivar’ın yakın silah ve yazgı arkadaşı olarak hiç kuşkusuz daha şöhretli ve bilinen bir kişilikti. https://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2019/06/09/osmanlida-bir-venezuelali/ Mendez ise neredeyse hiç tanınmayan bir…

  • Bir yazı Yugoslavya özlemimi depreştirdi desem yeridir. Çoğunlukla Goran Bregoviç kökenlidir Yugoslavya özlemleri. Yıllar geçtikçe Yugoslavya özlemcilerinin sayısının artmasına da şaşırmamalı. http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1426992/Prekazi_neden_Fethullahci_olmadi_.html GS’nin geride derin iz bırakan futbolcularından, en azından benim kuşağımın son derece iyi anımsadığı Cevat Prekazi’yi Bregoviç’in oluşturduğu zincire eklemeli. Bundan birkaç hafta önce de Prekazi basının ilgi odağıydı. Bağlantıdaki röportajın da bir…

  • 15 Mayıs tarihimizin öksüz kalmış günlerinden birisidir. İzmir’e ayak basan Yunan’a ilk kurşunu sıkan gerçek adı Osman Nevres olan Hukuku Beşer gazetesinin yazarı Hasan Tahsin elbette pek çoğumuzca tanınır ve bilinir. Ama, bu gözü pek ve soylu atılganlığının hakkı her nedense yeterince verilmez. Hasan Tahsin İzmir’in kalbindeki Konak Meydanı’nda anıtlaşmıştır. Bu denli önemli bir kişiliğin…

  • Okul arkadaşlarının 40 yıl sonraki Eskişehir Buluşması duygu yüklü olduğu kadar coşkulu ve bir o kadar da öğretici oldu. Birlikte geçirilen 7 okul yılı da eklendiğinde ortaya çıkan sayı yarım yüzyıla yaklaşmış oldu. Bu türlü buluşmalar coşkulu olduğu kadar düş kırıklığı yaratmaya da eğilimlidir. Aradan geçen yıllar ortak noktaları aşındırmış ve hatta ortadan kaldırmış da…

  • 1 Mayıs’lar ülkemiz tarihinin önemli sayfalarını oluşturur. Özellikle Soğuk Savaş boyunca 1 Mayıs “korku ve kaygı”ya eşdeğer bir olgu gibi belletildi insanımıza. Özellikle 1977 1 Mayıs’ında Taksim’e sıçrayan kanın yarattığı hüzün ve dehşet tazeliğini koruyor. O gün orada 1 Mayıs’ı kutlamaktan başka amacı olmayan ve toprağa düşen canları bir kez daha anıyor, anıları önünde saygıyla…

  • Yollar gidilmek için! Yollar sapılmak için! Gezgin için yoldan çıkmak iyidir diyerek Kütahya’ya uğruyoruz. Eskişehir’in komşusu ve üçte biri büyüklüğündeki Kütahya’da da şaşırtıya yol açacak mekânlar var! Kütahya girişinde Evliya Çelebi anıtı Kaleye doğru yol alıyoruz. Kütahya Kalesi Yapım tarihi 1410 olan Ulu Cami’yi görüyoruz ilk olarak. Timur fırtınasıyla sarsılan Osmanlı’nın Fetret Dönemi eseri olduğu…

  • 23 Nisan’ı çocuk dostu ve “koruyucusu” bir Tıbbiyeli’yi saygıyla anarak kutlamak anlamlı olacaktı… Harbiye-Mülkiye-Tıbbiye Osmanlı’nın modernleşme çabalarının sacayağı sayabileceğimiz üçlüdür. Bir hekim olarak Tıbbiye’nin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan zorlu yolda üstlendiği önemli rolden ötürü gururlanırım. Oysa, gerçeğin farkına varıldığında sacayağının bir öğesi olan Tıbbiye’ye bundan başka rol düşmediği kolaylıkla anlaşılabilir. Bu üçlü Osmanlı’da çağdaşlaşma çabalarının öne…

  •   Paris Fransa’nın yalnız yönetsel değil tarihsel bakımdan da başkenti. Paris’in yürüyüşçü dostu bir kent olduğunu söylemek olası. Pek çok rehberde Paris için çok sayıda yürüyüş rotaları önerilmekte. Bizim tercihimiz karışım yapmaktan yana oldu. Tarih öncesi Paris’inden başlayıp Roma dönemini ve elbette Napolyon ve Devrim Paris’ini aynı potada eriten bir karışım. Aradan geçen 200 yüzyılı…

  • Milli maç İşkodra’da olunca gezi anıları canlandı. 2011 yazının bir haftasına sığdırılan yüksek yoğunluklu Balkan gezisinin bir gününü Arnavutluk’ta geçirmiştik. Sabah Makedon sınırından başlayan günübirlik Arnavutluk serüvenimiz günün sonunda İşkodra’dan Karadağ’a geçişle noktalanmıştı. Aklımda kalan, Arnavutluk’un Balkanların en alçakgönüllü ve de en yoksul ülkesi olduğuydu. Arnavutluk’la Türkiye dinsel yakınlığın da etkisiyle sıcak ilişki içinde olmuştur…

  • Cani, insafsız, insanlık düşmanı, sayın sayabildiğinizce. Böylesi durumlarda uygun sıfat arayışı öne geçer. Duygular kabardığı içindir. Duyguların öne geçmesine gerçeklere körlük eşlik eder çoğunlukla. Yeni Zelanda’da pek çoğumuzu dehşete düşüren bu toplu cinayet olgusu ne ilktir ne de son olacaktır. Etnik, dinsel ve mezhepsel gerekçeli düşmanlıkların her geçen gün yükselmekte olduğu hepimizce bilinen bir durum.…