Kategori: İSYAN-EDİ-YORUM

  • İZMİR’DEN KISA KISA

    Kentleşmeyi yığışmak, üşüşmek ve doluşmak olarak algılayınca yaşananlara şaşırmak gereksiz…

  • Yer : İplikçizdae Köşkü, İzmir, Karşıyaka. Tarih : 10 Eylül 1922 Kurtuluş Savaşı utkusunun hemen ertesi. Anadolu kan ve barut kokuyor. Çekilen acıların gözyaşlarına kurtuluşunkilerin karıştığı günlerden biri. İplikçizade köşkü Atatürk’ün kalması için düzenlenmiş. Mustafa Kemal İplikçizade Köşkü’nde (10-14.09.1922)[1] Yunan kralı işgal İzmir’ine geldiğinde köşk sahiplerinin isteksizliğine karşın burada kalmış. Yetmemiş, bir de köşke Yunanlarca…

  • DEM’e ve dolayısı ile etnikçi teröre yakın durana başlıktaki soru sorulur.

  • Sözel şiddetin önde gelen aracı sövgünün sınırsızca dolaşıma sokulması insana yakışmadığı gibi giderek incelen ipin kopması sonucu yaratabilir.

  • UMUT HAKKI MI DEMİŞTİNİZ?

    Türkiye için zaman giderek daralıyor. Umut hakkı kılıflı kurguya engel olunamazsa “teröriste özgürlük, Cumhuriyete veda” kaçınılmaz olur.

  • HANİ AL VER YOKTU

    DEM Parti belgesinin yayımlanması “al ver yok” oyalamalarının sonlanması bakımından yararlı oldu.

  • Kural var uyan yok! Kolluk var denetim yok!

  • TECAVÜZCÜ DE OLDUK…

    Eksik kalmasın! Türk ordusunu kimyasal silah kullanmakla suçlayan Dr Şebnem Korur Fincancı da çağırılmalı komisyona. Çok daha çarpıcı ve ilgi çekici şeyler söyleyeceği güvencesi verebilirim kendisinin. TBMM’de yaşananlara verilen ölçülü(!) tepkilerle İmralı yoluna düşmeye hazırız iletisi verildiği kanısındayım. Tecavüzcülük günahından arınmanın tek yolu da bu olsa gerek…

  • ELDE VAR PAŞABAHÇE

    Paşabahçe elde kalan az sayıdaki övünç kurumlarımızdan biri. Türkiye’de dehşete düşmeyeceğimiz gün olacak mı diye sormaktan alamıyor insan kendisini. Son Selimiye Camisi olayı bunca sıkıntının üzerine tüy dikmeye yetti. Restorasyonu uygun bulmayan kurula inat, bir başkası oluşturulmuş anlaşılan. Tıpkı istenen kararı alacak mahkemeyi bulmak gibi. Görsellere yansıdığı kadarı ile öncekiyle sonraki arasındaki fark korkunç. Korkunç…

  • Ortadoğu, şeyhler, emirler, krallar coğrafyasıdır. Bağımsız görünen irili ufaklı devletler gerçekte göbeğinden ABD’ye ve dolayısı ile İsrail’e bağımlıdır. Kasaları dolu olsa da, gelirlerin halka dağıtılmasının engellenmesi ve bir avuç oligarkın cüzdanlarını şişirmesi iktidarda kalmalarına bağlıdır. Monarkların iktidarlarının sürmesi, oligarkların gelirlerinin güvence altında olması Batı emperyalizmiyle iyi geçinmelerine bağlıdır.