Kategori: AZİM VE KARAR

  • Sözlük anlamı şöyle verilmiş şehadetin : “Yüksek bir ülkü uğrunda ölme” Dinsel kökeni de vardır bu nitelemenin. Ama, yaygın anlamı vatanı için savaşan ve ölendir. Son yıllarda şehit ve şehadet kavramlarının ulu orta kullanılır olduğunu görüyoruz. Hiç kimselerin anısına saygısızlık etme niyetinde değilim. Ama, ne Amasra’da göçük altında kalan madencimize ne de depremde yıkıntı altında…

  • Deprem yüreğimizi burktu. Bundan da kötüsü, bu olumsuzluğun akıl ve bilim yolundan ayrılışımızla ilintili olmasıydı. Cumhuriyetle birlikte Türkiye’deki yer adları da anlam kazandı. İzmir’deki Hatay onlardan birisidir. Tıpkı biraz ötedeki Lozan, Montrö, Cumhuriyet meydanları gibi. İzmir’i bilenler için yinleme olacak. Ama, bilmeyenler için tanımlamak zorundayız. Konak’tan, Bahri Baba parkı yanından kıvrılan varyanttan yukarıya doğru tırmandığınızda…

  • Yüzyılın depremiyle sarsıldık. Depremde saymayı bitiremediğimiz kadar çok insanımızı yitirdik. Yaşamımızdaki en zor sayım sürüyor. Nerede duracağıysa belirsiz. El Salvador’dan Meksika’ya, ABD’den Yunanistan’a ve elbette tek milletin ikinci devleti Azerbaycan’dan yardım toplulukları ülkemize ulaşıyor. Fransa hükümetinin yardımının hakkını teslim ederek Fransız (sözde gülmece) dergisi Charlie Hebdo bir kez daha sahneye çıkma fırsatını kendince kullandığını görüyoruz.…

  • Dalya yılındayız. Yakın tarihimizin pek çok önemli olayını 100. Yılında kutlamak, anmak ve daha da önemlisi değerini anımsamak zamanı da diyebiliriz. Yakında İzmir İktisat Kongresi’nin 100. Yılı kutlanacak. Sonra Lozan ve yılın sonuna doğru Cumhuriyet 100. Yaşını dolduracak. Bir de “mübadele” var. Anadolu’da yaşanan ve tümüyle emperyalist kurgu ürünü olan boğazlaşma sonrası yapılan antlaşmayla nüfus…

  • Emekli korgeneral Hasan Kundakçı yalın bir vatandaş olarak aramızdan ayrıldı. Süreli sağlık denetimi için gittiği sağlık kuruluşunda yaşamını yitirdiği haberleri yer aldı basında. Önemli kişilik olmakla birlikte medyada pek de yer almayan biriydi. Ölümüy medyada yer buldu doğallıkla. Bölücü teröre göz açtırmayandı. Silahını yanından ayırmadığı için “tamburacı paşa” olarak da bilindi. Kamuoyundaki tanınırlığı 1996’da Kıbrıs…

  • Ortada Mustafa Kemal, sağda Lütfi Müfit (Özdeş) (https://tr.wikipedia.org/wiki/Lütfi_Müfit_Özdeş#/media/Dosya:(15_July_1906)Beirut,_Mustafa_Kemal_Atatürk_with_Lütfi_MüfitÖzdeş.jpg) Yirmi yıllık AKP iktidarının dış politikasını hoyratlık, öngörüsüzlük ve ilkesizlikle betimlemek hiç de haksızlık olmaz. On yıldır süregelen Suriye sorununun sonuna geldiğimizi sandığımız sırada iktidardan yana olduğu bilinen, önceki yıllarda kimi etkin görevlerde bulunmuş akademik unvanlı Yasin Aktay’ın şu sözleri umut kırıcı olduğu kadar irkilticidir: “Halep’in denetimi…

  • Yıllar önce Barış Manço’nun 2023’ünü dinlediğimde ne kadar da çok var 2023’e demiştim kendi kendime. Cumhuriyet 52 yaşındayken vermiş bu yapıtını Barış Manço. Onun 48 yıl kala yazdığı-bestelediği 2023’ü o değil belki ama bizler gördük. Milli Mücadele’nin başladığı 1919’un 100. yılından bu yana bir dalya süreci içindeyiz. Milli Mücadele’nin utkuya erişmesinin ve İzmir’in kurtuluşunun 100.…

  • Ukrayna’da yaşananlar yaşlı anakara Avrupa için acıklı güldürüye eşdeğer oldu. Yanı başındaki ucuz ve bol olduğu kadar temiz enerjiden “insanlık namına” vazgeçen Avrupa uzaktan gelen, 4 kat pahalı ve bir o kadar kısıtlı Amerikan LNG’sine bağlanınca Avrupa’da titreşme ve karanlıkta kalma dönemi geri geldi.  Avrupa ortaçağını özlemiş olmalı! Beklenen soğuklar gecikerek de olsa bastırınca Avrupa’nın…

  • Her an kullandığımız akıllı telefonlar ve tabletler kendi isteğimizle atadığımız casuslarımız. Yerimizi belirleyen, özel yaşam alanlarımızdan görseller paylaşan, düşünce yapımızı ve dünya görüşümüzü yansıtan el casuslarımızın etkinliğini belirleyen bizleriz. Bilerek ya da bilmeyerek yapıyoruz bunu. Bilişim geliştikçe, yaşamımızda daha fazla yer alır oldukça yanı başımızdaki casusların sayısı artıyor. Bir zamanlar televizyonlarda izlenen “biri bizi gözetliyor”unun…

  • “Bağımsız” Türk yargısının İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki özgürlüğü ve siyaseti bağlayıcı kararı kestirilemez değildi. Yeni Türkiye’nin yeni yargısı bağımsız görünse de belirli duyarlılıkları okşamaya alışmıştı. Bir dönem birisinden buyruk almış olsa da içinde bulunduğumuz son dönemde buna bile gerek kalmadığını sayısız örnekle doğrulayabiliyoruz. Bir yerde rastladığım saptama : “Altılı masa Cumhurbaşkanı adayını belirlemekte gecikince…