Yazar: cumhuriyetciyorum
-
1 Mayıs ilk kez 1 Mayıs marşının bestecisi Sarper Özsansız kutlandı. Yetim kaldı dense yeridir. Tıpkı marşı gibi afişi de külttür 1 Mayıs’ın. Tasarımcısı Orhan Taylan neyse ki aramızdadır. Marşın unutulmaz yorumcuları Cem Karaca ve Timur Selçuk da sonsuzluğa uğurlanalı epeyce oldu. 1 Mayıs’a can verenlerin yüce anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 1 Mayıs bir kez…
-
SEÇİME DOĞRU : TÜRKİYE NEREYE? Seçime gün sayarken Türkiye’nin iktidar sorununu hemen her sorunun önüne koymak gerekir. Hem de ivedilikle çözüme kavuş(turul)ması gereken. Önemi yadsınamaz bu sorunun ülkenin tekil sorunu olmadığının altı çizilmeli. İktidar değişikliği bir şekilde erişilecek hedeftir. Buna karşılık, Türkiye Cumhuriyet tarihinin en yıkıcı ekonomik krizini yaşamaktadır. Her 7-10 yılda bir yaşanan bu…
-
“1921 Türkiyesini tanıyanlar, kurtuluş harbi cephesinin saflarını dolduran aç, kimsesiz ve bakımsız harp çocuklarını hatırlayanlar, 337 senesinde (1921) Himayei Etfal Cemiyeti’nin Ankara’da ne ağır ve aynı derecede ne büyük milli bir vazife hissiyle, teşkil edildiğini takdir ederler.” Dr Mehmet Fuat (Umay) Biyolojik baba olmasa da Mustafa Kemal’in çocuklara olan ilgisi sayısız kaynakça doğrulanan bir gerçektir.…
-
Bizlerin Beyaz Zambaklar Ülkesi olarak tanıdığı, yetinmeyip sevgi ve saygı duyduğu Finlandiya 75 yıllık “tarafsızlık” tutumuna son verdi. 4 Nisan’da NATO üyeliği geçerlilik kazandı. Bu durum bir ülkenin kafasını giyotine kafasını kendi isteğiyle uzatması olarak da nitelendi. Ukrayna’da yaşananlara bağlanan bu durumun öncesiz olmadığı söylenebilir. Fin gazeteci Mauno Saari’yle yapılan söyleşi Finlerin değil ama Finlandiya’yı…
-
Türkiye’nin toplumsal iklimi herkes ama özellikle de kadınlar için sıkıcı ve boğucu olmayı sürdürüyor. Bu iç karartan ortamda kadınların sportif başarıları kıvanç kaynağımız oluyor. Önce kadın voleybol takımlarımız onları izleyerek de kadın basketbol takımlarımız Avrupa’ya damga vurdu. Fenerbahçe-Mersin Yenişehir Belediyesi Basket Eurolig finalinde karşılaştılar. Gerilimsiz, sonunda yitirme korkusu olmadan maç izlemek ne güzel bir duyguymuş.…
-
Seçimlere geri sayarken açıklanan milletvekili aday listeleri iyileşmek bilmeyen yaramızı bir kez daha kanattı. FETÖ’cü, azgın dinci, etnikçi, bölücü, liberal ve de ülke düşmanına eşdeğer her ne kadar öğe varsa kendisine yer buldu listelerde. Geçmişte parmakla saydığımız olumlu kişileri bu kez mumla arasak da bulamadık. Bir tek Kemalistlere, Cumhuriyetçilere yer bulunamadı dense abartı olmaz. İlkesizlik…
-
Hayvanlara yaklaşım, hayvanlara benzetilmeye karşı verilen tepkiler küresel ölçekte akla kara kadar karşıtlık içerebilir. Kendisi üzerinden yürütülen tartışmalardan habersiz ayı dostumuz da bu karşıtlık kaynaklarından birisidir. İnsanların kendisiyle ilgili yargılarını ve özdeşleştirmelerini bilse öfke küpüne mi dönerdi? Yoksa katıla katıla güler miydi? Bilmemiz olanaksız! Ayı özellikle kuzey toplumlarında ayrıcalıklı varlıktır. Türkiye’de birisini ayıyla özdeşleştirdiğinizde başınıza…
-
Deprem canlar, kollar bacaklar aldı her şeyi yerli yerinde olanlarda açtığı psikolojik yara tartışılmaz derinlikte. AFAD ve Kızılay’da yaşananların depremden etkilenmeyenlerde açtığı yara ayrı bir dert olarak gündemde yerini aldı. Kızılay Manisa şube başkanının genel merkeze sorduğu “huzur hakkı” sorusu vicdanların susturulamadığına örnek olmalı. Elbette olumlu bir durum. Kızılay genel merkezinin paragöz yönetimi soruyu yanıtlamak…
-
Ülkeler ve toplumlar için utanç günleri vardır. Kıvanç ve övünç günleri hiç unutulmaz. Ama, utanç günleri her nedense bellek engeline takılır. Hükümetin ya da meclisin aldığı bir karar utanca ya da övünce gerekçe olabilir. Benim hiç aklımdan çıkmayan utanç gerekçelerinden birisi, henüz dünyaya gelmemiş olduğum yıllardan birinde Türkiye’nin Cezayir konusunda BM’de kullandığı “çekimser” oyudur. O…
-
Son günlerde yaşananlar “İKİ TİP”i gözden geçirmeyi gerekli ve yararlı kıldı. İlk TİP (Türkiye İşçi Partisi) 1961 yılında kuruldu. Sınıfsal bilincin oluşmaya başladığı yıllardı. Çoğu zaman “askeri darbe”yle etiketlenen 1960 devriminin ve onun ürünü 1961 anayasasının oluşturduğu ortama borçluydu varlığını. Yeri gelmişken yinelemekte sakınca yok! Askersel ya da sivil olguları yol açtığı sonuçlara göre irdelemek…
