Yazının başlığı yanıltmasın!
Kemalist olduğumu savlasam da Kemalizmi anlatacak değilim.
Kemalist olmak ve Kemalizmi kavramak başka anlatmak başka şeyler.
Altı ok Kemalizmi anlatan ilkeler.
Bugün her zamankinden daha çok gereksiniyoruz onları.
Buna karşılık Kemalizm kendi topraklarında yalnız mı yalnız!
Kilometrelerce ötede, Çin’deyse Kemalizm uygulamada. Son beşinci beş yıllık planda dışarıdan ne alıyorsak üretelim hedefi belirlenmiş. Buyurun ithal ikame’ye deyip asıl konuya geçebilirim.
Kemalizmin, yazılı olmayan ama uygulamayla belirlenmiş ilkeleri var.
Örneğin GERÇEKÇİLİK.
Kemalizmi başarısızlıklardan koruyan önde gelen ilkelerden biridir. Hayallere kapılanın duvara çarpması, gerçeklerle yüzleşmesi kaçınılmazdır. Gerçekçiyseniz başınıza böyle bir olumsuzluk gelmesi olasılığı neredeyse yoktur.
Günümüz Türkiyesi çalkantılı sularda var olma savaşı veriyor. Birçok siyasi eğilim var.
Kemalizmin bu eğilimler içinde güç sahibi olduğunu söylemek olası mı? Acı ama gerçek bu!
Durum böyle diye köşemize çekilip, yazgımıza razı mı olacağız? Elbette hayır.
İlkelerimizi koruyup, uygun zamanı kollayacağız.
Türkiye’de 9 yaşında çocuklar MEB müfettişi etiketli kimselerce sorgulanıyor. O çocuklardan birisinin evladınız, torununuz ya da yakınınız olduğunu düşünmeniz bile durumun kötülüğünü anlatmaya yetmez mi?
Birkaç gün önce tutuklanan Sinem Dedetaş Silivri’ye diye yola çıkartıldı. Pardon, Bakırköy dendi. Avukatları onu ertesi sabah Tekirdağ’da bulabildi. Böyle bir durumda akla gelmeyecekse hak, hukuk, adalet neye yarar diye sormayalım mı?
Gerçek bu kadar açık ve ortadayken bu olumsuzlukları sonlandırma eylemi ertelenebilir mi?
Ertelenebilir diyorsanız yazının geri kalanını okumasanız da olur.
Uygulamada yaşam bulan bir diğer Kemalist ilke YARARCILIK.
Mustafa Kemal’in yaşamı boyunca ve özellikle de Milli Mücadele sürecinde kurduğu işbirliklerini ve bağlaşıklıkları şöyle bir gözlerinizin önüne getirin!
Yıldızı hiç barışmayacaklarla, hiç bir şekilde düşündeş olamayacaklarla oluşturduğu güçbirlikleri ancak YARARCILIK ilkesiyle açıklanabilir.
Yeri ve zamanı geldiğinde her birisiyle yolunu ayırmakta ikileme düşmemiştir Atatürk.
Anahtar sözcük mü? Yeri ve zamanı geldiğinde, güç dengesinin ibresi kendisini gösterdiğinde.
Bilindiği gibi CHP sözde mahkeme kararıyla kapatıldı. Buna karşı duranlar yeni partileşmeye gitme kararı aldılar. Keşke gerekmeseydi. Ama, kaçınılmazdı bence.
Bir salon toplantısı için figüran toplamak zorunda kalan butlancılar zor durumda. Daha da kötüsü partiye çökenlerin Kemalistim diyenlerce dolaylı da olsa savunulması.
Tüm güçlerin tek elde toplandığı, tek kişinin varlığı ve dirliği için her yolun kullanıldığı 2026 Türkiyesi’nde Kemalizmin yazılı olmayan ilkelerini anımsama zamanı gelmiştir ve geçmektedir…

Yorum bırakın