Kategori: GEZİYORUM

  • GİZA

    İlkokul bilgilerimizle belleklerimize işlenmiş olan üçlü Keops, Kefren ve Mikerinos olanca görkemleriyle karşımızda. Mısır’daki diğer ören yerlerine göre burası biraz daha kalabalık. 

  • İki ay kadar önce Viyana’da sözünü ettiğim anıtlardan birisine rastladım. Anıtın fonunun Ukrayna bayrağı renklerine boyanmasına göz yumularak Rusya-Ukrayna savaşında destek verdikleri Ukrayna’ya göz kırpmışlar. Oysa, ikinci paylaşım savaşı başka birçok ülke gibi Ukrayna’yı da derin acılara boğmuş bir olaydır. Ukrayna Sovyet yitimlerine ortak olmuştur. Ukrayna’nın kendi içindeki Nazi işbirlikçiliğinin bu acıyı katladığı kuşkusuzdur.

  • 1 Mayıs’ın tarihçesiyle ilgili çok şey yazmaya gerek yok! Fazlasıyla yinelenmiş ve belleklere kazınmıştır! 1 Mayıs’ın bizlerde bıraktığı iz ise gerginlik ve yasağa eşdeğerdir. Bütün bunların arasında 1977 1 Mayıs’ına ayrı bir parantez açmak kaçınılmazdır. Kandan beslenenlerin ekmeğine yağ süren bir gladyo eylemidir! Orada, o gün yaşamlarını yitirenleri saygıyla anmak hiç unutulmamalıdır! Nasırlı ellerde yükselen…

  • “Her yer Taksim, her yer direniş!” “Benim gibi üç çocuk ister misin?” “Hak, hukuk, adalet” Yukarıda birkaçını sıraladığım savsözler geçtiğimiz günlerde gerçekleşen halk hareketi sırasında (gençlerce) atıldı. Her birinin ortak noktası savcılarca “yasadışı”lıkla etiketlenmesi ve bu savsözleri atanlara 5 yıla kadar hapis istenmesidir. Gençlerin ön aldığı ve yaratıcılıklarıyla damga vurduğu halk hareketinde atılan savsözlerden birisi…

  • Tapınak, baraj yapımı sırasında sular altında kalmaktan kurtarılarak bugünkü yerine taşınmış. Tapınağın taşınması epeyce emek ve çaba gerektirmiş. 

  • Şu ana kadarki yaşamımın üçte ikisi İzmir’de geçti. İzmir Atatürk Lisesi’yle ilintim babam ve dayım üzerindendir. Her ikisi de Atatürk Lisesi mezunuydu. Yazının sonunda paylaştığım görsel babamdan bana kalanlar arasında geçti elime. Arkasındaki nottan 1940-41 ders yılında çekildiği anlaşılıyor. O ders yılındaki öğretmenlerden bir grubun görseli.  Ben Atatürk liseli olmasam da İzmir’in ve ülkemizin bu…

  • NİL’DE YOLCULUK

    Nil’in iki yanındaki mango ağaçları, muz bahçeleri ve şeker kamışı tarlaları eşlik ediyor yolculuğumuza. Hurma ve palmiye ağaçlarını unutmamak gerek.

  • Luksor’a ulaşıyoruz. Nil’deki yüzer otelimize gitmeden önce ayağımızın tozuyla Luksor tapınağına yöneliyoruz.  “Yavaş yavaş, Hasan Şaş” “Yavaş yavaş Mansur Yavaş” sözleriyle karşılanıyoruz. Yalnız Luksor’da değil Mısır’daki tüm ören yerlerinin önünde gezgin satıcı duvarını aşmanız gerekiyor.  Türk olduğumuzu anlayan satıcılar öğrendikleri Türkçe tümceleri sıralayarak ilgimizi çekme çabası içindeler. Onlara soru sormak ve hatta göz teması kurmak…

  • Eski Mısır, yeryüzünde filizlenen ilk uygarlık olmamakla birlikte diğerlerinden çok uzun süre ayakta kaldı. En parlak döneminde dünyadaki uygarlıkların en görkemlisi oldu.

  • Türkiye’den daha geniş yüzölçümüne sahip olan Mısır’ın Nil boyunca dar bir alanla sınırlı bölgeler dışında verimli toprağı yok. Geniş çöllerle bezeli ülkeye gökyüzünün esirgediği yağıştan gelmeyen bereketi Nil sunuyor.