
Gazi unvanlı TBMM’nin Sevr’e kapı açmasına kahrolurken bir üzücü haber daha aldık.
Cumhuriyetçi Kemalist Prof Dr Coşkun Özdemir sonsuzluğa göçtü.
Cumhuriyetin ikinci kuşağındandı.
Kıvılcım olarak gidip ateş topu olarak dönenlerdendi.
Kas hastalıkları alanındaki öncülüğünü KASDER’i kurarak ölümsüzleştirdi.
Düşün alanına eşsiz katkıları da bir o kadar değerli ve ölümsüzdü.
Tanımaktan onur ve gurur duyduğum insanlardan, meslektaşlardan biri olmuştu.
Tanışmamız 2010 yılına denk düşmüştü anımsadığım kadarıyla.
İstanbul Tabip Odası başkanlığı yapmakla yetinmemiş, hekim meslek kuruluşundan “etnikçi” anlayışın dışlanması için de üzerine düşen görevi yapmaktan kaçınmamıştı.
Tanışmamızı izleyen yıllarda sürekli iletişim içinde olduk.
İzmir Tabip Odası yönetiminde olduğumuz dönemlerden birinde “Urfa’dan Harvard’a” sunumuyla çalışmalarımıza katkıda bulunmuş olmasını unutamam. Sunumu aynı adlı kitabından seçkilerden oluşmuştu.




Söylenecek çok şey var elbette.
Ama, o sunumdan aklımda kalan bir kesiti paylaşmakta yarar görüyorum.
Kırklı, ellili yılların Urfasını çok iyi betimlemişti.
Bugün kafamızda canlandırmamız neredeyse olanaksız o yılların Urfasını.
Güvenilir birinden duymamış olmasak inanmak da zordu.
O yıllarda Urfa’da kadınlı, erkekli gidilen yüzme havuzları, hiç eksik olmayan tiyatro gösterileri ve akla gelebilecek başka çağdaş yaşam etkinlikleri.
Cumhuriyetin, ülkenin kılcal damarlarına işlediğinin etkileyici örnekleri.
Cumhuriyetin parlak yıllarına tanıklık etmiş Coşkun Özdemir’in son çeyrek yüzyılda hız kazanan karanlığa yolculuğa kayıtsız kalması olanaksızdı!
Coşkun Özdemir, kendisini Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu duyumsayanlardan biri olarak yaşamını ülkesine adamıştı.
Bugün Türkiye önemli bir değerini yitirdi.
Başımız sağ, ruhu şad olsun…
Yorum bırakın