DEMOKRASİ FETİŞİZMİNİN SONU
Sözlükte fetişizmin karşılığı “tapınmacılık” olarak verilmiş. Türkiye, 60 yıldır sürdürdüğü tapınmacılık serüveninde farklı bir noktaya geldi. MİT, Dışişleri, TSK ve elbette yürütmeyi de içeren güvenlik ve gizlilik sorunu tüyler ürpertecek boyutta. En az bunun kadar önemlisi “Yurtta Barış, Dünyada Barış!” ilkesine rahmet okutacak fütursuzluk! Komşu devletle savaşa tutuşmak için gerekçe üretme pespayeliği! Hem de kendi koltuğunu kurtarmak için! Türkiye, bugüne dek sayısız siyasetçi tanıdı! En kötüsü bunu ne düşündü, ne de konuştu!
Son tapeyle bilgimize sunulanların dehşeti bir yana güvenlik kavramının sözde kalmış olduğu şaşmaz bir gerçek. Bu ülkede yaşamak başlı başına bir korku ve ürkü gerekçesidir artık!
Sahte belgelerle “Cami bombalayacaklardı!” denilerek zindanlara sürülenlere karşılık “Sekiz kişi yollar, dört tane füze attırırız!” diyenler aramızdadır!
Demokrasi adı verilen somut sınırları çizilmeyip, soyut kavrama dönüştürülerek fetişleştirilen olgunun önünde sonunda başımızı derde sokacağı belliydi. Bugün artık yaşamın gerçeğine dönüşmüş bu gelişmeyi 12 yıl önce de görmek olasıydı. Halkın seçimi, toplumun tercihi sıvamalarıyla yaldızlanmış demokrasi fetişizmi aklımızı başımızdan almaya yetti.
Öyle ki, koskoca ordu çok değerli evlatlarını kurban verdi bu tapınmacılığa!
Koskoca Cumhuriyet’i kuran parti bu tapınmacılık uğruna vekillerini verdi kurban! Onları kurtarır kurtarmaz da tapınmacılığı son hızla sürdürmekte sakınca görmedi.
Demokrasi fetişizminin yarattığı felaketin gölgesinde seçimlere gidiliyor. Adı yerel olsa da seçim genelin de geneli, önemlinin de önemlisi olarak dayatılıyor seçmene!
Üç aydır tape güdülemesinde geçen günler her birimizi gözü doymaz tapeciye çevirdi. Hiçbir şey yaşanmamış, yayımlananlarda yeterince rezalet yokmuş gibi daha fazla tape, daha fazla rezalet yolu gözler olduk! Erişkin bir yurttaş bir günde onlarca tape bekleyebilir, izleyebilir hale geldi.
Bunca rezaletin 30 Mart’ta aklanması olasılığı bir türlü gündemden düşürülebilmiş değil!
31 Mart’ta “demokratik özerklik” kılıflı bölünme tehdidinin önüne de geçilebilmiş değil!
Her kesimden oy isteyenler siyasiler arasında farklı davrananları fark edebilmek için çaba göstermek gerekiyor. Parlamentodaki muhalefet anasıyla, yavrusuyla ve gizli ortağıyla, ben senden daha iyisini yaparım yarışına girmiş durumda iktidarla!
Toprak Devrimi’ni yaşama geçirmekten, Cumhuriyet Devrimi’ni tazelemekten söz eden ya yok ya da sesleri duyulur gibi değil!
Türkiye bir değişime gebe!
Ancak, bu değişimin bir iktidar mı yoksa sürücü değişikliği mi olacağı belirsiz. Sürücü değişimiyle yetinilirse bunca rezaletin boşuna yaşanmış olması felaketi kapımızda olacak!
Böyle bir durumda kabul etmek gerekir ki; yazının başlığı bir gerçeklikten çok bir dileğin seslendirilmesi anlamına geliyor…
Ceyhun BALCI, 28.03.2014
Not : Seçim yasakları bu kadarına izin verdi. Daha fazlası seçimden sonra!



dergi için bir cevap yazın Cevabı iptal et