Yazar: cumhuriyetciyorum
-
Türkiye’nin son günlerdeki gündemine düşen iki yargıç var! Birinci yargıç Hasta refakatçisi sıfatıyla düştü gündeme. Hastasını ameliyat eden hekimin uygun dille yapılmış uyarısı bu yargıcımızın üstünlükçü damarını harekete geçirdi. Uyarılması saygısızlığını üst perdeye taşıma etkisi yarattı. Olasılıkla, adliyede herkesin üstünde konuşlu konumu bilinçaltını devindirmiş olmalı. Oysa, hak, hukuk, adalet dağıtmakla ödevli bir yargıcın üstün konumunun…
-
Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına gün sayarken ekonomik baş etmeye çalışıyor. Deprem yıkımı cabası! Bütün bunlar yetmezmiş gibi bundan 10 yıl öncesine dek akıldan bile geçirilmeyecek demografik bozgun ete kemiğe bürünmüş durumda. Önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimler özellikle Hatay, Kilis ve Gaziantep illerinde demografik değişim gerçeğiyle yüzleşmemizi kaçınılmaz kılacak gibi görünüyor. Demografik bozgunun ana öğesi…
-
Sosyal medyayla haşır neşir olmak mı, olmamak mı? Uzunca süredir gözden geçirmeyi istediğim bir ikilemdir. Sosyal medyadan uzak durmak haberdar olmamayı güvence altına alır. Her ne kadar olanın bitenin önüne geçilemese de haberdar olmamanın dayanılmaz hafifliğiyle sarmalanırsınız. Salzburger Nachrichten’de çizen Avusturyalı Thomas Wizany’nin burada da paylaşmak zorunda kaldığım çizgisiyle başladım güne. Gurur ve onur kırıklığı……
-
Cumhuriyetin 100. Yılında konuya ilişkin yayınlar da ardışık olarak okurla buluşuyor. Yüzüncü yılda Cumhuriyetin geldiği noktaya hemen her gün değiniliyor. Henüz okurla buluşan bir kitap 100. Yılda Cumhuriyetin ilk yılını zamandizinsel olarak anlatmış. Bugün yaşadıklarımızla karşılaştırdığımızda canımızı sıksa da kitap pek çok yararlı bilgi içeriyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa’da bir mahalle muhtarı düğünlerde haremlik-selâmlık uygulamasına övgüler…
-
Dalya yılında 29 Ekim’e erişmezden önceki önemli yıldönümü elbette Lozan. Yıla 2 Lozan arası iktisat kongresiyle başlamıştık. Bilindiği gibi Lozan, Cumhuriyet karşıtlarının öncelikli saldırı noktalarından birisi olagelmiştir. Doğrudan Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal’e dil uzatmanın güç olduğu yerde, Lozan gericilerin ve emperyal sevicilerin hedefi olmuştur. Bunu da doğal olarak bilgisizce, belgesizce ve dolayısı ile de dayanaksızca…
-
Uzunca süreden beri bilgilenmek istediğim olguydu Yeşil Ordu. Yeşil Ordu’yu okurken Rusya’dan Wagner başkaldırısı haberi geldi. Anlaşıldığınca Wagner özel ordu yapılanmasıydı. Parası karşılığında Afrika’da ve dünyanın başka yerlerinde Rusya için savaşan bu ordu son olarak Ukrayna’da görev almaktaydı. Bir süreden beri düzenli orduyla uyuşmazlıkları olduğu bilgisi alınmaktaydı. Devlet ordusuyla bu gibi ordular arasında yaşanan bu…
-
Cumhuriyeti birkaç sözcükle tanımlamak gerekirse! İmamın yerine öğretmeni koyması derim. Bu yalın tanımda egemenliğin gökten yere indirilmesi ve böylelikle somutlaştırılması vardır. Aklın öne koyulması da denebilir. Cumhuriyet karşıtları bu değişimi “din düşmanlığı/karşıtlığı” olarak nitelerler. Elbette böyle değildir. Din, Cumhuriyetle birlikte olması gereken yere konmuştur. Bu yapılmadan çağdaş uygarlık başka nasıl yakalanabilirdi ki? Cumhuriyet gecikmeli bir…
-
Üçüncü binyılın birinci yüzyılının ilk çeyreği sona eriyor. Dünyada konuşulanların başında yapay zekâ (YZ) ve ona eşlik eden diğer bilişim teknolojileri geliyor. Teknoloji cebimize, evimize ve otomobilimize girdiği gibi giyilebilir bir nesneye dönüşmüş durumda. Gazetelere yansıyan bir habere göre İstanbul’da bir bebek kızamık nedeniyle yaşamını yitirdi. Cumhuriyetin 100. Yaşını kutladığımız bu yılın ilk 2 ayında…
-
Cumhuriyet kurulduğunda Ankara yakınlarında bir yerdi Ahlatlıbel. Günümüzde Ankara metropolü içinde eriyip gitmiş dense yeridir. Ahlatlıbel adını Cumhuriyetin ilk yıllarında burada yapılan arkeolojik kazılar nedeniyle öğrenmiştim. Kaynaklar Atatürk ve Dr Reşit Galip’in sık sık Ahlatlıbel kazı alanına geldiklerini, kazıya eşlik ederek bilgilendiklerini yazıyor. Cumhuriyet’e dek arkeolojiyi çanak, çömlek etkinliği olarak gören Osmanlı padişahları kasalarına koyacak…
-
Yakın zamanda iki kitap okudum. Her ikisinden de yararlandığımı söyleyebilirim. Biri yabancı diğeri yerli yazardandı. “Utanç İmparatorluğu”nu Shashi Thraaor yazmış. Yazar, Hintli bir diplomat. Pek çok uluslararası ortamda ülkesinin yüzü olmuş. Kitabında Hindistan tarihinin önemli kesitini oluşturan İngiliz emperyalizmini anlatmış. Kitabın sayfalarını çevirdikçe insaf, vicdan ve ahlâk kavramları belleğinize hiç silinmemecesine çivileniyor. Birkaç yüzyıl boyunca…
