Milli facia haftası geride kalsa da tartışmalar sürüyor. Bu yemek epeyce su kaldıracağından tartışmalar biraz daha sürecek gibi görünüyor. Olaya futbolun kuramı ve uygulaması açısından yaklaşanlar olduğu kadar teknik direktöre, federasyona ve kulüplere veryansın edenler de eksik değil.

Bence önemli bir nokta gözden kaçırılıyor.

Bir süredir izlediğim futbol maçlarında dikkatimi çeken bir ayrıntı vardı.

Lüksemburg ve Faroe Adaları maçlarında bu gözlemim pekişti.

Televizyon kameralarının görüş açısı içindeki reklam panolarından söz ediyorum.

Ortada maçın hangi kapsamda yapıldığını, hemen yanında maçın yapıldığı kenti belirleyen panolar dışında kalanların tümüne yakını bahis (diğer yönüyle kumar) tanıtımlarına ilişkindi.

Bu gözlemimi bir diğeriyle tamamlamış olayım.

Evimin yakınında bir kahvehane var. Önünden ne zaman geçsem elinde kâğıt kalem olan vatandaşlarımızın başları önlerinde bir şeyler okuduğunu, bir yerlere işaretler koyduğunu görürüm.

Bahis adı altında pazarlanan oyunların katılımcılarıdır kahvehanedekiler. Çoğunlukla orta altı sosyo-ekonomik katmanın yaşamdan umutlarını kesmek üzere olan kişileridir. İçine düştükleri dipsiz kuyudan kendilerini çıkartacak biricik umarın şans (kumar) ipine sarılmak olduğundan kuşkuları yoktur.

Kıraathanede ellerindeki bültenlerden İngiltere 3. Lig takımlarının son form durumunu, varsa cezalı oyuncularını ve başkaca sonuca etki edecek diğer öğeleri öğrenirler. Sonra da umuda yolculuk başlar. Kupon tamamlanıp yatırıldığında iş beklemeye kalır.

Öyle böyle bir pazar değildir bu.

Yeter ki oynayın!

Şifreli maçların kapısı açılır bu sitelere abonelikle birlikte.

Türkiye’deki kimi liglere, takımlara ad destekçisi olurlar. Böylelikle bahis şirketlerinin adları hemen herkesin bilinçaltına kazınır.

Bahis (kumar) örgütlenmelerinin kişisel verilerin korunması kanununa uymak gibi bir yükümlülükleri yoktur. Cep telefonunuza ya da e postanıza ileti yağdırırlar. Bu iletilerin hemen hiç birisinde “bir daha ileti almak istemiyorum” seçeneği yoktur. Buralara kendi isteğinizle abone olmadığınız için kendi isteğinizle abonelikten çıkma seçeneğiniz de yoktur. BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu)’ye yakınmada bulunmanız da bir işe yaramaz.

Kolay kazancın yolunu bulmuş olan ayrıcalıklı; sınır ve kural tanımaz şirketlerin ezici çoğunluğunun önde gelen ortak noktası yandaşlık ve candaşlıktır.

Müslümanlığı kuşku götürmez iktidarımızın bitmek tükenmek bilmeyen iktidarının bu şirketlerin başına konmuş talih kuşu olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?

Futboldan yola çıkıp nerelere düştü yolumuz!

İşin bu yanı bilindiğinde futbolun bir ayrıntıdan öte anlamı olmadığını anlamamız kolaylaşır.

Faroe Adaları maçından sonra masaya yumruğunu vura vura izleyiciye de yanı başındakilere de eşi benzeri görülmemiş saygısızlık sergileyen milli takımlar sorumlusu Hamit Altıntop’un da kendisine verilen rolü oynadığını biraz düşündüğümüzde anlamamız zor olmaz.

Futbolu düzeltmenin yolu Türkiye’yi düzeltmekten geçmektedir.

Yapılacak ilk iş bu alana hak ettiğinden çok kaynak aktarımına, sorumsuzluğa ve savurganlığa son vermek olmalıdır.

İyi sporcunun öncelikle iyi bir birey ve iyi bir vatandaş olmayı gerektirdiği önde gelen ilke olarak başa yazılmalıdır.

“Futbol bahanedir, bahis/kumar şahane.”

Temel kuralı yineleyerek bitirelim : “Bu işlerde hiç şaşmaz şekilde kasa kazanır.”

Kasanın ortama egemen olması bundandır.

Posted in

Yorum bırakın