Yazar: cumhuriyetciyorum
-
Yazıya başlık olan ürpertici sözler geçtiğimiz günlerde kim bilir kaç kez çıktı ağızlardan. Bir canlılık belirtisi arayan özverili insanların ağzından çıkan bu sözlere alınan her karşılık umutları diri tutmaya katkıda bulunmuştur kuşkusuz. “Sesimi duyan var mı?” sorusu öncekilerden farklı olarak bu kez yıkıntı altında kalanların sözü oldu. Hazırlıksızlığın ve dolayısı ile de yardımın gecikmesinin sonucuydu…
-
Depremi izleyen saatlerde Ankara’nın buyruğunu bekleyecek denli hantallaşan, işlevsizleşen devletimizin sunduğu görüntü karşısında kahrolmanın ötesine geçilemedi. Devletin devinime geçmedeki yavaşlığı dışında sorgulanması gereken bir başka başlık kamu hizmetlerinin ortadan kaldırılmasına bağlı acıklı sorunlar olmalı. Birkaçına göz atmakta yarar var. Depremi izleyen saatlerde yardım, kurtarma ve beslenmeyle ilgili eksikliklere ilk eklenen kıtlık akaryakıta ilişkindi. Tümüyle özel…
-
Yıkıntı altındaki kadınımız kendi derdini unutmuş, bir yakınına olan 2.500 TL’lik borcunu açıklıyor. Bana bir şey olursa bilinsin istedim diyor. Bir hemşire depremde bulunduğu yerden çıkıp canını kurtaracak yerde kendisine emanet yeni doğanın kuvözünü kucaklayarak koruma çabası içinde olabiliyor. Bir başkası, yine ürküyle dışarıya koşturmak yerine çocuk hastasını kucaklayıp uzaklaşmaya çalışıyor içinde bulunduğu yapıdan. Arama…
-
Dünyanın gözü Türkiye’nin üstünde. İpliğimiz pazara çıkmış durumda. Akıldan ve bilgiden kopukluğumuzu gözler önüne seren son deprem felaketi sözcüğün tam anlamıyla “milli güvenlik” sorunu yaratmıştır. Dışarıdan bakan ve özellikle de emperyal emelleri olan birileri ne düşünür bu tablo karşısında? Barınağını bile yapamayan bir ülke demezler mi? Abartarak başka yorumlar da yapmaktan geri dururlar mı? Bu…
-
Sözlük anlamı şöyle verilmiş şehadetin : “Yüksek bir ülkü uğrunda ölme” Dinsel kökeni de vardır bu nitelemenin. Ama, yaygın anlamı vatanı için savaşan ve ölendir. Son yıllarda şehit ve şehadet kavramlarının ulu orta kullanılır olduğunu görüyoruz. Hiç kimselerin anısına saygısızlık etme niyetinde değilim. Ama, ne Amasra’da göçük altında kalan madencimize ne de depremde yıkıntı altında…
-
Başka olaylar için her fırsatta yapılan “kader planı” nitelemesi doğallıkla deprem için de yapıldı. Kader planı, olsa olsa kendini bilmeyenleri, canlılığın, doğanın ve yaşamın ne olduğundan habersizleri etkileyebilirdi. Depremin yol açtığı yıkıntılar kadar utanç verici sayfadır tarihe eklenen. Ne yazık ki, “kader planı” nitelemesi depremzedelerin önemli bölümünü etkilemiş olmalıdır. Her şeyden önce eğitim ve öğretim…
-
Deprem yüreğimizi burktu. Bundan da kötüsü, bu olumsuzluğun akıl ve bilim yolundan ayrılışımızla ilintili olmasıydı. Cumhuriyetle birlikte Türkiye’deki yer adları da anlam kazandı. İzmir’deki Hatay onlardan birisidir. Tıpkı biraz ötedeki Lozan, Montrö, Cumhuriyet meydanları gibi. İzmir’i bilenler için yinleme olacak. Ama, bilmeyenler için tanımlamak zorundayız. Konak’tan, Bahri Baba parkı yanından kıvrılan varyanttan yukarıya doğru tırmandığınızda…
-
Yüzyılın depremiyle sarsıldık. Depremde saymayı bitiremediğimiz kadar çok insanımızı yitirdik. Yaşamımızdaki en zor sayım sürüyor. Nerede duracağıysa belirsiz. El Salvador’dan Meksika’ya, ABD’den Yunanistan’a ve elbette tek milletin ikinci devleti Azerbaycan’dan yardım toplulukları ülkemize ulaşıyor. Fransa hükümetinin yardımının hakkını teslim ederek Fransız (sözde gülmece) dergisi Charlie Hebdo bir kez daha sahneye çıkma fırsatını kendince kullandığını görüyoruz.…
-
Her kesimden, her uğraştan insanın yurt dışı tutkusuna yabancı sayılmayız. Ülkemizdeki iş olanaklarının sınırlılığının yanı sıra var olan işlerin doyuruculuktan uzak kalmış olması önde gelen göç nedenlerindendir. Son yıllarda bu göçlere hekimlerin de yoğun şekilde eklendiğini gördük. Yakın geçmişe dek hekimlerin bu göçteki payı akademik konumla sınırlıydı. Son yıllarda her kesimden hekim özellikle Avrupa ülkelerine…
-
Dalya yılındayız. Yakın tarihimizin pek çok önemli olayını 100. Yılında kutlamak, anmak ve daha da önemlisi değerini anımsamak zamanı da diyebiliriz. Yakında İzmir İktisat Kongresi’nin 100. Yılı kutlanacak. Sonra Lozan ve yılın sonuna doğru Cumhuriyet 100. Yaşını dolduracak. Bir de “mübadele” var. Anadolu’da yaşanan ve tümüyle emperyalist kurgu ürünü olan boğazlaşma sonrası yapılan antlaşmayla nüfus…
