Yazar: cumhuriyetciyorum

  • İzmir kitap fuarı kısa aralıklarla ikinci kez kapılarını açtı. Salgında yapılamayanların acısını çıkartırcasına bir sıklık diyelim. Bugün (12.03.2023) kitap fuarında rastladığım kalabalığa bakınca  İzmir kitabı özlemiş demek yanlış olmaz. Salgın arasından sonraki kitap fuarlarındaki en önemli değişiklik yeriyle ilgili oldu. Önceleri Kültürpark’ta olmasına alıştığımız kitap şöleni ikidir FUAR İZMİR’de sahne alır oldu. Kitap fuarını hemen…

  • Geçen yılın bugünlerinde İzmir’de bir futbol maçına gitmiştim. Stadyumda son izlediğim maç 2005 İzmir Universiade’ındaki Türkiye-Fas maçıydı. Göztepe-Kasımpaşa maçından önce yaşadıklarım bu ortama oldukça yabancı kaldığımı düşündürmüştü. Yağış beklendiği için olduğu için yanıma şemsiye almıştım. Girişte şemsiyem alıkonuldu. Bir şemsiye sahaya atılabilecek bir nesne olduğu gibi sopa niyetine de kullanılabilirdi. Her şeye karşın kolluk güçlerinin…

  • Yaşı uygun olanlar anımsayacaktır Çarşaf gülmece dergisini. Belleğim yanıltmıyorsa o zamanların önde gelen gülmece dergisi Gırgır’a seçenek olsun diye Hürriyet gazetesi tarafından önce Nehar Tüblek onu izleyerek de Semih Balcıoğlu yönetiminde 1975-1992 yılları arasında okurla buluşturulmuştu. “ErDemir EceKeş” Çarşaf dergisince yaratılmış bileşik bir kişilikti. Çarşaf 4 EKİM 1978 12 Eylül’e yol alan Türkiye’de bir yanda…

  • Hafta sonunu kaplayan politik sarsıntı giderildi. Altılı masa yeniden toparlandı. Toplumsal beklenti karşılanmış oldu. Türkiye’yi ikiliğe tutsak eden politik ortamla ilgili yazılacak ve göz önüne alınacak sayısız ayrıntı var. Bunları bugünlerde dile getirmek ya da yazmak kutuplaşmış Türkiye’de etiketlenmenize yeter de artar. Türkiye’ye uzunca süredir egemen olan siyasi ortamda “iç cephe”ye değinmek neredeyse olanaksızlaşmıştır. Birinin…

  • Doksan altı saatlik aradan sonra yola devam kararı alındı. Çok açık ki “millet ittifakı”nın 2 ana öğesi masanın dağılmasının sorumluluğunu üstlenmek istemedi. Bu gelişmedeki aslan payı KK ve MA ikilisinden çok Türkiye’de iç karartan, bunaltı yaratan 20 yıllık iktidara aittir. Bu dönemin mutlaka sonlanması gerekliliği toplumun kararlı ve güçlü isteğini doğurmuştur. Toplum öylesine bunaldı ki,…

  • Depremi izleyerek futbol dünyamız da devinime geçti. Yardımlar toplandı. Toplanan yardımlar başkanından futbolcusuna kadar her katmandan kişi tarafından ayrıştırılarak yardım eli bekleyenlere ulaştırıldı. Bu saygıdeğer davranışlar için olsa olsa şükran sunulur. Unutmadan bunu yapmış olalım. Vergi toplama görevini yerine getirmeyen devletimiz nerede bir felaket yaşansa yardımlara sarılıyor. Oysa, eşitlikçi ve hakkaniyetli bir vergilendirme yapılmış olsa,…

  • Büyük yıkımın yol açtığı üzüntü iç cephedeki gerginliği azaltır diye ummuştum. Yanıldığım gibi, iç cephedeki gerginlik ağıza alınmayacak sözcüklerin de katkısıyla arttı. Geçen hafta sonunda oynanan futbol maçlarında önce Kadıköy’de, onu izleyerek de Dolmabahçe’de “hükümet istifa” sesleri yükseldi.  İktidarın küçük ortağı bu gelişmeler karşısında üst perdeden tepkisiyle öne çıktı.  Bahçeli “hükümet istifa” çağrılarına istifayla karşılık…

  • Bugün açık olan bir şey varsa o da Yeni Türkiye’nin fermanlarla ve fetvalarla yönetilir olduğudur. Deprem bekleniyor. Olduğunda ne yapacağız? Ya da nasıl bir planımız var sorusunu akla bile getirmeyenlerin fermanlara ve fetvalara dört elle sarıldıkları görülüyor. İstanbul havaalanının yer seçimiyle ilgili tartışmaların olduğu günlerden birindeydi. Havaalanının göç eden kuşların yolu üzerinde olduğu söylenmişti. Bunun…

  • Geçtiğimiz günlerde deprem bölgesine başka illerden eşgüdüm amaçlı atanan iki valinin çıkışına tanık olduk. İz bırakan sözler söylediler. İlki yaşanan yıkımın ve yitimlerin kestirilenin 4-5 katı büyüklüğünde olduğunu ileri sürdü. Hiç de akla yatkın olmayan bir saptama değildi. Bir bakıma gözden uzak tutulan gerçeğin devletin valisince ifadesiydi.  Bir başka vali beyin önerisine ise gözlerimle görmesem,…

  • Bir zamanlar birkaç ayda bir adını duyardık “çekiç güç”ün. O da TBMM’de görev süresi uzatıldı diye haber olarak. Kendi topraklarımıza, birliğimize ve bütünlüğümüze yönelik odakları kendi elimizle beslemek ya da beslenmesine olanak tanımak gibi bir şeydi yapılan. Emperyalist güdülemeden kurtulamayışın sonucuydu. Dönemin başbakanlarından birinin dili sürçmüştü. Çekiç güç diyecek yerde “çekici güç” sözü dökülmüştü ağzından.…