1 Ocak 2014
Yeni yıla ayıp etmeyeceğimi bilsem 2014’e merhaba demeden uykuya dalabilirdim. Kısa bir selamlaşma sonrası günü sonlandırınca yılın ilk ve en yorgun gününe çakı gibi uyanmış oldum.
Böyle bir günde borç ödemek en iyisi!
Bir yıl gecikmeyle de olsa Piri Reis (1470-1553) yazılmalı!
Piri Reis çok bilinen dünya haritasını 500 yıl önce çizmişti. 2013 bu nedenle Piri Reis yılı olmayı hak etmişti!
Piri Reis’le ilgili dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinlikler yapıldı hiç kuşkusuz! Ancak, özellikle ülkemizde Piri Reis yeterince irdelenedi mi? Yalnız haritası mı? Bir de Bahriye kitabı var onun! Denizciler için yazdığı kılavuz kitabın bugün de pek az hatayla geçerliliğini koruduğunu söylemekle yetinelim.
Piri Reis çağının her denizcisi gibi bir korsan! Filmlerde gördüğünüz korsan tiplemesiyle özdeşleştirip gözünüzü korkutmayın! Her Gelibolulu gibi onun da denizci olmaktan başka çaresi yoktu. Hünerli bir denizci pardon korsan olarak Osmanlı’nın hizmetinde oldu hep. Osmanlı ondan yeterince yararlandı mı? İşte bu sorunun yanıtı oldukça belirsiz.
Onunla ilgili olarak yazılıp, söylenecek çok şey olduğu kesin! Ancak, başına gelene odaklanmak bugünümüze de ışık tutabilir!
Yetmişyedi yaşındayken Hint Donanması Kaptanı yapılarak deyim yerindeyse mezarı kazılmış. Gözden uzak tutulmak mı yoksa olası başarısızlık gerekçe gösterilerek ortadan kaldırılmak mı bekliyordu onu? Hint Okyanusu’nda Portekiz donanması ile karşılaşıp da başarılı olmak kadar başarısız olmak da vardı elbette. Geri çekilme kaçınılmaz olunca yenilgi yaftası hazırdır.
Başı gövdesinden ayrıldığında 83 yaşındadır. Bu cezayı kesen mi? Muhteşem (namlı) Süleyman!
Muhteşem Süleyman’la ilgili sayısız böbürlenme bilinmeyen bir şey değil bizler için! Piri Reis’in çiziminden 500 yıl sonra yıla adını veren Yeni Dünya haritası 400’ü aşkın yıl sonra Atatürk’ün girişimiyle derlenip, toplanmakta olan Topkapı Sarayı depolarında bulunacaktır.
Tarihimizle yüzleşme adı altında sömürgecilere işbirlikçi hizmet sunan çok bilmişlerimiz her nedense bu yanıyla irdelemezler tarihimizi! Yaklaşacak olsalar, Süleyman’a “muhteşem”, Osmanlı’ya “şanlı” sıfatları takmaktan vazgeçmeleri gerekecektir.
Tıpkı sonraki yıllarda gözlemevi yerle bir edilen Takiyüddin (1521-1585) gibidir Piri Reis’in de yazgısı. Beş yüz yıl önceki çizimi evrenselleşen bir değere biçilen rol boynu vurulmak olmuş. Öyle ki, II. Mehmet’ten sonra adam gibi sultan görmeyen imparatorluk tarihe karışana dek unutmuştur değerlerini. Aslına bakılırsa boynu vurulan Piri reis olsa da ırzına geçilen akıl ve bilimdir. Bir yandan akıl ve bilime sırt çevirmek diğer yandan da onu yaratanı ortadan kaldırmak!
O değerleri tozlu arşivlerden çıkartıp, günyüzüne kavuşturmak da Osmanlı kültürü ve uygarlığını yadsımakla suçlanan Cumhuriyet’e düşmüştür.
Piri Reis’in başını gövdesinden ayıran muhteşemlik döneminde Avrupa’da yaşananlara bakmak treni neden kaçırdığımızı anlamamıza yetip de artacaktır.
Tek başına Piri Reis olgusu bile tarihe doğru bakış ve doğru çözümleme fırsatı verecek zenginliktedir.
Aradan geçen 500 yıldan sonra Türk Deniz Kuvvetleri’nin başına gelenler sıradan bir rastlantı mıdır?
Ceyhun BALCI, 01.01.2014





Yorum bırakın